Huruşovkalar birleşik banyolara sahipti.Borboriáni měli mít společné ženy.
Banyo yapmaktan nefret eder.Nesnáší vodu a nerad se koupe.
Bunun başlıca örneği olan A. niger, nemli duvarlar üzerinde büyür, banyolardaki küfü oluşturur.A. niger způsobuje černou plíseň na cibuli.
Van Buren buraya kurulan banyolarda yıkanmıştır.Pan Burns se málem utopí ve vaně.
Bir gece topluca karar verip banyodaki kızları gizlice izlemeye karar verirler.Musí přikročit k radikálnímu řešení, ukrýt dívku v koupelně.
Banyodan çıkarılan ürün kurutulur.A… pili vodu z pračky.
Okuldaki diğer banyolar sadece duş özelliğine sahiptir.(Ostatní koupelny ve škole mají pouze vanu.)
Bir süre sonra tekrar banyo sahnesine dönülür.Do lázní se pak v pozdějších letech vracela.
Evet: sí Hayır: no Anlamıyorum: no ho entenc Banyo nerede?: on és el bany?Komunak – Toalety Non dago komuna? – Kde jsou toalety?
Hasta olduklarında bile, sert karyolalarda, yastıksız uyur, sabahları soğuk banyolar yaparlardı.Byli hladoví, nemocní, v otrhaných uniformách se třásli zimou.
Çıkışta, yine tam karşıda küçük bir tuvalet ve banyo vardır.V koupelně je místo na svlečení, malá sprcha a malý bazén.
Ben bu banyoda yıkanacağım.Îmi doresc o baie.
Bir süre sonra tekrar banyo sahnesine dönülür.Un an mai târziu se reîntoarce la Bacău.
O hiç hayatında banyoda duş yapmamıştır ama hayatının ilk zamanlarında duş almak için Crampler'e gitmiştir.El nu a făcut în viața lui un duș, până ce s-a mutat într-un episod la familia Cramp.Joe este galben.
Klor yararlı banyo, içme suyu dezenfeksiyonu için ve yüzüyor.Ablutofobia se extinde la evitarea de a face baie, duș sau de a înota.
Banyo holün sonundadır.Toaleta este la capătul culoarului.
Lütfen alt kattaki banyoyu kullan.Te rog să folosești baia de la parter.
Evet: sí Hayır: no Anlamıyorum: no ho entenc Banyo nerede?: on és el bany?Igen: sí Nem: no Nem értem: No ho entenc Hol van a fürdő?: on és el bany? ; on és el lavabo?
Banyo yapmaktan nefret eder.Szívesen fürdenek.
Geçmişte harici su banyoları kullanılmaktaydı fakat artık bu banyolara ihtiyaç yoktur.Külső vízfürdőket használtak a múltban, de már nem szükségesek.
Tuğlanın kullanıldığı tek mekân banyodur.Ez az egyetlen medence, ahol kötelező a fürdősapka használata.
Su banyosuna bırakılır.Ne tárolja fürdőszobában.
Charlie de banyo küvetinde uyumaya karar verir.Kate egy zuhanykabin mellett ébred fel.
Böyle odalara banyo denir.Ma már csak fürdőhelyként nevezetes.
Bir süre sonra tekrar banyo sahnesine dönülür.Később a lány immár odahaza fürdeni készül.
Film üç banyoda geçmektedir.A film három szálon fut tovább.
Her katta tuvalet ve banyo bulunmaktadır.Minden állomáson van férfi és női WC, mosdó.
Farklılık, banyo işlemlerinden ileri gelir.A melegítés másik módja a fürdők alkalmazása.
Banya (Rusça: Баня), Rus dilinde "buhar banyosu" anlamındaki sözcük.Román nevében a Băi 'fürdők'-et jelent.
Toplumlar değiştikçe halk banyolarına olan gereksinim azaldı.Az alacsony áraknak köszönhetően igazi népfürdővé vált.
Huruşovkalar birleşik banyolara sahipti.A keresztfejek egyvezetékesek voltak.
Norman röntgencilikten vazgeçer, Marion banyoya girer.Sondra lezuhanyozik, majd Richard megy zuhanyozni.
Sözcük olarak banya Bulgarcada banyo ya da yıkanma, Sırpçada da içme (içmece) tesisleri anlamına gelir.A rendes, nem ikes igék a tárgyra vonatkoznak, vö. fürdet, vagyis valakit pl. kádban mosdat.
Banyo nerede?Hol van a klozett?
Banyo penceresi açık.Nyitva van a fürdőszoba ablaka.
Banyo yapmaktan nefret eder.Hän pitää uimisesta.
Genellikle banyolarda duşun altında bulunur.Pesuhuoneessa on yleensä vähintään suihku.
Banyo yapmak hobisidir.Suihkulähde on iltavalaistu.
Robin kendini banyoya kilitler.Brody määrää uimarannat suljettaviksi.
Roma dönemine ait bir mermer banyo kuveti.Vesiallas on roomalaisajan kylpylästä.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Sitten sen päätyyn suunnataan vesisuihku.
Bunlara kimi zaman çalışma odası (atölye) ve banyo eşlik ederdi.Sisällä oli usein kylpyhuone ja käymälä.
Tom haftada en az üç kez banyo yapar.Tom kylpee ainakin kolme kertaa viikossa.
Tom üç hafta öncesinden beri banyo yapmadı.Tom ei ole kylpenyt kolmeen viikkoon.
Huruşovkalar birleşik banyolara sahipti.Για νομισματική μονάδα είχε τα Ρούπια.
Su banyosuna bırakılır.Εδρεύει στο Κουμάσι.
Banyo yapmak istiyorum.Θέλω να κάνω ένα μπάνιο.
Bu evin üç banyosu var.Αυτό το σπίτι έχει τρία μπάνια.
Bu evin üç banyosu var.Το σπίτι αυτό έχει τρία μπάνια.
Banyo yapmak hobisidir.Badehætte er obligatorisk.
27 Ocak 1971'de banyosunda ölü bulundu.Árbenz døde den 27. januar 1971 i sit badeværelse.
Spa ve açık hava banyosu olanaklarına sahiptir.Lys og luft er vigtigt, nogle børn får lysbad.
Su banyosuna bırakılır.Når man har været på toilettet.
Klor yararlı banyo, içme suyu dezenfeksiyonu için ve yüzüyor.Klorkalk bruges bl.a. til at desinficere drikkevand og svømmebassiner.
Sadece Betşeba'yı banyo yaparken çizdi.Han delte badene op efter køn.
Film üç banyoda geçmektedir.Filmen er optaget på tre steder.
Böyle odalara banyo denir.En badeanstalt er som navnet siger et sted hvor man kan tage bad.
Kaplıca yöre halkı tarafından banyo amaçlı kullanılmaktadır.Badetøj er tøj til brug ved bade offentligt.
Maggie'nin asıl ölümü banyo yaptığı sırada elektrik çarpması olacaktı.Maggies død skulle opprinnelig være at hun fikk elektrisk sjokk mens hun tok et bad.
Film üç banyoda geçmektedir.Filmen finnes i tre utgaver.