Güzel bir pazar günü sık sık balık tatmaya giderdi.He would often go fishing on a fine Sunday.
Kötü hava balık tutmaya gitmemi engelledi.The bad weather prevented me from going fishing.
Hava güzel olursa, nehirde balık tutmaya gideceğim.Weather permitting, I'll go fishing in a river.
Cumartesi öğleden sonra balık tutmaya gider misin?Would you like to go fishing on Saturday afternoon?
Hangisini daha çok seversin, et mi yoksa balık mı?Which do you like better, meat or fish?
Biz Japonya'da balığı sık sık çiğ yeriz.We often eat fish raw in Japan.
Japonlar çok balık yerler mi?Do Japanese eat a lot of fish?
Pazar günü, balık tutmaya gitmek için erken kalkardık.On Sunday, we would get up early go fishing.
Pazar günü sık sık balığa giderdi.He would often go fishing on Sunday.
Pazar günleri, erken kalkardık ve balık tutmaya giderdik.On Sundays, we would get up early and go fishing.
Kedi balığı ete tercih eder.The cat prefers fish to meat.
Kedi mutfaktan bir parça balık aşırdı.The cat made off with a piece of fish from the kitchen.
Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner.
Bir balina bir attan daha az bir memeli değildir.A whale is no less a mammal than a horse.
Onun dün yakaladığı balık hâlâ canlı.The fish he caught yesterday is still alive.
Ben sık sık onunla balık tutmaya gittim.I often went fishing with him.
Ben onunla birlikte balık tutmaya gidiyorum.I'm going fishing with him.
O, adeta, sudan çıkmış balık gibi.He is, so to speak, a fish out of water.
İki günde bir balık tutmaya gider.Every other day he goes fishing.
O sık sık nehirde balık tutmaya giderdi.He would often go fishing in the river.
O, balık tutmada uzmandır.He is an expert at fishing.
O, tenis oynama yerine balık tutmaya gitti.He went fishing instead of playing tennis.
O yediği kirpi balığından zehirlendi.He was poisoned by the globefish he ate.
Balıklama nehre atladı.He fell head-long into the river.
O sık sık balık tutmaya giderdi.He would often go fishing.
O, akşam yemeği için sık sık balık yer.He often eats fish for dinner.
O balık sevmez.He doesn't like fish.
O, oğlunu almadan hiçbir zaman balık tutmaya gitmez.He never goes out fishing without taking his son.
Onun balıkçılık için bir tutkusu var.He has a passion for fishing.
O üç balık yakaladı.He caught three fish.
O çiğ balık yemez.He doesn't eat raw fish.
Sanırım o, balık satarak para kazanır.I think he makes money by selling fish.
O, bir balık satıcısı.He is a fish dealer.
O, arada balığa gitti.He went fishing in between.
O bir çocukken, pazar günleri balık tutmaya giderdi.When he was a child, he would go fishing on Sundays.
Köyün yakınındaki bir nehirde balık tutmaya gitti.He went fishing in a river near the village.
O bir balık gibi içer.He drinks like a fish.
O balık tutmayı sever.He is fond of fishing.
O balık tutmayı seviyor.He loves fishing.
Balığa gittiler.They went fishing.
Onlar kendilerini balıkçı olarak kamufle etti ve bir tekne ile kaçtı.They disguised themselves as fishermen and escaped in a boat.
Her zaman övgüler için balık tutuyor.She is always fishing for compliments.
O, balığı nasıl pişireceğini sordu.She asked how to cook the fish.
O, balık hakkında o kadar çok şeyi nasıl öğrendi?How did she come to know so much about fish?
O, balıklardan nefret eder ve asla hiç yemez.She hates fish and never eats any.
Sadece balıklar ve hamam böcekleri ile ilgileniyor.She's only interested in fish and cockroaches.
Salata yağında balık kızarttı.She fried fish in salad oil.
O, benim için biraz balık pişirdi.She cooked some fish for me.
Bazı balıklar uçarlar.Some fish fly.
Babam dün üç balık yakaladı.My father caught three fish yesterday.
Babam yakındaki nehirde sık sık balık tutmaya gider.My father often goes fishing in the river nearby.
Babam boş olduğunda balık tutmaya gider.Dad goes fishing whenever he's free.
İlginç bir balık oltada.A strange fish is on the hook.
Bu hafta sonu işin yoksa bizimle balık tutmaya gelsene.Why don't you go fishing with us this weekend if you aren't busy?
Her hafta balığa gider.Every week he goes fishing.
Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.In effect, flowers are the creators of honey.
Gelecek Pazar sana nasıl balık tutulacağını öğreteceğim.I will teach you how to fish next Sunday.
Sudan çıkmış balık.A fish out of water.
Bir yarasa bir balığın olduğundan daha fazla bir kuş değildir.A bat is not a bird any more than a fish is.
Balık tutmayı seviyorum.I like fishing.