Londra'da yaşadığımda bir bankada çalışırdım.I used to work in a bank when I lived in London.
Banka hizmetleri gittikçe daha pahalı oluyor.Bank services are getting more and more expensive.
Benim kredi kartım bankamatik tarafından reddedildi.My credit card was rejected by the cashpoint.
Onun bir İsviçre banka hesabında gizlenmiş çok fazla parası olduğu söyleniyor.It's rumored that he has a lot of money stashed away in a Swiss bank account.
Romandaki karakterlerden biri bir bankayı soymak için acemice bir plan düşünüyor.One of the characters in the novel dreams up a half-baked plan for robbing a bank.
İşadamları bankalara borçlu oldukları parayı geri ödeyemedi.Businessmen could not pay back money they owed the banks.
Saatler içinde, diğer bankaların çoğu kapanmak zorundaydı.Within hours, many of the other banks had to close.
Bankalar Japon-Amerikalılara borç para vermeyi reddetti.Banks refused to lend money to Japanese-Americans.
Avrupa çapında, insanlar paralarını bankalardan çektiler.Throughout Europe, people withdrew their money from banks.
Bankalar kapılarını kapattı.Banks closed their doors.
İnsanlar bankalara güvenini kaybettiler.People lost faith in banks.
Banka özel vatandaşlar tarafından çalıştırıldı.The bank was run by private citizens.
Ülke genelinde bankalar kapılarını kapamıştı.Banks across the country had closed their doors.
Bu bankta oturalım.Let's sit down on this bench.
Bir bankta oturan yaşlı bir adam var.There is an old man sitting on a bench.
Yeni banka Baker caddesinde.The new bank is on Baker Street.
O, onun bankaya gitmesini hatırlattı.She reminded him to go to the bank.
Önce bankaya gideceğim ve sonra bilet alacağım.First I'll go to the bank, and then I'll buy the tickets.
Buradan bankaya ulaşmak için biraz yürümemiz gerekli.We'll have to do a bit of walking to get from here to the bank.
Pasaportunu bankaya getirmelisin.You should bring your passport to the bank.
Bu bir postane, şu da bir banka.This is a post office, and that's a bank.
Beyefendi bankanın önünde duruyordu.The gentleman was standing in front of the bank.
Onlar bir bankaya gitselerdi, daha iyi bir döviz kuru alırlardı.They would have got a better exchange rate if they had gone to a bank.
Tom bankaya gitmek zorundadır.Tom has to go to the bank.
Tom'un bankada üç milyon doları var.Tom has three million dollars in the bank.
Tom'un bankada bir sürü parası var.Tom has plenty of money in the bank.
Tom o bankaya, üç milyon dolardan fazla para yatırdı.Tom has over three million dollars deposited in that bank.
Tom son birkaç yıldır bir yatırım bankasında çalışıyor.Tom has been working in an investment bank for the last few years.
Tom bankadan kredi almaya çalışıyor.Tom has been trying to get a loan from a bank.
Tom'un banker olan bir amcası var.Tom has an uncle who is a banker.
Tom'un bankada çok parası var.Tom has a lot of money in the bank.
Tom bankadaki on milyon dolardan fazla parası ile öldü.Tom died with over ten million dollars in the bank.
Tom kapanma saatinden önce bankaya üç bin dolar yatırdı.Tom deposited three thousand dollars in the bank just before closing time.
Tom bankaya bir miktar para yatırdı.Tom deposited some money in the bank.
Tom'un bir park bankında hiç uyuyup uyumadığını merak ediyorum.I wonder if Tom has ever slept on a park bench.
Tom Mary'ye 5:00 ten önce bankaya gitmesini hatırlattı.Tom reminded Mary to go to the bank before 5:00.
Tom Mary'yi parkta bir bankta otururken buldu.Tom found Mary sitting on a bench in the park.
O, bankta oturdu.He sat on the bank.
Kayak maskeleri takan iki kişi bankaya girdi.Two men wearing ski masks entered the bank.
Tom elmaya benzer bir şey yerken bankta oturuyordu.Tom was sitting on a bench eating something that looked like an apple.
Tom bankadan bir miktar para çekti.Tom withdrew some money from the bank.
Tom Mary'ye bankada otururken paraya sahip olmanın iyi bir fikir olmadığını söyledi.Tom told Mary that it wasn't a good idea to have money just sitting in the bank.
Banka cumartesi günleri açık değil.The bank is not open on Saturdays.
Tom bankadan ne kadar para çekti?How much money did Tom take out of the bank?
Bu çevrede bir bankamatik var mı?Is there an ATM around here?
Bankalar cumartesi günleri açık değildir.The banks aren't open on Saturdays.
O bir banka memuru.He's a bank officer.
Yaşlı bir adam bankta oturuyordu.An older man was sitting on the bench.
Oğlu bir bankada çalışmıyor.His son doesn't work at a bank.
Bu bankanın ATM'sinden yarım milyon real çalındı.Half a million reals were stolen from this bank's ATM.
Büyükbabam bankamatikten para çekmesini bilmiyor.My grandfather doesn't know how to take money out of an ATM.
O, güvenlik görevlisi kılığında bankaya girdi.He entered the bank disguised as a guard.
Şimdi bankaya gitmem gerek.I have to go to the bank now.
O, bankta oturuyor.She is sitting on the bench.
Neden en büyük bankalar en büyük kurtarma paketlerine ihtiyaç duyuyorlar?Why do the largest banks need the biggest bailout?
Banka şirkete 1,000,000 dolar kredi verdi.The bank has loaned the company $1,000,000.
Tom'un İsviçre banka hesabı var.Tom has a Swiss bank account.
UBS, Avrupa'daki en büyük özel varlık yönetimi bankasıdır.UBS is the largest bank in private wealth management in Europe.
Bu küçük bebek on dolarlık bir banknot yırttı.This little baby tore up a 10 dollar bill.
Mary borçlarını ödemek için bankadan kredi çekti.Mary took out a loan in order to pay her debts.