Balığa gitme havasında değilim.I'm not in the mood to go fishing.
Orası Sami'nin balık avına çıktığı yer.It's a place where Sami goes fishing.
Tom bana balık tutmayı sevmediğini söyledi.Tom told me he didn't like fishing.
Tom dün biraz balık yakalamak için nehre gitti.Yesterday Tom went to the river to catch some fish.
Dün Tom üç tane balık yakaladı.Yesterday Tom caught three fish.
Bu öğleden sonra balık tutmaya gitmiyor musun?Aren't you going fishing this afternoon?
Balık yakalarım ve gitmelerine izin veririm.I catch fish and let them go.
Sami bugün balığa gitti.Sami went fishing today.
Tom Mary'nin kiminle balık tutmayı planladığını bilmiyordu.Tom didn't know who Mary was planning to go fishing with.
Tom dün üç tane balık yakaladı.Tom caught three fish yesterday.
Tom dün üç tane balık tuttu.Tom caught three fish yesterday.
Kutup ayıları fok balıklarını avlarlar.Polar bears hunt seals.
Pazardan taze balık satın alabildim.I was able to buy fresh fish in the market.
Balık gibi kokuyor.It smells like fish.
Fok balıkları karada sakar ve gariptir, ancak suda çok zariftir.Seals are clumsy and awkward on land, but very graceful in the water.
Ona bir balığın bir şemsiyeye ihtiyacı olduğu kadar çok ihtiyacım var.I need him as much as a fish needs an umbrella.
Yakaladığın balığın resmini gördüm.I saw the picture of the fish you caught.
Balıkları gözlemlemenin en iyi yolu bir balık olmaktır.The best way to observe fish is to become a fish.
Tom dün bir çift büyük balık yakaladı.Tom caught a couple of big fish yesterday.
Tom babasıyla balık tutmaktan hoşlanırdı.Tom enjoyed fishing with his father.
Balık tutma konusunda çok şey biliyorum.I know a lot about fishing.
Bugün büyük bir balık yakaladım.I caught a huge fish today.
Balık seversin, değil mi?You like fish, don't you?
Balık tutmaya gitmek istedim.I wanted to go fishing.
Çiğ balıkları sevmiyorum.I don't like raw fish.
Balık tutmayı sevmiyorum.I don't like fishing.
Çiğ balık yemem.I don't eat raw fish.
Tom balıkları çok seviyor.Tom likes fish a lot.
Tom balığı çok sever.Tom likes fish a lot.
Ben nadiren balık yerim.I seldom eat fish.
Tom kendi başına balığa çıkabilir.Tom might go fishing by himself.
Tom'a, onunla balık avlamaya gitmek istemediğimi söyledim.I told Tom that I wasn't interested in going fishing with him.
Tom'un genellikle nereye balık tutmaya gittiğini biliyor musun?Do you know where Tom usually goes fishing?
Tom kendi başına balık avlamaya gitmiş olabilir.Tom may have gone fishing by himself.
Balık yakalayacağını düşünmedim.I didn't think you'd catch any fish.
Tom tek başına balık tutmaya gitmiş olmalı.Tom must've gone fishing by himself.
Tom muhtemelen tekrar balık tutmaya gitti.Tom has probably gone fishing again.
Tom ve ben birlikte sık sık balık tutmaya gideriz.Tom and I often go fishing together.
Tom ve ben birlikte balık tutabiliriz.Tom and I might go fishing together.
Tom her zaman tek başına balık tutmaya gider.Tom always goes fishing by himself.
Tom sık sık kendi başına balık tutmaya gider.Tom often goes fishing by himself.
Dün Tom'la balığa gittik.Tom and I went fishing yesterday.
Dün Tom'la balığa çıktık.Tom and I went fishing yesterday.
Dün Tom'la balık tutmaya gittik.Tom and I went fishing yesterday.
Tom balık tutmaya nereye gitmiş?Where did Tom go fishing?
Tom balık tutmak için nereye gitti?Where did Tom go fishing?
Tom artık hiç balık tutmaya gitmiyor.Tom never goes fishing anymore.
Tom tekrar balığa gitti.Tom has gone fishing again.
Tom her yaz Mary ile hâlâ balık tutmaya devam ediyor.Tom still goes fishing with Mary every summer.
Nerede balığa çıktınız?Where did you go fishing?
Bu balık yenilemez.This fish can't be eaten.
Tom ve Mary dün ikisi de balık tutmaya gittiler.Tom and Mary both went fishing yesterday.
Tom ve ben balık tutmaya gittik.Tom and I went fishing.
Sanırım Tom Mary ile balık tutmaya gitti.I think Tom went fishing with Mary.
Tom da balık tutmaya gitti.Tom also went fishing.
Balığın tadına baktım.I tasted the fish.
Onlar yılan balığı mı?Are those eels?
Tom'un en sevdiği şeylerden biri balık tutmaktır.One of Tom's favorite things to do is fishing.
Tom, balık ve cips yemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to eat the fish and chips.
Tom, Mary'nin tek başına balık tutmasına izin verdi.Tom let Mary go fishing by herself.