Her zaman üçüncü kat balkonundan düşen bir karpuz gibi yere indim.I always landed like a watermelon out of a third floor window.
Dört adet balkonu var.It has four balconies.
Balkona bir merdiven dayadım.I've put a ladder against the balcony.
Balkon,biraz balkondakilerin sorularını alalım.>> Balcony - we need some balcony questions.
Evin pencerelerini ve balkonunu da yapmak gerekiyordu tabii.And the actual windows and the balcony had to be sort of constructed.
Ve benim üzerimden aşağı bakanların hepsinin balkonunu söküyorumAnd all those who look down on me I'm tearing down your balcony
BAlkonun yok mu? - Hayır!Don't you have a balcony?
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.I also had the good fortune to be in those lectures, up in the balcony.
Balkondakiler de, lütfen.Please, also on the balcony.
Belki eskiden burada oturan cüceydi,şimdi anlıyorum balkonun niye bu kadar küçük olduğunuMaybe the last tenant was a leprechaun. Maybe that explains my balcony.
Belkide bütün cüce ailesini o balkona koyuyordu bilmiyorum.They could have the whole family on there.
Ayaklarýnýn altýndaki iţçilerle belediye binasýnýn... balkonunda durmayý yeđliyor.Cinco letras, pai, cinco! Nulo.
Öğrenci, "Balkon pencereleri çok eski ve her yerden cereyan yapıyor."The balcony windows are very old and there are drafts throughout.
Ayrıca güzel manzaralı bir balkonu da var.There is also a balcony that offers a beautiful view.
Bu olaydan kısa süre sonra ise balkondan atlayarak intihar girişiminde bulundu.Shortly afterwards, he attempted suicide by jumping from a balcony.
Merkez balkonun çatısı, renk renk turkuaz taşlarla süslenmiştir.The roof of the central balcony is decorated with colorful turquoise stones.
2019'daki yenileme sırasında, üst koni ve şerefe balkonlar restore edildi.During the renovation in 2019, the top cone and sherefe[check spelling] balcons were restored.
İmparator ve İmparatoriçe balkona çıkana kadar olayın izleri temizlendi.By that time the traces of the incident had been cleaned up.
Nehirlerin kaynakları ve evlerin balkonları çiçeklerle süslendi.The sources of the rivers and the balconies of the houses were dressed with flowers.
Bu yapılardan en bilineni üç katlı ve balkonlu olanlarıdır. [2]Of all of these structures, the most well-known is a group of three with wooden balconies.[2]
Bahçede bir balkona yaslanmış bir adamın portresi, Louvre, Paris .Portrait of a man in a garden, leaning on a balcony´, Louvre, Paris.
Panoramik görüntüsü nedeniyle burası Tiran Balkonu olarak adlandırılmıştır.Due to the panoramic view, this place has been named as the Balcony of Tirana.
Kral Faysal'ın kuzeni Abdülillah'ın bir balkondan sarkan parçalanmış cesedi.Mutilated corpse of King Faisal's cousin 'Abd al-Ilah hanging from a balcony.
Minare balkonu.Der Balkon.
Tasarım büyük pencereler ve balkonlarla doğaya olan yakınlığı vurgulamaktadır.Der Entwurf betont durch breite Fensterflächen und umlaufende Balkone die Nähe zur Natur.
Rolando sonra balkonun kapısını açar ve orada Lida'yı görür.Auf das Klopfen von Rolando öffnet Arrigo die Tür, Lida verbirgt sich auf dem Balkon.
Bu koşullar sağlandığında ufak balkonlu bir ev bonsai koleksiyonu için yeterlidir.Neben einem Gutshaus findet man in der kleinen Gemeinde einen Grabstein der Familie von Bülow.
Lida hemen balkona çıkar.Lilia geht zum Elbenball.
Michael balkondan aşağı düşer.Michael tombe du balcon.
Birdenbire balkonda Herman görünür.À sa grande surprise, Hermann apparaît sur le balcon.
