Ana içeriğe geç
Sözlük

bana ile cümle

bana kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bana ertesi gün başlayacağını söyledi.He told me that he would start the next day.
Yarın bana telefon et.Give me a ring tomorrow.
Yarın arkadaşlarım bana bir parti verecek.My friends will give me a party tomorrow.
Bana bir battaniye getirir misin?Could you bring me a blanket?
Ağaçtaki kedi bana doğru aşağıya geldi.The cat on the tree came down to me.
Gözlerimin bana oyun oynadıklarını düşündüm.I thought my eyes were playing tricks on me.
Köpek bana kapıda havlamayı sürdürdü ve içeri girmemi engelledi.The dog kept barking at me at the gate and kept me from coming in.
Top sahasına nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misiniz?Could you tell me how to get to the ballpark?
Sözümü bana hatırlattığınız için çok naziksiniz.It is thoughtful of you to remind me of my promise.
Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.The gentle-looking old man got up and gave his hand to me.
Arkadaşım bana nasıl olduğumu soran bir mektup gönderdi.My friend sent me a letter asking how I was.
Arkadaşlarımdan biri yurt dışında aldığı bütün oyuncak bebekleri bana gösterdi.A friend of mine showed me all the dolls he had bought abroad.
Arkadaşım bana bir korkak dedi.My friend called me a coward.
Arkadaşlarım bana bir yemek ısmarladılar.My friends treated me to a meal.
John, arkadaşlarımdan biri, bana öyle söyledi.John, a friend of mine, told me so.
Arkadaşlarım bana Ken diyorlar.My friends call me Ken.
Arkadaşlarım bana Ken derler.My friends call me Ken.
Arkadaşlarım bana Beth diyorlar.My friends call me Beth.
Arkadaşlarım bana Beth derler.My friends call me Beth.
Bana sorduğunuz için teşekkür ederim fakat belki gelecek defa.Thank you for asking me, but maybe next time.
Lütfen bana postaneye giden yolu söyler misin?Please tell me the way to the post office.
Lütfen odayı ayırttığında sana söylenilen onay numarasını bana bildir.Please let me know the confirmation number you were told when you reserved the room.
Değerli eşyalarımı bana geri verebilir misin?Could you give me back my valuables?
Bana bir kartpostal gönder.Send me a postcard.
Kısaca, paraya ihtiyacım var. Onu bana ödünç Lütfen!In brief, I need money. Please lend it to me!
Ne zaman gelirsen gel, bana bildir.Let me know whenever you come.
Bana bir iyilik yap.I need a favor.
Ben hala sabah kahvaltımı bekliyorum. Lütfen onu bana şimdi getir.I'm still waiting for my breakfast. Bring it to me now, please.
Bana bir mesaj bırak lütfen.Leave me a message, please.
O bana gezinin iptal edildiğini söyledi.He told me that the trip was off.
Gezgin bana yol sormak için durdu.The traveler stopped to ask me the way.
Ebeveynlerim bana Noel için bir kimya seti verdiğinde neredeyse on yaşındaydım.I was nearly ten when my parents gave me a chemistry set for Christmas.
Ailem derhal geri gelmem için bana telgraf çekti.My parents telegraphed me to come back at once.
Ebeveynlerim bana bir kartpostal gönderdiler.My parents sent me a postcard.
Ailem bana yaşlılara saygı göstermemiz gerektiğini söyledi.My parents told me that we should respect the elderly.
Bana ücretlerinin bir listesini göster, lütfen.Show me a list of your rates, please.
Bana gözyaşı kanalımın tıkandığı söylenildi.I was told my tear duct was blocked.
Bana bir örnek ver.Quote me an example.
Bana biraz soğuk su getirin.Bring me some cold water.
Bana yaşlı bir adam tarafından kilisenin nerede olduğu sorulduğunda, onu gösterdim.When I was asked by an old man where the church was, I pointed it out.
Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Yaşlı adam bana bir parça faydalı öğüt verdi.The old man gave me a useful piece of advice.
Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum.Let go of my arm! I can't stand people touching me.
Bu kesinlikle bir yanlış anlaşılma. Bana çok fazla kredi veriyorsunuz.That's a misunderstanding, for sure. You're giving me too much credit.
Bana hayatın anlamını anlat.Tell me the meaning of life.
Ooo! Yukiko! O acıtıyor! Bana yumruklarınla vurmaktan vazgeç!Ow! Yukiko! That hurts! Quit hitting me with your fists!
Küçük bir kuş bana söyledi.A little bird told me.
Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!Even so ... she didn't have to slap me!
Dürüst olmak gerekirse, bu komplo teorisi bana çok saçma geliyor.To be frank, I think this 'conspiracy theory' is nonsense.
Baba bana nereye gitmenin hoş olacağını söyledi.Daddy told me where it would be nice to go.
O bana çok yardım etti.It helped me a lot.
Judy bana baktı.Judy looked at me.
Bu sorunun cevabını biliyorsanız, lütfen bana söyleyin.If you know the answer to this question, please tell me.
O, bana tarih öğretti.He taught me history.
Bana bu kilidin anahtarını ver!Give me the key to this lock!
Radyonu bana ödünç verebilir misin?Could you lend me your radio?
Onun bana nasıl baktığını gördün mü?Did you see how he looked at me?
En yakın halka açık telefonun nerede olduğunu bana söyleyebilir misiniz lütfen?Can you please tell me where the nearest public telephone is?
Bu çirkin sarı bana senin yatak çarşafı rengini hatırlatıyor.This ugly yellow reminds me of the color of your bedsheets.
O bana geldi ve hiç anlamadığım bir şeyler söyledi.She came to me and said something that I didn't understand at all.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod