Büyük balık, küçük olanı yedi.The big fish ate the small one.
Balıkları bir balık havuzunda saklarsanız, suyu en az haftada bir kez değiştirmelisiniz.If you keep fish in a fish bowl, you should change the water at least once a week.
Tom'u birlikte balığa götürdüğün için teşekkür ederim.Thank you for taking Tom fishing with you.
Tom gerçekten balık sevmez.Tom doesn't really like fish.
Tom balık tutmaya gitmiş olmalıydı.Tom must've gone fishing.
Bu hafta sonu seninle balığa gitmek isterim.I'd love to go fishing with you this weekend.
Akşam yemeği için o gün yakaladığımız balıkları yedik.For dinner, we ate the fish we caught that day.
Tom balık tutmayı sever, değil mi?Tom likes fishing, doesn't he?
Tom'un öğleden sonra yakaladığı balıklar alabalıktı.The fish Tom caught this afternoon were trout.
Tom'un öğleden sonra yakaladığı balık bir alabalıktı.The fish Tom caught this afternoon was a trout.
Geçen hafta sonu Tom ile balık tutmaya gittim.I went fishing with Tom last weekend.
Balık tutmayı sever misin?Do you like fishing?
Haftada bir defadan fazla balık yerim.I eat fish more than once a week.
Benim düşünceme göre, balık, etten daha lezzetlidir.In my opinion fish tastes better than meat.
Belki sen ve ben bir ara birlikte balık tutabiliriz.Maybe you and I could go fishing together sometime.
Tom bugün balık tutuyor, değil mi?Tom is fishing today, isn't he?
Bazen Tom ile balık tutmaya gidiyor musun?Do you sometimes go fishing with Tom?
Tom senin yakaladığın kadar çok balık yakaladı mı?Did Tom catch as many fish as you did?
Bu öğleden sonra çok fazla balık yakaladık.We caught a lot of fish this afternoon.
En çok ne tür bir balığı seversin?What kind of fish do you like best?
O balıklar yemeye uygun değil.Those fish aren't fit to eat.
Alabalık balıkçılığını severim.I like trout fishing.
Sarımsaklar altın sarısıyken, balıkları ekleyin.When the garlic is golden, add the fish.
Tom yarışı balına kazandı.It was pure chance Tom won the race.
Fare balık pişiriyor.The mouse cooks fish.
Tom Balık burcu.Tom is a Pisces.
Balık burcuyum.I'm a Pisces.
Uzun zamandır balık tutmuyorum.I haven't been fishing in a long time.
Tom birçok balık yakaladı.Tom caught many fish.
Balina köpek balıkları planktonla beslenir.The whale shark feeds on plankton.
Tadı balığa benzemiyor.It doesn't taste like fish.
Bir ara beraber balık tutmaya gidelim.Let's go fishing together sometime.
Balıkçılık Cezayir'de önemli bir sektördür.Fishing is a significant sector in Algeria.
Tabii ki balık tutmayı severim.Of course I like fishing.
Şu bir leylek mi, yoksa balıkçıl mı?Is that a stork or a heron?
Balığa çıktı ama bir şey yakalayamadı.He went fishing, but didn't catch anything.
Balık tutmayı seviyorlar.They love fishing.
Tom, Balık burcu değil.Tom isn't a Pisces.
Tom, Balık değil.Tom isn't a Pisces.
Biz çocukken, balık kroket olduğu zamanları hep severdik.When we were kids, we always loved it when it was fish fingers.
Yemek yapmaya vakit kalmadığından ton balığı konservesi yedik.Since we didn't have any time to prepare food, we ate a can of tuna.
Balistik raporunu gördün mü?Have you seen the results of the ballistics test?
Ringa balığı salatasını gömdü.He devoured the herring salad.
Ringa balığı salatasını mideye indirdi.He devoured the herring salad.
Balık mı tavuk mu tercih edersin?Do you prefer fish or chicken?
Neden balığa gitmiyoruz?Why don't we go fishing?
İstiridye inciler yaratır, arı balı yaratır ve insanlar problem yaratır.The oyster creates pearls, the bee creates honey, and humans create problems.
Neredeyse balığı yakaladım.I'm about to catch the fish.
Bu nehirde balık tutmaya neden izin verilmiyor?Why isn't fishing allowed in this river?
Deniz veganlığı balık içeren bir diyettir.Seaganism is a fishy diet.
Balık temizlemek pek çok insanın içini kaldırabilir.Cleaning fish can gross out a lot of people.
Onlar balık.They're fish.
Tutulan balıkları eşit olarak bölüştük.We divided the catch equally.
Fırsat buldukça balığa gidiyorum.I go fishing whenever I get the chance.
Fırsat oldukça balığa çıkarım.I go fishing whenever I get the chance.
Tom her şeyi unuttuğum için balık hafızalı olduğumu söylüyor.Tom says I've got a memory like a sieve because I forget everything.
Tom'un başında balıkçı şapkası vardı.Tom was wearing a fisherman's cap.
Ve aşırı balık avı beni çıldırttı.And excessive fishing made me crazy.
Tom balık tutuyordu.Tom was fishing.
Balıklar yüzebilir.Fish can swim.