Arka planda ise Jean Genet'in "Balkon" adlı oyununun provaları devam etmektedir.Il est inspiré de la pièce Le Balcon de Jean Genet.
Ben balkondayım.Estoy en el balcón.
Tom balkondan düştü.Tom se cayó del balcón.
Beş dakika içinde seni balkonda görmek istiyorum.En cinco minutos quiero verte en el balcón.
Birden malikanenenin kulesi balkonunda bir soluk-yüzlü adam görünur.De repente, ve a un hombre de rostro pálido en la torre de la casa.
Belle balkonda kadar atlar ve Beast ona ulaşmak için orada bir gülümseme ile tırmanıyor.Bella salta en un balcón y la Bestia sube con una sonrisa hasta allí para llegar a ella.
Tōma bir gün balkonunda beyazlar içinde Index adında bir kızla karşılaşır.Un día encuentra a una chica llamada Index colgada de su balcón.
Birdenbire balkonda Herman görünür.Para su sorpresa, Herman aparece en el balcón.
Michael, bilgisayarından söktüğü sabit diski balkondan dışarı atar.Michael entonces procede a remover y lanzar su disco duro por el balcón.
Lida hemen balkona çıkar.Doña Clara sale al balcón.
Minare balkonu.El balcón.
Balkonlara bir kapı aracılığıyla geçiş sağlanır.Usualmente el acceso al balcón se logra mediante una puerta.
Minare balkonu.Dettaglio del balcone.
Tek girişi yüksek bir merdivenin sonundadır ve hemen üstünde küçük bir pencere ve balkon vardır.L'unico ingresso si trova alla fine di una scalinata ed è sovrastato da una piccola finestra.
Birdenbire balkonda Herman görünür.Неожиданно на балконе возникает Герман.
Minaresi iki balkonludur.Минарет оформлен двумя балконами.
15 Mayıs 2011'de, Nyahururu'daki evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti.Трагически погиб 15 мая 2011 года, упав с балкона своего дома в Няхуруру.
Birden malikanenenin kulesi balkonunda bir soluk-yüzlü adam görünur.Но затем он замечает странную фигуру на балконе башни.
Price Makarov'u bırakır ve oradaki balkona atlar, Makarov öylece asılı kalır ve ölür.Прайс отлетает на балкон, а Владимир Макаров погибает, повешенный на тросе.
Yıldızlı gecede Juliet balkonda, Romeo balkonun altındadır.На балконе появляется Джульетта, мечтающая о Ромео.
Salonun kuzey tarafının üzerinde ise bir balkon bulunmaktadır.В северной половине зала — балкон для женщин.
Birinci fuayeden balkona, alt fuayeden salona giriliyordu.Выпал из окна 12-го этажа, пытаясь перелезть на балкон .
Balkondan aşağı baktığında Michael'ın cesedinin orada olmadığını görür.Porém, ao olhar de novo da varanda para o gramado, vê que Michael não está mais lá.
Minare balkonu.Het balkon.
Kraliçe yaklaşık on dakika boyunca, üzerine silahlar doğrulmuş bir hâlde balkonda tek başına bekledi.De gijzelnemers legden hun wapens, op twee revolvers na, op het platform.
Yıldızlı gecede Juliet balkonda, Romeo balkonun altındadır.Nocą, pod balkonem Julii zjawia się Romeo.
Minare balkonu.Locja Bałtyku.
Bazı öğrenciler üçüncü kat balkonundan aşağı kaldırıma atıldı, öğrencilerin kemikleri kırıldı.Wówczas okazuje się, że uczniowie trafili na 3. piętro, na które wstęp jest zabroniony.
Hastalar için balkonunda da birer yatak vardı.W obozie była izba chorych.
Fakat balkona dayalı merdivenden inmeye geldiklerinde merdiveninin oradan kaldırılmış olduğunu göorürler.Kaliciak: Odkąd odszedłem z Wisły, trafiłem już na schody w dół.