1040-1041: Peter Delyan'ın batı ve güney Balkanlar'da yayılan başkaldırısı.1040–1041: Revolta de Pedro Deliano se espalha pelas regiões sul e oeste dos Bálcãs.
Yol, güney Balkanlar kolonilerine doğrudan Roma'ya erişim sağlıyordu.O caminho, portanto, deu às colônias dos Bálcãs do sul uma ligação direta até Roma.
837: Balkanlar'da Smolyani Slav kabilesinin isyanı.837: Revolta da tribo eslava dos esmolenos nos Bálcãs.
Savaştan önceki son kongre olan Londra Konferansı, Balkan Savaşları'nı görüşmek üzere toplandı.A última conferência foi a Conferência de Londres convocada para discutir a guerra nos Balcãs.
Ancak Germanus, ordunun Balkanlardan ayrılmadan önce 550 sonbaharında aniden öldü.Germano, contudo, morreu subitamente no outono de 550, antes do exército deixar os Bálcãs, onde foi montado.
Kara birliklerinin önemli bir kısmı Balkanlara sevk edildi.Um número considerável de tropas terrestres foram despachadas para os Bálcãs.
Balkanlar'daki kırsal alanlarda Roma yönetimi, kısa yaz kampanyalarında elde edilen başarılarla sınırlıydı.O governo bizantino nas zonas rurais dos Bálcãs se limitava às áreas afetadas pelas curtas campanhas de verão.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.O fim do domínio austríaco dos estados alemães alteraram o foco de atenção da Áustria para os Balcãs.
Büyük olasılıkla Herakleios tüm Roma kuvvetlerini Balkanlar'dan çekti.É muito provável que Heráclio tenha retirado todas as forças bizantinas dos Bálcãs.
Balkanlar bulunan askeri kuvvetlerin çoğunu zaten azaltmıştı, onları tekrar Pers cephesinde görevlendirdi.Ele já havia retirado a maioria das suas forças militares dos Bálcãs, enviando-as para a frente persa.
1913 - Yanya, I. Balkan Savaşı sonucunda Yunanistan Krallığı'na katıldı.1913 — Janina é incorporada ao Estado grego após as Guerras dos Balcãs.
Pers ile barış yaptıktan sonra, Balkanlara asker gönderme yaparak bu gelişmeyi hızlandırdı.Após a paz com a Pérsia, ele acelerou seus planos deslocando tropas para os Bálcãs.
II. Dünya Savaşı'nda balkanlardaki anti-partizan operasyonlarıyla meşgul olmuşlardı.Foi envolvida em operações anti-partisan nos Bálcãs durante a Segunda Guerra Mundial.
1934 - Balkan Hekimler Birliği kuruldu.1934 — Formada a Entente dos Balcãs.
2. Balkan Savaşı sırasında yaralandı.Durante a Segunda Guerra Balcânica ele foi ferido.
AB'nin Balkanların Batısında genişlemesini desteklemektedir.Em jogo, a expansão deste último nos Balcãs.
Çok kullanılan göçmen dilleri ise Türkçe, Lehçe, Balkan dilleri ve Rusçadır.As línguas imigrantes mais usadas são o turco, o polonês, as línguas dos Bálcãs e o russo.
Balkanlar'daki güç dengesi de değişmişti.Mas o equilíbrio de poder no país está mudando.
Balkan dil birliğiAssociação Brasileira de Lingüística
Mauricius altında, Balkanlar'da Avarlar ile Slav müttefiklerine karşı seferlerde kendini fark ettirdi.Sob Maurício, distinguiu-se nas campanhas contra os ávaros e seus aliados eslavos nos Bálcãs.
Balkanlar, daha düşük frekanslar ve bölgeler arasında önemli farklılıklar göstermektedir.O média global esconde diferenças dramáticas entre as regiões e os países.
Balkanlar'daki operasyonların tamamen savunmacı bir mesele olduğu için çabaları engellendi.Seus esforços foram atrapalhados pelo fato de a campanha nos Bálcãs ser de natureza puramente defensiva.
Balkanlar'ın en büyük ekonomisi ve önemli bir bölgesel yatırımcısıdır.A economia grega é também a maior dos Balcãs, onde a Grécia é um importante investidor regional.
Bükreş Antlaşması, 10 Ağustos 1913 tarihide II. Balkan Savaşı'nı bitiren antlaşma.10 de agosto de 1913: Tratado de Bucareste, encerrando a Segunda Guerra Balcânica.
İslav ırklar ve Avarlar Balkanlar'da yerleşmeye başlayıp Yunanistan içlerine doğru sarkmaktaydılar.Eslavos e ávaros invadiram a Grécia e assentaram-se nos Bálcãs.
Bulgarlar Balkanlara ulaşır.Nós concordamos com os Bálcãs.
İki tarafın da ortak çıkarı, Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişini engellemekti.Houve interesse comum para evitar que os turcos muçulmanos prosseguissem com o avanço nos Bálcãs.
Böylece Balkan ülkeleri sınırlarını karşılıklı olarak güvenceye almış oldular.Os refugiados de ambos os países fugiram através de sua fronteira mútua.
