Bana ödeme yapılmasını reddettim.I refused to be paid.
Bana gözlüğümü ver.Give me my glasses.
O bana erken geleceğine söz verdi.He promised me he would come early.
Lütfen bana tuz ve biber ver.Please give me salt and pepper.
Bana çevirmek için bir cümle daha verir misin?Can you give me another sentence to translate?
Affedersiniz, Central Park'a nasıl gidebileceğimi bana söyleyebilir misiniz?Excuse me, can you tell me how to get to Central Park?
Şimdi üzerinizde nakit paranız var mı? Bana biraz ödünç verir misin?Do you have cash on you now? Could you lend me some?
Beni tutacak ve bana her şeyin iyi olacağını söyleyecek birine ihtiyacım var.I need someone to hold me and tell me everything will be alright.
Yapmak istemediğim hiçbir şeyi bana yaptıramazsın.You can't make me do anything I don't want to do.
Teyzem bana yeni bir etek yaptıMy aunt made a new skirt for me.
Neden bana kızgınsın?Why are you angry with me?
Bana yardım etmene ihtiyacım var.I need you to help me.
Lütfen bana bunun ne tür bir aşçılık olduğunu söyle.Please tell me what kind of cooking this is.
Lütfen bana geç kalma nedenini söyle.Please tell me the reason that you were late.
Lütfen niçin geç kaldığınızı bana söyler misiniz?Could you please tell me why your were late?
Bana bilgi verebilmen için geldim.I have come so that you can inform me.
Bana bisikletini ödünç verir misin?Would you lend me your bicycle?
Bana kalemini ödünç verir misin?Would you lend me your pencil?
Sözlüğünüzü bana ödünç verir misiniz?Would you lend your dictionary to me?
Bana bir zımba ödünç verebilir misiniz?Can you lend me a stapler?
Onlar bana bu ilacı alırsam biraz daha iyi hissedeceğimi söyledi.They told me that I would feel a little better if I took this medicine.
Bana doğruyu söylemiş olsaydın, şimdi kızmazdım.If you had told me the truth, I would not be angry now.
Lütfen bana biniş kartınızı gösterir misiniz?Could you please show me your boarding pass?
Annem bana yeni bir bisiklet satın aldı.My mother bought me a new bicycle.
Bana iltifat etti.He complimented me.
Köpeğin hâlâ bana havlıyor.Your dog is still barking at me.
Bana içinde yağ olan metal kovayı ver.Give me the metal bucket with the oil in it.
Sipariş vermeye hazır olduğunuzda lütfen bana bildirin.Please let me know when you are ready to order.
Lütfen bana karakolun nerede olduğunu söyleyin.Please tell me where the police station is.
Babam çoğunlukla ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Babam çoğu kez ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Lütfen bana ondan bahset.Please tell me about it.
Bana kime takıldığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeceğim.Tell me who you haunt, I'll tell you who you are.
Bana senin bir şey sakladığın söylendi.Something tells me that you're hiding something.
Vur bana.Hit me.
Affedersiniz, bana sürücü belgenizi gösterebilir misiniz?Excuse me, could you please show me your driving licence?
Bana doğru cevabı söyle.Tell me the correct answer.
Onun nasıl yapıldığını bana öğret.Teach me how it's done.
Onun nasıl yapılacağını bana öğret.Teach me how to do it.
O, bana her zaman inanır.She always believes me.
O bana yalan söyledi. Artık ona güvenemem.He lied to me. I cannot trust him any longer.
Durmaksızın hepsini bana boşalttı.She poured me all of it without stopping.
Bana şimdi söylesen iyi olur.You had better tell me now.
Lütfen, onu bana bırakın.Please, leave it to me.
Bana öğretmeyecek misin? Bu gülünç!You're going to teach me? That's laughable!
Bana numarayı ver.Give me the number.
Bana numara ver.Give me the number.
Sözleri bana umut verdi.His words gave me hope.
O soru bana sık sık soruldu.I have often been asked that question.
Kadını sarı bir şapkayla görmek bana bir hikayeyi hatırlattı.Seeing the woman with the yellow hat reminded me of a story.
Vardığında bana bir rapor ver.Give me a report upon arrival.
Lütfen bana yeni Shakira CD'sini satın al.Please buy me the new Shakira CD.
İnan bana, o özür işe yaramayacak.Believe me, that excuse ain't gonna fly.
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Bana gerçek yüzünü göster.Show me your true face.
Bu cümle bana ait.I own this sentence.
Bana bugünün gazetelerini göster.Show me today's papers.
Bana tüm ayrıntıları verin.Give me all the details.
Bana bir bardak çay verir misin?Can you give me a cup of tea?
Bana nazar değdirdi.She gave me the evil eye.