Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Balak fece come Balaam aveva detto e offrì un giovenco e un ariete su ogni altare
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Balak fit ce que Balaam avait dit, et il offrit un taureau et un bélier sur chaque autel.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Balak gjorde, som Bileam sagde, og ofrede en Tyr og en Væder på hvert Alter.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Balak tat, wie ihm Bileam sagte, und opferte je auf einem Altar einen Farren und einen Widder.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Balaque, pois, fez como dissera Balaão; e ofereceu um novilho e um carneiro sobre cada altar.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.De koning deed wat Bileam had gezegd en offerde op elk altaar een jonge stier en een ram.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.In Balak stori, kakor je rekel Balaam, in daruje junca in ovna na vsakem oltarju.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.I učinil Balák, jakž řekl Balám, a obětoval volka a skopce na každém oltáři.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.I uczynił Balak, jako mu rozkazał Balaam, i ofiarował cielca i barana na każdym ołtarzu.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Ja Baalak teki, niinkuin Bileam käski, ja uhrasi härän ja oinaan kullakin alttarilla.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.발락이 발람의 말대로 행하여 매 단에 수송아지 하나와 수양 하나를 드리니라
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Och Balak gjorde såsom Bileam sade; och han offrade en tjur och en vädur på vart altare.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Og Balak gjorde som Bileam sa, og ofret en okse og en vær på hvert alter.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.Vậy, Ba-lác làm theo như Ba-la-am đã nói; trên mỗi bàn thờ, người dâng một con bò đực và một con chiên đực.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.και εκαμεν ο Βαλακ ως ειπεν ο Βαλααμ και προσεφερε μοσχον και κριον εφ' εκαστον βωμον.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.И Валак направи както рече Валаам, и принесе по юнец и овен на всеки жертвеник.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.И сделал Валак, как сказал Валаам, и вознес по тельцу и овну на каждом жертвеннике.
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.ויעש בלק כאשר אמר בלעם ויעל פר ואיל במזבח׃
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.ففعل بالاق كما قال بلعام واصعد ثورا وكبشا على كل مذبح
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.巴 勒 就 照 巴 蘭 的 話 行 、 在 每 座 壇 上 獻 一 隻 公 牛 、 一 隻 公 羊
Balak onun dediğini yaptı, her sunağın üstünde birer boğayla koç sundu.巴勒就照 巴蘭 的 話行 、 在 每 座 壇 上 獻 一 隻 公牛 、 一 隻 公羊
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.A Balák obetujúc nabil volov a drobného dobytka a poslal Balámovi a kniežatám, ktoré boly s ním.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.A tak Balak dał nabić wołów i owiec, i posłał do Balaama, i do książąt, którzy z nim byli.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Balac a jertfit boi şi oi, şi a trimes din ei lui Balaam şi căpeteniilor cari erau cu el.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Ba-lác giết những bò và chiên , sai dâng cho Ba-la-am và các sứ_thần đã đi với người .
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Ba-lác giết những bò và chiên, sai dâng cho Ba-la-am và các sứ thần đã đi với người.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Balak immolò bestiame grosso e minuto e mandò parte della carne a Balaam e ai capi che erano con lui
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Balak ofrede her Hornkvæg og Småkvæg og sendte noget til Bileam og Høvdingerne, der var hos ham.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Balak sacrifia des boeufs et des brebis, et il en envoya à Balaam et aux chefs qui étaient avec lui.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.És vágata Bálák ökröket és juhokat, és küldé Bálámnak és a fejedelmeknek, a kik vele valának.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Ja Baalak teurasti raavaita ja lampaita ja lähetti ne Bileamille ja päämiehille, jotka olivat hänen luonansa.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Kdežto nabiv Balák volů a ovec, poslal k Balámovi a k knížatům, kteříž s ním byli.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.발락이 우양을 잡아 발람과 그와 함께 한 귀족을 대접하였더라
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Luego Balac hizo matar toros y ovejas, y envió porciones a Balaam y a los principales que estaban con él
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Och Balak slaktade fäkreatur och småboskap och sände till Bileam och de furstar som voro med honom.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Og Balak ofret storfe og småfe og sendte til Bileam og de høvdinger som var med ham.
Balanın oğulları: Addar, Gera, Avihut,Belá teve estes filhos: Adar, Gêra, Abiúde,
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.Und Balak opferte Rinder und Schafe und sandte davon an Bileam und an die Fürsten, die bei ihm waren.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.waar koning Balak ossen en schapen offerde en ook aan Bileam en de boodschappers dieren gaf voor hun offers.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.И Валак жертвува говеда и овци, и изпрати от тях и на Валаама и на първенците, които бяха с него,
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.И заколол Валак волов и овец, и послал к Валааму и князьям, которые были с ним.
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.ויזבח בלק בקר וצאן וישלח לבלעם ולשרים אשר אתו׃
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.فذبح بالاق بقرا وغنما وارسل الى بلعام والى الرؤساء الذين معه
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.巴 勒 宰 了 〔 原 文 作 獻 〕 牛 羊 、 送 給 巴 蘭 和 陪 伴 的 使 臣
Balak sığırlar, davarlar kurban etti, Balamla yanındaki önderlere et gönderdi.巴勒宰 了 〔 原文 作獻 〕 牛羊 、 送給巴蘭 和 陪伴 的 使臣
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Allora Balaam disse a Balak: «Fermati presso il tuo olocausto e io andrò incontro al Signore»
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Balaam a zis lui Balac: ,,Stai aici, lîngă arderea ta de tot, şi eu mă voi duce înaintea lui Dumnezeu.``
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Balaam dit à Balak: Tiens-toi ici, près de ton holocauste, et j`irai à la rencontre de Dieu.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Disse Balaão a Balaque: Fica aqui em pé junto ao teu holocausto, enquanto eu vou ali ao encontro do Senhor.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.És monda Báláknak: Állj meg itt a te égõáldozatod mellett, én pedig elébe megyek amoda.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.In on reče Balaku: Postoj tu pri žgalni daritvi svoji, jaz pa pojdem tja čakat.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.발람이 발락에게 이르되 내가 저기서 여호와를 만날 동안에 여기 당신의 번제물 곁에 서소서 하니라
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Og Bileam sa til Balak: Bli stående her ved ditt brennoffer mens jeg går der bort for å få en åpenbaring.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Potom povedal Balákovi: Stoj tu pri svojej zápalnej obeti, kým ja pojdem tamto v ústrety Hospodinovi.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Řekl pak Balákovi: Postůj tuto při zápalné oběti své, a já půjdu tamto vstříc Hospodinu.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Rzekł tedy Balaam do Balaka: Zostaó tu przy całopaleniu twojem, a ja zabieżę tam Panu.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Sitten Bileam sanoi Baalakille: "Asetu tähän polttouhrisi ääreen, ehkä hän kohtaa minua tuolla".
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Toen zei Bileam tegen de koning: "Blijf hier bij uw brandoffer staan, dan zal ik de HERE om raad vragen."
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Und (Bileam) sprach zu Balak: Tritt her zu deinem Brandopfer; ich will dort warten.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Y Balaam dijo a Balac: --Ponte aquí junto a tu holocausto, y yo iré a encontrarme con él allá