O çok bariz olduğu için onu nasıl kanıtlayacağımı bilmiyorum.I don't know how to demonstrate it, since it's too obvious!
Ülkeler barışçıl amaçlarla anlaşmazlıkları çözmekle ilgileniyorlardı.The countries concerned settled the dispute by peaceful means.
Bariyerde biletini göster.Show your ticket at the barrier.
Bizim barışçıl anayasamızı korumamız gerekir.We must preserve our peaceful constitution.
Biz barış seven bir milletiz.We are a peace-loving nation.
Biz barış yararına çalışıyoruz.We are working in the interest of peace.
Dünya barışının özlemini çekiyoruz.We are longing for world peace.
Dünya barışından endişeliyiz.We are anxious for world peace.
40 yılı aşkın bir süredir barıştan keyif aldık.We have enjoyed peace for more than 40 years.
Nihai amacımız dünya barışını kurmaktır.Our ultimate goal is to establish world peace.
Benim arka bahçe on kişiden daha fazlasını barındırabilir.My backyard can hold more than ten people.
Daimi barış, illüzyondan başka bir şey değildir.Permanent peace is nothing but an illusion.
Sevgi ve Barış.Love and Peace.
İyi bir savaş, ne de kötü bir barış hiçbir zaman olmadı.There never was a good war nor a bad peace.
Mary ve John tartıştılar, ancak bir süre sonra barıştılar.Mary and John quarreled, but made up after a while.
Bir barış adamı olan Martin Luther King Jr, bir suikastçinin mermisiyle öldürüldü.Martin Luther King, Jr., a man of peace, was killed by an assassin's bullet.
Bekleyelim bari.We may as well wait.
Güvercin barış anlamına gelir.The dove stands for peace.
Güvercin barışı simgeler.The dove stands for peace.
Güvercin bir barış sembolüdür.A dove is a symbol of peace.
Güvercin ünlü bir barış sembolüdür.The dove is a famous symbol for peace.
Barışı pahası ne olursa olsun koruyacağız.We will keep the peace at all costs.
Tom ve Jane tartıştılar fakat ertesi sabah barıştılar.Tom and Jane quarreled, but they made up the next morning.
Kısa bir barıştan sonra, savaş tekrar patlak verdi.After a brief peace, war broke out again.
Bu insanlar dünya barışına çok büyük katkı sağladı.Those people contributed greatly to world peace.
General emekli olduktan sonra hayatının geri kalanını barış içinde yaşadı.The general lived the rest of his life peacefully after his retirement.
Ev iki aileyi barındırabiliyordu.The house could accommodate two families.
Bariz gerçek gerçekten bir yalandı.The apparent truth was really a lie.
Otel 300 kişi barındırabilir.The hotel can accommodate 300 people.
İki ülke bir barış antlaşması yaptı.The two countries negotiated a peace treaty.
Her ulus dünya barışını arzular.Every nation longs for world peace.
İki ülke barış antlaşmasını görüşüyor.We have a good negotiator on the staff.
Böylesine barışçıl bir manzara görmedim.Never have I seen such a peaceful scene.
Bu, barış anlaşmasının kaba taslağıdır.This is the rough draft of the peace treaty.
Bu otel 1,000 misafirden daha fazlasını barındırabilir.This hotel can accommodate over 1,000 guests.
Bu barın sahibi asla veresiye içki satmaz.The owner of this bar never sells liquor on credit.
Pekala, efendim. Salata barı orada.All right, sir. The salad bar is over there.
Bir zeytin dalı barışı sembolize eder.An olive branch symbolizes peace.
Her yerde insanlar dünya barışına adanmış kamu liderleri için özlem duyuyorlar.People everywhere yearn for public leaders dedicated to world peace.
Benimle birlikte gel bari.You may as well come with me.
Üç yıllık savaşın ardından barış geri döndü.Peace has returned after three years of war.
1979'da Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.In 1979, Mother Teresa won the Nobel Peace Prize.
1978 yılında Japonya ve Çin arasında bir barış antlaşmasına varıldı.In 1978 a peace treaty was concluded between Japan and China.
Martin Luther King 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.In 1964, Rev. King won the Nobel Peace Prize.
Heykel 1958 yılında Hiroşima Barış Parkına inşa edildi.In 1958, the statue was built in the Hiroshima Peace Park.
Atom enerjisi barışçıl amaçlarla kullanılabilir.Atomic energy can be utilized for peaceful purposes.
Protestocular girişe barikat kurdular.The protesters barricaded the entrance.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Şimdi kendimle barışık hissediyorum.I feel at peace with myself now.
Çöp haşarat barındırır.Garbage harbors vermin.
Bari bize gerçeği söyle.You may as well tell us the truth.
Hepimiz kalıcı dünya barışı istiyoruz.We all wish for permanent world peace.
Hepimiz barış için umut ediyoruz.We all hope for peace.
Dünya barışı için hepimiz istekliyiz.We are all eager for world peace.
Hepimiz barış diledik.We all wished for peace.
Biz barış içinde yaşarız.We live in peace.
Biz barış için can atıyoruz.We are longing for peace.
Barış için endişeliyiz.We are anxious for peace.
Erkek arkadaşımın ve benim barışacağımızı sanmıyorum.I don't think my boyfriend and I will ever make up.
Bu antlaşmanın dünya barışına katkı sağlayacağını umuyorum.I hope this treaty will contribute to peace in the world.