Hiç balık ızgara yaptın mı?Have you ever grilled fish?
Sen hiç bunun kadar büyük bir balon şişirdin mi?Have you ever inflated a balloon as big as this one?
Sen hiç giysilerini balkona astın mı?Have you ever pegged your clothes up in the balcony?
O şeker yerine bal aldı.He took honey instead of sugar.
Et mi yoksa balık mı tercih ediyorsunuz?Do you prefer meat or fish?
Dün yeni bir mikrodalga fırında biraz lezzetli balık hazırladık.Yesterday we prepared some delicious fish in a new microwave.
Sana balık avlamayı öğretebilirim.I can teach you how to fish.
Neredeyse her gün balık avlarım.I fish almost every day.
Ona balık avladığımı söyle.Tell her that I am fishing.
Tom henüz balığı kızartmadı.Tom hasn't fried the fish yet.
Tom henüz balıkları kızartmadı.Tom hasn't grilled the fish yet.
Baldır kaslarındaki gece krampları özellikle acı vericidir.Night cramps in the calf muscles are particularly painful.
En son ne zaman bir balık yakaladın?When was the last time you caught a fish?
Bugünün yemeği balıktır.Today's special is fish.
Bugünün spesiyali balıktır.Today's special is fish.
O, oltayla nasıl balık tutacağını biliyor.He knows how to fish with a fishing rod.
Tahtayı baltayla kes.Cut up the wood with an ax.
O, balo kraliçesi seçildi.She was voted prom queen.
Birçok kişi balinaların balık olduğunu düşünüyor.A lot of people think that whales are fish.
Balık avlamak için göllere gidiyor musun?Do you go fishing on the lakes?
Balkonda güvercin ötüyor.The pigeon is cooing in the balcony.
Köpek balığı onu bacağından yakaladı.The shark seized him by the leg.
Rus Balesi gerçeküstüydü!The Russian Ballet was surreal!
O, balayını Maldivler'de geçirdi.He spent his honeymoon in the Maldives.
Sen bize balık sat.You sell us fish.
İki balık yakaladım.I caught two fish.
Tom haftada en az bir kez balık yer.Tom eats fish at least once a week.
Balinalar ne yer?What do whales eat?
Çocuklarım balık yemeyi reddediyor.My children refuse to eat fish.
Balinalar balık değildir. Onlar memelilerdir.Whales are not fish. They are mammals.
Dün balık yedim.I ate fish yesterday.
Balkonda ne yapıyorsun?What are you doing on the balcony?
Köpek balıkları balık yer.Sharks eat fish.
Tom neden balık yemeyi sevmiyor?Why doesn't Tom like to eat fish?
Fakir bir adama balık vermeyin; ona nasıl balık tutacağını öğretin.Don't give fish to a poor man; teach him how to fish.
O ne tür bir balık?What kind of fish is that?
Çok seçici olma. Denizde o kadar çok balık yok.Don't be too picky. There aren't that many fish in the sea.
Balık dükkanını önünde vızıldayan bir sinek var.There is a fly buzzing in front of the fish shop.
Tom, Mary'yi mezuniyet balosuna davet etti.Tom asked Mary to the prom.
Tom ve Mary sabah saat ikide dışarıda balkondaydı.Tom and Mary were out on the balcony at two in the morning.
Balıkları kaç kez beslersin?How many times do you feed the fish?
Tom ve Mary'nin balayları için nereye gittiklerine inanmayacaksın.You won't believe where Tom and Mary went for their honeymoon.
O balo kralı ve o balo kraliçesidir.He's the prom king and she's the prom queen.
Hemen hemen her hafta sonu balık avlamaya giden bir adam tanıyorum.I know a guy who goes fishing almost every weekend.
Ben biraz balık avlamak için bir hafta izin alıyorum.I'm taking a week off to do some fishing.
Balıkçının hikâyesi balık tadında.The fisherman's story is fishy.
Balıkçının hikâyesi şüpheli.The fisherman's story is fishy.
Bir randevu olmadan baloya gidemem.I can't go to the prom without a date.
Balık tutmaya tahammül edemem.I can't stand fishing.
Yabancı olsam, muhtemelen çiğ balık yiyemem.If I were a foreigner, I probably couldn't eat raw fish.
Bir yabancı olsam, muhtemelen çiğ balık yiyemem.If I were a foreigner, I probably wouldn't be able to eat raw fish.
Balıkçılar avlarının resimlerini çektiler.The fishermen took photos of their catch.
Çocuk, büyük bir balık yakaladı.The boy caught a large fish.
Balık tutmak eğlencelidir.Fishing is fun.
Kız, küçük bir balık yakaladı.The girl caught a small fish.
O dışarı balık tutmaya gitti.He went out fishing.
Yalnız başına balığa çıkmayı sever.He likes to go out fishing alone.
O popüler bir balık avlama noktasıdır.It's a popular fishing spot.
O bir sinek balıkçısı.He's a fly fisher.
Tom balığa gitti.Tom has gone fishing.