Daha çok güçlendirilmiş su balonu gibiler.Instead they're more like reinforced water balloons.
Bu, şişmiş bir balonu bir parça kumaşla kaplayarak yaptığım bir iskelet modeli.It's a model skeleton that I made out of a piece of cloth that I wrapped around an inflated balloon.
Aynı pamuklu kumaştan, aynı balondan, aynı iç basınçtan yapılmış olacak.So it'll be made of the same cotton cloth, same balloon, same internal pressure.
Elimi oynattığımda, balonları patlatabiliyorum ya da böceği oynatabiliyorum.And as I move my hand, I can pop the balloons or I can move the bug.
Diğer bir örnek..elimizde balon olsun, balonu şişkin tutan nedir?Another intuition-- if I have a balloon, what blows up a balloon?
Helyumun iç basıncı ya da balonun içindeki nefesinizdir.It's the internal air pressure of the helium, or your own exhales that you put into the balloon.
Balonlar ya da mumlar almana... ...gerek yok.You don't have to have balloons, or have candles lit up.
Balondan hayvanlar yapıyorlar.They make balloon animals.
Burada bir tüp var diyelim, ucunda da bir balon olsun. -little drawing here-- is, let's say that I have a tube, and at the end of the tube is a balloon.
Balon durağan/sabit bir yapıda ve tamamiyle suyla dolu. -This is stable, and I have water throughout this whole thing.
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.Let me just draw the water.
Pistonun aşağıya inmesiyle oluşan basınç bütün balona yayılır. -That extra compression is going to be distributed through the whole balloon.
Malcolm, Harlem'deki Audubon Balo Salonu'nda,At the Audubon Ballroom in Harlem,
Balo gecesinde ve mezuniyet günnde nasıl seksi olacağınızı sizlere göstereceğim.Balo gecesinde ve mezuniyet günnde nasıl seksi olacağınızı sizlere göstereceğim.
Balo kraliçesi görüntünüzü prova etmeyi unutmayın.Balo kraliçesi görüntünüzü prova etmeyi unutmayın.
Balonlarını söndürdü.He really popped their balloon.
Bu anlamda, balonda uçmak güzel bir metafor.And in that sense, ballooning is a beautiful metaphor.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Because in the balloon, like in life, we go very well in unforeseen directions.
Bir balonu nasıl yönlendiririz?How do we steer a balloon?
Balonda ya da hayatta rakımı nasıl değiştiririz?In ballooning, or in life, how do we change altitude?
Balonda bu kolay, ağırlıklarımız var.Well, in a balloon it's easy, we have ballast.
Tabi ki balondaki atmosfer gibi değil, hayatın kendisinde olduğu gibi.Of course not just like the atmosphere in the balloon, but in life itself.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.But actually I had to go around the world in a balloon to be invited to talk about it.
Neredeyse sadece, balon olarak görebilirsiniz biraz daha fazla katılık.Դու նրանց կարող ես դիտել որպես փուչիկներ, որոնք մի փոքր ավելի ամուր են
Gördüğünüz gibi, iki elimi baloncukları toplayıp bir araya getirmek için kullanabiliyorum.Now, you can see, I can use both of my hands to kind of squeeze and put the blobs together.
Ve deneylerini orada yapıyorlar, ve sonra balon ve yükü yere indiriliyor.And that's where they do their experiments, and then the balloon, the payload, is brought down.
Burada balon helyum gazıyla şişiriliyor, ve gördünüz gibi harika bir görüntü.Here's the balloon being filled up with helium, and you can see it's a gorgeous sight.
Bu manzara da balonu ve yükünü baştan sona gösteriyor.Here's a scene that shows you the balloon and the payload end-to-end.
Tamam, balonu bırakın, balonu bırakın, balonu bırakın.(Video) Radio: Okay, release the balloon, release the balloon, release the balloon.
Bu yeşil balonlar kullanıcıların yarattığı foto-sentetik (photosynth) görüntüler.These little green bubbles represent photosynths that users have made.
Bunu bir trambolin ya da... ...bir balonun yüzeyinin gerilip incelmesi gibi hayal edebilirsiniz.You can imagine it's kind of a trampoline, or the surface of a baloon - getting stretched thin.
Şimdi, bu güzel resimde bir düşünce balonu var. Bir baloncuk.Now, this nice picture shows a thought-balloon, a thought-bubble.
Kutuyu ya da balonu alıp hacmi 20 metre küp olana kadar sıkıştırırım. -I take that box, or balloon, or whatever, and I compress it down to 20 meters cubed.
Evet, bu durumda balonu sıkıştırmak daha zor olacaktır. -It becomes harder to do it.
Çok eğlenceli, yıllarca Daniel balonları tutarken yaptım.It's funny, for years I did it with Daniel holding balloons.
Ve bu son balomuzdan gördüğünüz manzara, yürüyüş ekiplerinden birindeki gidişimizi gösteriyor.And that's what you see in the last Rose Bowl, you know, when we entered one of the floats.
Hilary'yi yenip, balo kraliçesi olmaya hazýrým.I'm running for prom queen... ...to beat out Hilary.
Tabii ki balodan bahsediyorumI am of course talking about prom.
Balo burdaki vaktinizi doldurmanýz anlamýna geliyorProm is the be-all, end-all of your time here.
Teţekkürler bu kadar arzulu ve isteklisiniz ki balomuz yapýlacak.Thank you, students. - Boy: Fucking suck!
Balo için istediđiniz herţey bende Hilary Weiss.And on a more serious note... ...when prom comes, all of you need to vote for me... Hilary Weiss.
Balo kraliçeside ben olucam.But guess who's gonna be prom queen? It's gonna be me.
- Hilary ve baloHilary, prom... Hello.
Harika bir balomuz olmasýný istiyorumHilary: And I decided we are having a bikini prom! All right.
Baloya gideriz.Prom. - Ha! Duh!
Çünkü senle baloya falan gelmem.You're pretty horrible. Mann:
Ađlamýyorum - Baloya Johnny'yle gitmek ister misin?I'm not crying. Oh, you wanna go prom with Jonny?
Baloya gidiyoruz.It's prom! - Whooo!
Yani Balo günü!!!And that means it's queen time!
Ţimdi balo kraliçemiz...With that being said... ...our prom queen is...
Ţimdi de sýrada balo kralýAll right, with that being said... ...it's time for our prom king!
Ne demek balo kralý!What you mean, "prom king"?
Hadi ama herkesin balo kralýna ve kraliçesine ihtiyacý vardýrOh, come on, man. Every prom has a prom king... - And a queen.
Ţimdi ben ve balo kraliçeniz dans edicek... olur mu?Uh, now me and your queen of the prom... - Shall dance, shall we? - Matt:
Balo gerçekten yorucu geçiyorI got it, I got it. I always have a problem getting it up. Okay.
Bu benim balom.This is my prom, okay?
Tüm balo benim, burdaki herkes de bana geldiYou see that band over there? That's mine. This whole entire prom is mine.
- Hilary balo kraliçesi olsa ona yetecekmiţAfter Hilary lost prom queen... ...things kind of started falling apart for her.
Baloncuk dediğimiz ilaçlar.We call it bubbles.
Baloya gitmenin bu kadar maliyetli olduğuna inanamıyorum.I can't believe how much it costs to go to the prom.