Bütün bu nedenlerle Balkanlar'daki Slav saldırıları devam etti.Por tudo isso, as incursões eslavas nos Bálcãs seguiam com pouca resistência.
2005 yılında, Romanya'nın başkenti Bükreş'te Balkanlar Büyük Şair ödülünü aldı.Em 2015, os grandes bancos gregos perdoaram a dívida de mutuários mais pobres.
Başka boylarla birlikte Balkanlara doğru bir göç olmur.Em outros países, é um inferno.
9 Şubat - Türkiye, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Balkan Antantı imzalandı.9 de Fevereiro - É formada a Aliança Balcânica entre a Jugoslávia, Grécia, Turquia e Roménia.
955 yılına kadar Balkanlarda büyük bir devlet kurdular.Os Estados Unidos bombardearam massivamente o país até 1975.
Balkanlar coğrafyası, Balkan bölgesinin çeşitlilik oluşturan coğrafi yapısıdır.A bipolaridade seria típica de regiões em que existem conflitos capazes de polarizar o sistema de estados.
24 Nisan - NATO Konseyi, Balkan Paktı'nı onayladı.24 de junho Deputados norte-americanos rejeitam resolução autorizando ação militar na Líbia.
Balkan Antantı, Balkan Paktı ve Türkiye Yunanistan kamuoyunda Balkan AntantıÉ supostamente originário dos Bálcãs, e parece estar relacionado com a pastirma da Turquia.
Büyük Müslüman toplulukları ayrıca Çin'de, Balkanlarda ve Rusya'da bulunmaktadır.Comunidades islâmicas significativas também são encontradas na China, na Rússia e em partes da Europa.
Birlik üyesi Balkan ülkelerinde de önemli ölçüde Müslüman nüfus yaşamaktadır.A Província do Litoral também tem uma significativa população muçulmana.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.Isso se transformaria em uma decepção, especialmente para os georgianos.
Saraybosna Balkanlar'daki kültürel şehirlerin en önemlilerinden biri olarak kabul görür.Carachi acolhe algumas das instituições culturais mais importantes de Paquistão.
Karadağ (Karadağca: Crna Gora (yardım·bilgi), Црна Гора), Balkanlar'da bir ülkedir.Montenegro (uit het Venetiaans: 'zwarte berg'; Montenegrijns: Црна Гора, Crna Gora) is een land op de Balkan.
Balkan Savaşı'nda çarpıştı.Hij vocht in de Balkanoorlogen.
Bu gelişmeler sonucunda Balkan devletleri arasında bir yakınlaşma meydana geldi.Door dit verdrag kwam het tot een toenadering tussen deze geïsoleerde staten.
Balkanlar'ın en yüksek dağıdır.Het is het hoogst gelegen meer van de Balkan.
O sene son kez düzenlenen Balkan Kupası'nın da sahibi oldular.In datzelfde jaar werd daar de eerste Baptistenkerk van Nederland gebouwd.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.Verschuring is vooral bekend in de Baltische staten.
Balkan Yarımadası'nın birçok kısmı bu gelen akım ile doldu.Grote aantallen Balkanbewoners sloten zich bij deze stroom aan.
Bütün bu nedenlerle Balkanlar'daki Slav saldırıları devam etti.De Slaven begonnen ook aan een lange reeks invallen op de Balkan.
Balkan ülkelerinin çoğu, daha önceleri Doğu Bloku sisteminde bir ekonomik yapıya sahiptiler.Planning van de economie vond vooral plaats in de centraal geleide economie van het voormalige Oostblok.
93 Harbi, Balkanları baştan aşağı değiştirmeye yetmiştir.Montenegro, 48 uur voor het openen van de stemlokalen.
1953, 1954, 1955 ile 1961'de 800 m'de Balkan şampiyonu oldu.In 1953, 1954 en 1955 was hij Nederlands kampioen op de 200 m.
Balkan Savaşları'nın Kırklareli Vilayeti için de büyük bir önemi vardır.De oorlog had enorme gevolgen voor het Balkanschiereiland.
Aynı zamanda I. Dünya Savaşı Balkanlar'da başladı.Ook op de Balkan was de Tweede Wereldoorlog begonnen.
Bu adaptasyon, zengin bir Balkan şehir müziğini ortaya çıkarmıştır.Bij dit orkest combineert hij Balkanmuziek met jazz .
1912-1913 sezonu Balkan savaşları nedeniyle yapılmadı.De Balkanoorlogen van 1912-13 bleken niet goed te zijn voor zijn beleid.
Avusturya orduları Balkanlarda Niş'e doğru sarkmaya başlamışlardı.De Oostenrijkers focusten voortaan op het Italiaanse front.
1913 - I. Balkan Savaşı sona erdi.1912 - Einde van de eerste Balkanoorlog.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.Wyróżniali się zwłaszcza Włosi.
Balkanlar'dan gelenler de az değildi.Niepodawany z Bałkanów.
Balkan Harbi'nde Osmanlı ordusuna gönüllü olarak katıldı; Çatalca cephesinde savaştı.Walczył w armii greckiej w wojnach bałkańskich; zgłosił się na ochotnika.