Tom Mary'nin balık yakalamayacağından oldukça emindi.Tom was pretty sure that Mary wouldn't catch a fish.
Tom Mary ondan daha fazla balık yakaladığı için şaşırmıştı.Tom was surprised that Mary caught more fish than he did.
Mary bir balık yakaladığında Tom şaşırdı.Tom was surprised when Mary caught a fish.
Daha gençken buzda balık tutmaya giderdim.I used to go ice fishing when I was younger.
Balık tutma konusunda ilk şeyi bilmiyorum.I don't know the first thing about fishing.
Tom, Mary ve John için ton balıklı sandviçler hazırladı.Tom made tuna fish sandwiches for Mary and John.
Tom mutfak bankosuna oturdu ve ton balıklı bir sandviç yedi.Tom sat down at the counter and ate a tuna fish sandwich.
Hiç kimse balık tutmaya gidemeyeceğini söylemiyor.Nobody says you can't go fishing.
Hiç kimse balık tutmaya gidemediğini söylemedi.Nobody said you couldn't go fishing.
Boston yakınında sık sık gittiğim bir balıkçı kulübesi var.There's a fishing lodge near Boston that I often go to.
Tom çok küçük bir gölette sadece büyük balık.Tom is just a large fish in a very small pond.
Tom beni balık tutmaya götürmeye söz verdi.Tom promised to take me fishing.
Rıhtıma bağlanmış birkaç balıkçı teknesi var.There are a number of fishing boats tied up at the dock.
Tom balıkların kafasını kesiyor.Tom is chopping heads off fish.
Tom'un neden bizimle balık avlamaktan hoşlanmıyor gibi görünmediğini merak ettim.I wondered why Tom didn't seem to enjoy fishing with us.
Tom Mary'ye bir balığı nasıl temizleyeceğini gösterdi.Tom showed Mary how to gut a fish.
Tom balığın kancasını çıkardı ve onu suya geri bıraktı.Tom unhooked the fish and released it back into the water.
Tom oltasını fırlattı ve balıkların ısırmasını bekledi.Tom threw his line in and waited for the fish to bite.
Tom küçük bir balıkçı köyünde yaşadı.Tom lived in a small fishing village.
Tom ve ben balıkçılık arkadaşlarıyız.Tom and I are fishing buddies.
Ruhsatsız balık avlamaktan ceza yedim.I was fined for fishing without a license.
Dün babam üç tane balık yakaladı.Yesterday my father caught three fish.
Yarın balığa gitmek istiyor musun?Do you want to go fishing tomorrow?
Ben her zaman balığa çıkıyor olamam, eve domuz pastırması getirmek zorundayım.I can't be going fishing all the time, I have to bring home the bacon.
Gelecek hafta sonu bizimle balık tutmaya gidebilip gidemeyeceğini bilmek istiyorum.I want to know if you can go fishing with us next weekend.
Büyük balık, küçük olanı yer.The big fish eat the small ones.
Kızlar bugün balığa gittiler. Alla büyük bir tane yakaladı.The girls went fishing today. Alla caught a big one.
Wakayama açıklarında balina bulundu.The whale was found off the coast of Wakayama.
Göllerde balık tutmaya gider misin?Do you go fishing in lakes?
Balinalar şekil olarak balıklara benzerler.Whales are similar to fish in shape.
Kızarmış balığı sevmem.I don't like fried fish.
Biz yemeği sevdik, özellikle balığı.We liked the food, especially the fish.
Dün sadece ellerimle büyük bir balık yakaladım.I caught a big fish yesterday with my bare hands.
Tüm balıklar için teşekkürler.Thanks for all the fish.
Bu bir balık.It's a fish.
O bir balık.It's a fish.
Et veya balık?Meat or fish?
Balık lezzetliydi.The fish was delicious.
O bir balıkçı.He is a fishmonger.
Balıkçılık yapıyor.He is a fishmonger.
Bu nehirde balıklar tek tük.The fish in this river are few and far between.
Dün gece akşam yemeği için balık yedik.We had fish for supper last night.
Balığı o tabak üzerinde servis edin.Serve the fish on that platter.
Balık çok tazeydi.The fish was very fresh.
Bu balığın kılçığı çok.This fish has a lot of bones.
Bu çok kılçıklı bir balık.This fish has a lot of bones.
Tom balık tutmaya gitmedi.Tom didn't go fishing.
Tom şimdi balık tutuyor.Tom is fishing now.
Tom balık tatmaya gidiyor.Tom is going fishing.
Balıktan hoşlanmıyorum bile.I don't even like fish.
Tom hiç balık yakalamadı.Tom didn't catch any fish.
Balık avlamak en sevdiğim hobimdir.Fishing is my favorite hobby.
Gölette sazan balıkları var.There are carp in the pond.
Bu restorana balık için geldim.I came to this restaurant for the fish.
Bir balık tuttum!I caught a fish!
Hem et hem de balıktan oluşan bir öğün yedik.We ate surf 'n' turf.
Tom'un balık tutmayı bildiğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom knows how to fish.
Thomas balık yemez.Thomas does not eat fish.
Akvaryumda bir hayli nadir balık var.There are many rare fish at the aquarium.
Balık avına gitmeliydim.I should've gone fishing.