Umarım benim yakaladığımdan daha fazla balık yakaladın.I hope you caught more fish than I did.
Tom babasıyla balığa çıkardı.Tom used to go fishing with his father.
Benim balo elbisemi oradan satın aldım.I bought my prom dress there.
Ağaçları baltayla keseriz.We cut trees with an axe.
Somon balığı 12 feet yüksekliğe kadar sıçrayabilir.Salmon can jump up to 12 feet high.
Denizde balıklar var.There are fish in the sea.
Tom'un balıklarına yem vermek için uğramıştım.I came by to feed Tom's fish.
Balatayı sıyırmıyorum.I'm not freaking out.
Balatayı mı sıyırıyorsun?Are you freaking out?
Yem olmadan, herhangi bir balık yakalamak zor olacaktır.Without bait, it'll be hard to catch any fish.
Baloya kimi davet etmeyi planladığını bilmek istiyorum.I want to know who you plan to ask to the prom.
Tom baloya Mary'yi davet etmek istedi.Tom wanted to ask Mary to the prom.
Tom hafta sonlarında sık sık balığa gider.Tom often goes fishing on weekends.
Köpek balıklarına bak.Look at the sharks.
Balayı henüz bitmedi.The honeymoon's not over yet.
Yem olmadan balık yakalamak zor.It's hard to catch fish without bait.
Tom dışarıda balkonda.Tom is out on the balcony.
Büyük balık derinleri sever.The big fish loves the deep.
Bugün kahvaltı için biraz tütsülenmiş ringa balığı yedim.Today I had some kipper for breakfast.
Bu havuzda hiç balık yok.There aren't any fish in this pond.
Balık tutmak için genellikle nereye gidersin?Where do you usually go fishing?
Hiç mızrakla balık tutmaya gittin mi?Have you ever gone spear fishing?
Balık tutmaya gitmek ister misin?Do you want to go fishing?
Tom ve Mary balık tutmaya gitti.Tom and Mary went fishing.
Tom'un balık tutmaya gitmesine izin vermeliydim.I should've let Tom go fishing.
Hiç balık yakalamadım.I didn't catch any fish.
Bunlar balık değil.These aren't fish.
Balık tutmayı severim.I like to fish.
Tom balkona oturdu ve gazeteyi okudu.Tom sat on the balcony and read the newspaper.
Balerinler tayt, tütü etek ve bale ayakkabısı giyiyorlardı.The ballerinas wore tights, tutus and ballet slippers.
Balayınız nasıldı?How was your honeymoon?
Bizim evimiz güzel, mavi bir balon.Our house is a beautiful, blue balloon.
Onlarla balık tutmaya gittim.I went fishing with them.
Onunla balık tutmaya gittim.I went fishing with him.
Balığa gitmene izin vermeliydim.I should've let you go fishing.
Balığa gitmelerine izin vermeliydim.I should've let them go fishing.
Balığa gitmesine izin vermeliydim.I should've let him go fishing.
Onun balığa gitmesine izin vermeliydim.I should've let her go fishing.
Tom'un cesedi denizde başıboş yüzerken balıkçılar tarafından bulundu.Tom's body was found by fishemen floating adrift in the sea.
Balık suda değil.The fish is not in the water.
Balinalar hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about whales?
Belki gelecek hafta balığa çıkabiliriz.Maybe we can go fishing next week.
Lise balona gittin mi?Did you go to your high school prom?
Tom neredeyse her gün balık tutmaya gider.Tom goes fishing almost every day.
Tom siyah bir balıkçı kazağı giyiyordu.Tom was wearing a black turtleneck.
Arıcılar balı toplamak için peteği kaldırdılar.Beekeepers remove the honeycomb to collect the honey.
Balyoz nerede?Where is the hammer?
Mor köpek balıkları tehlikeli hayvanlardır.Purple sharks are dangerous animals.
Et mi yoksa balık mı?Meat or fish?
Ton balığı çok hızlı yüzebilir.Tuna can swim very fast.
Ton balıkları hidrodinamik bir vücuda sahiptirler.Tuna have a hydrodynamic body.
O bir ringa balığı salatası yedi.He ate a herring salad.
Balık sevmez misin?Don't you like fish?
Neden balık tutmaya gitmek istiyorsun?Why do you want to go fishing?
Neden bu havuzda hiç balık yok.Why aren't there any fish in this pond?
Bali'ye gitmek istiyorum.I want to go to Bali.
Marie sana nasıl balık tutacağını gösterecek.Marie will show you how to catch a fish.
Nasıl bir balık yakalayacağını sana göstereceğiz.We will show you how to catch a fish.
Balık akvaryumunu kim kırabilirdi?Who could've broken the fishbowl?
Hayatım süt ve bal değildir.My life is not milk and honey.