Ana içeriğe geç
Sözlük

balı ile cümle

balı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Benimle balığa gitmek ister misin?Want to go fishing with me?
Bazı balıklar çok yavaş hareket ediyor, yani bir fırsatın var.Some fish move slowly, so you've got a chance.
Su geri çekilirken kaya havuzlarında balıklar kalmıştı.There were fish caught in rock pools left behind by the receding water.
Balıkları yakalamaya çalışıyorlardı.They were trying to catch fish.
Fakat bu zarar devam ettiği sürece sudaki balıkları etkileyebilir.likely non harmful, at least to people.
Mesela astroloji: bir çok rasyonalist gibi, ben de balık burcuyum.Astrology, for instance: like many rationalists, I'm a Pisces.
Balinada bu yayılım tamamlanmıştır: İçte hiç yağ dokusu yok, hepsi dışta cildin altında.In the whale it's complete: no fat inside at all, all in blubber outside.
İnsan okyanusları, balıkları, atmosferi ve birbirini yok ediyor.Man destroys the oceans, the fish, the atmosphere and one another.
Ve bugün penguenler için iki tehdit var: kontrolsuz balık avlanması ve küresel ısınma.And the two main threats to penguins today are overfishing and global warming.
Onu çiğ balıkla mı besliyorsun?You feed her raw fish?
Çiğ balığı seviyor.She loves raw fish.
Ve onlar aynı zamanda nektar da topluyorlar ve yediğimiz balı meydana getiren şey budur.And they're also collecting nectar, and that's what makes the honey that we eat.
Ama size bir balık göstermek istedim çünkü--(Laughter) But I wanted to show you a fish because --
Aslında, bu bir balıktan çok farklı.In fact, it's very different from a fish.
Bu kambur balinalar halen memeliler.Whales, like these humpbacks, are still mammals.
Böylece balinalar sıradışı bir... ...ses iletişimi geliştirmişler.So the whales evolved an extraordinary ability... ...to communicate by sound.
On milyonlarca yıl boyunca, balinaların doğal düşmanı olmadı.For tens of millions of years, the whales had no natural enemies.
Görevlerinden biri ise balina seslerini kaydetmek.And one of its jobs is to record the sounds of the whales.
Tipik bir balina şarkısı 15 dakika sürebiliyor.A typical whale song lasts maybe 15 minutes.
Hecesi hecesine. balinaların hafızası çok iyi.Sound for sound. Whales are very good at remembering.
Yüzde 99.99 luk balina tarihinde... ...okyanuslarda insan varlığı sözkonusu değildi.For 99.99% of the history of whales... ...there were no humans in the deep oceans.
Bu süreçte, balinalar sıradışı iletişim... ...sistemlerini geliştirdiler.During this period, the whales evolved... ...their extraordinary communications system.
Tarihlerinin büyük kısmında, balinalar küresel bir iletişim ağı... ...kurmuş gibi görünüyor.For most of their history, whales seem to have established... ...a global communications network.
Uzaklardan haberleşen balinaların işi... ...giderek zorlaşıyor olmalı.Whales communicating across the oceans... ...must've experienced greater and greater difficulties.
Balinaları birbirinden kopartmış durumdayız.We have cut off the whales from themselves.
Hayatta kalabilmek için bir balina bazı bilgilere sahip olmalıdır.To survive, a whale must know how to do things.
Mikrobik dünyanın balinaları onlar.The whales of the microbial world.
En begendigim ikazi 10-15 cm'lik bir balik zokasinin uzerinde gordum.My favorite warning was one on a five-inch fishing lure.
Ben guneyde buyudum ve yaz aylarimi balik tutarak gecirirdim.I grew up in the South and whiled away the summers fishing.
Bir balık yüzüp geçene kadar havada olduğunuzu düşünebilirsiniz.You'd think you're in air, until a fish swims by.
Binanın önünde bir mürekkep balığı varmış gibi görünmesi hoşuma gitmedi.I don't like how it looks like a squid in front of a building.
Nasıl daha iyi balık tutabileceğini öğrenen ayılar değil, daha çok oyun oynayan ayılar.It's not the bears that learn how to fish better. It's the ones that play more.
Hayatım boyunca bir sürü balık tanıdım.So, I've known a lot of fish in my life.
Güzel bir balıktı, lezzetli, tekstüre, etli, menüdeki çok satarlardandı.It was a beautiful fish: flavorful, textured, meaty, a bestseller on the menu.
Ne balıktı ama.What a fish.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.So you could feel good about selling it.
Balığı menümüzde nasıl tutarız?How do we keep fish on our menus?
Son 50 yıldır ormanları tıraşlama kesermişiz gibi denizlerde balık avlıyoruz.For the past 50 years, we've been fishing the seas like we clear-cut forests.
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""We're so far out, the waste from our fish gets distributed, not concentrated."
Bazı alglerden ve balık yemlerinden söz etti, ardından tavuk peletleri dedi.Well, he mentioned some algaes and some fish meals, and then he said chicken pellets.
"Don, balıkları tavukla beslemenin neresi sürdürülebilir?" dedim.I said, "Don, what's sustainable about feeding chicken to fish?"
Bu balıkla aşkım sona erdi.I fell out of love with this fish.
İkinci balıksa başka türlü bir aşk hikâyesi.This second fish, it's a different kind of love story.
Romantik türden, balığınızı tanıdıkça aşık olduğunuz türden.It's the romantic kind, the kind where the more you get to know your fish, you love the fish.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.I first ate it at a restaurant in southern Spain.
Gazeteci bir arkadaş uzun süredir bu balıktan bahsediyordu.A journalist friend had been talking about this fish for a long time.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.It came to the table a bright, almost shimmering, white color.
Şef balığı fazla pişirmişti.The chef had overcooked it.
Kim bir balığın fazla pişirildikten sonra lezzetli olmasını sağlayabilir ki?Who can make a fish taste good after it's been overcooked?
Veta La Palma İspanya'nın güneybatısında bir balık çiftliği.It's a fish farm in the southwestern corner of Spain.
Kendisine balıklar konusunda nasıl bu kadar uzmanlaştığını sordum.I asked him how he became such an expert on fish.
"Balık mı?He said, "Fish?
Balıklar hakkında hiçbir şey bilmiyordum.I didn't know anything about fish.
Ve aklım önceki gece yediğim, çok pişmiş lezzetli balıktaydı.And my head was swooning over that overcooked piece of delicious fish I had the night before.
"Miguel, balıklarınızı bu kadar lezzetli yapan nedir?"Miguel, what makes your fish taste so good?"
Ama balıklarınız ne yiyor?But what are your fish eating?
Bitki biyokütlesi, fitoplanktonlar, zooplanktonlar, balıkları besleyenler bunlar.The plant biomass, the phytoplankton, the zooplankton, it's what feeds the fish.
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.I said, "Miguel, aren't they feasting on your fish?"
"Balıklarımızın ve balık yumurtalarımızın yüzde 20'sini kuşlar yüzünden kaybettik."We lose 20 percent of our fish and fish eggs to birds.
Bir balık çiftliği ama aynı zamanda da bir kuş korunağı.A fish farm, but also a bird sanctuary.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod