barışa ile cümle

barışa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.Vì ông lập giao_ước với đá đồng_ruộng ; Và các thú_rừng sẽ hòa_thuận với ông .
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.Διοτι θελεις εχει συμμαχιαν μετα των λιθων της πεδιαδος και τα θηρια του αγρου θελουσιν ειρηνευει μετα σου.
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.Защото ще имаш спогодба с камъните на полето; И дивите зверове ще бъдат в мир с тебе.
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.ибо с камнями полевыми у тебя союз, и звери полевые в мире с тобою.
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.כי עם אבני השדה בריתך וחית השדה השלמה לך׃
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.لانه مع حجارة الحقل عهدك ووحوش البرية تسالمك.
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.因 為 你 必 與 田 間 的 石 頭 立 約 . 田 裡 的 野 獸 、 也 必 與 你 和 好
Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın, Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.因為 你 必與田間 的 石頭立約 . 田裡 的 野獸 、 也 必與 你 和好
Dunedain barışa sahipti.Waldläufer lebten die Dúnedain in Frieden.
Dunedain barışa sahipti.束の間の平穏が訪れた
Efendi ve kolcularının kahramanlığı ile Dunedain barışa sahipti.Dzięki męstwu Wodza i jego Strażników
Efendi ve kolcularının kahramanlığı ile Dunedain barışa sahipti.Grâce au courage du Seigneur et de ses Rôdeurs,
Efendi ve kolcularının kahramanlığı ile Dunedain barışa sahipti.Grazie al valore di Arathorn e dei suoi Raminghi,
Efendi ve kolcularının kahramanlığı ile Dunedain barışa sahipti.Por el valor del Señor y sus Soldados,
Eğer istemeden de olsa seni kırdıysam, Şöyle düşünün, barışalım.Κι αν κάποιους ίσως έχω θίξει σκεφτείτε αυτό, κι όλα θα φτιάξουν:
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Ale no tak, povedzte mi, že ľudia tam vonku nie sú pripravení na mier.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Allez, ne me dîtes pas que dans le monde les gens ne sont pas prêts pour la paix.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.A teď mi zkuste říct, že tito lidé nejsou připraveni na mír.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Ayolah, jangan katakan mereka tidak siap untuk perdamaian.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Forza, non mi dite che la gente non è pronta per la pace.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.제발 사람들이 평화를 위한 준비가 되어 있지 않다고 말하지 마세요.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Komaan, vertel me niet dat mensen hier niet klaar zijn voor vrede.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Nie mówcie mi, że ludzie nie są tam gotowi na pokój.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Ora, não me diga que as pessoas não estão prontas para a paz naquele lugar.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Sagt mir nicht, dass die Leute dort nicht bereit für den Frieden sind!
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Să nu-mi spuneţi că oamenii de acolo nu sunt gata pentru pace.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Thôi nào, đừng nói với tôi rằng mọi người không sẵn sàng cho hòa bình ở đó
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Úgyhogy ne mondd nekem, hogy az emberek nem állnak készen a békére!
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Vamos, no me digan que allí la gente no está lista para la paz.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Ελάτε, πείτε μου, σας φαίνεται ότι αυτοί οι άνθρωποι δεν είναι έτοιμοι για ειρήνη;
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Не говорите мне теперь, что люди здесь не готовы к миру.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Прошу, не кажіть мені, що ці люди не готові до миру.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.Хайде, не ми казвайте, че хората не за готови за мир там.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.קדימה, אל תגידו לי שאנשים לא מוכנים לשלום שם.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.هيا، لا تقولوا لي أن الناس ليسوا على استعداد للسلام هناك.
Haydi artık, insanlar barışa hazır değil diyemezsiniz.プロジェクトは 1年で数千の行動を引き起こし
İhtilaf olmasaydı, barışa da ihtiyaç olmazdı.Om det inte fanns någon konflikt skulle det inte behövas fred
İhtilaf olmasaydı, barışa da ihtiyaç olmazdı.S'il n'y avait pas de conflit, il n'y aurait pas besoin de paix.
İhtilaf olmasaydı, barışa da ihtiyaç olmazdı.Si no hubiera conflicto, no habría necesidad de paz.
İhtilaf olmasaydı, barışa da ihtiyaç olmazdı.Ако нямаше конфликти, нямаше да има нужда от мир.
İhtilaf olmasaydı, barışa da ihtiyaç olmazdı.それは非常にシンプルで、世界平和を追及するならば
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Byli to oni, kdo věřili v mír a v ty možnosti, které poskytuje atd, atd - a oni to proměnili ve skutečnost.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Ci ludzie uwierzyli w pokój i jego możliwości, itd. Urzeczywistnili go.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Det var de som trodde på fred och dess möjligheter osv. osv. -- och de förverkligade den.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.E' gente che ha creduto nella pace e nelle possibilità di realizzarla, ecc... -- e l'hanno reso possibile.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Ei sunt oamenii care au crezut în pace şi în posibilitatea ei, etc., etc. - şi au realizat-o.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Eran las personas que creyeron en la paz y en sus posibilidades, etc., etc. ... y lo hicieron posible.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Họ là những người tin ở hòa bình và khả năng của nó, vân vân. -- và họ làm nó thành hiện thực.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.이들은 평화를 믿는 사람들이었습니다. 그리고 평화에 대한 가능성을 믿는 사람들이었죠. 그리고 실제로 이들은 현실로 이뤄냈습니다.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Mereka percaya perdamaian dan kemungkinannya, dsb., dsb. -- dan mereka mewujudkannya.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Olyan emberek voltak, akik hittek a békében, és a béke lehetőségében, stb., stb. -- és meg is valósították.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.São elas as pessoas que acreditaram na paz nas suas possibilidades, etc., etc., e a fizeram acontecer.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.To so ljudje, ki so verjeli v mir in v možnosti zanj, itd., itd. ... in ga uresničili.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Zij waren de mensen die geloofden in vrede en de mogelijkheden ervan. Zij zorgden dat het lukte.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Те бяха тези, които повярваха в мира и неговите възможности, и те направиха това реалност.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Ці люди вірили в мир і його можливості - і вони зробили його реальністю.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.הם האנשים שמאמינים בשלום והאפשרויות של זה, וכולי - הם הפכו את זה לאמיתי.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.هم كانوا من امن بالسلام وبامكانية حدوثه... الخ ... الخ وهم فعلا من حققوه
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.それを現実のものとしました 彼らに映画を見せて伝えたかったのです
Savaşın parçaladığı Libya'nın barışa ulaşmak için umutsuzca ihtiyacı olan idealler bunlar olmalı.Acestea sunt idealurile de care Libia devastată de război are nevoie disperată pentru a atinge pacea.
İlgili Sayfalar