bence bu bir tatlı su balığıdır.In my opinion, this is a freshwater fish.
Balıklar suda yüzer.Fish swim in the water.
Burada balık tutmak yasak.Fishing is not allowed here.
Burada balık tutmaya izin verilmez.Fishing is not allowed here.
Burada balık tutmak yasaktır.Fishing is prohibited here.
O, nasıl bir balık gibi yüzüleceğini bilir.He knows how to swim like a fish.
Balık pahalıdır.Fish is expensive.
Balık niçin çok pahalıdır?Why is fish so expensive?
Köpek balıkları yüzgeçleri için öldürülür.Sharks are killed for their fins.
Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok popülerdir.Shark fin soup is very popular in China.
Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok yaygındır.Shark fin soup is very popular in China.
Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets.
Birçok köpek balığı türü yok olma ile tehdit ediliyor.Many shark species are threatened with extinction.
Sudaki küçük bir miktar insan kanı bile köpek balıklarını millerce uzaktan çekebilir.Even a small amount of human blood in the water can attract sharks from miles away.
Tom çıplak elleriyle bir balık yakaladı.Tom caught a fish with his bare hands.
Tom haftada iki defa balık yer.Tom eats fish twice a week.
Bu balığı yemiyorum.I'm not eating this fish.
Ben kötü bir balıkçıyım.I'm a lousy fisherman.
Ben berbat bir balıkçıyım.I'm a lousy fisherman.
Ben hasta bir balıkçıyım.I'm a lousy fisherman.
Balık avı nasıldı?How was the fishing?
Tom, bir balık tuttu.Tom caught a fish.
Tom bir balık yakaladı.Tom caught a fish.
Tom balıkları sever.Tom likes fish.
Balık yiyeceğim.I'll eat fish.
Bir köpek balığı tarafından saldırıya uğrama şansı çok düşüktür.The chances of being attacked by a shark are very low.
Balıkçılık gölde yasaktır.Fishing is prohibited in the lake.
Gölde balık avlama yasaktır.Fishing is prohibited in the lake.
Balı gördüm ama bal arısını görmedim.I saw the honey, but did not see the honeybees.
Bu tür balığı daha önce hiç görmedim.I had never seen that kind of fish before.
O bir balıkbilimciyle evlendi.She married an ichthyologist.
Bu bir balık değil.This is not a fish.
Bu bir balıktır.This is a fish.
Balık ister misin?Do you want fish?
Tom geçen gün yüzüyorken bir köpek balığı gördüğünü söyledi.Tom said he saw a shark the other day when he was swimming.
Sen hiç üç metreden daha uzun bir köpek balığı gördün mü?Have you ever seen a shark over three meters long?
Tom ve ben her yaz birlikte balığa gideriz.Tom and I go fishing together every summer.
Tom evvelsi gün balığa gitti.Tom went fishing the day before yesterday.
Tom her zaman övgü için balık tutuyor.Tom is always fishing for compliments.
Benimle balığa gitmek ister misin?Do you want to go fishing with me?
Benimle balık tutmaya gitmek istiyor musun?Do you want to go fishing with me?
Gölde çok balık var.There are a lot of fish in the lake.
Izgarada pişmiş balığı severim.I like fish cooked on the grill.
O, hava güzel olduğunda sık sık balık tutmaya gitti.He often went fishing on Sundays when the weather was good.
Akvaryumumda beş tane balık var.There are five fish in my aquarium.
Rus salatası, patates, zeytin, ton balığı ve diğer sebzelerle yapılır.Russian salad is made with potatoes, olives, tuna, and other vegetables.
Umduğum kadar çok balık yakalamadım.I didn't catch as many fish as I had expected.
Balı severim.I love honey.
GloFish genetik olarak değiştirilmiş akvaryum balığıdır.GloFish are genetically modified aquarium fish.
Kirlilik nedeniyle balıkçılık yasaktır.Fishing is prohibited because of the pollution.
Foklar balık yer.Seals eat fish.
Bu yeşil bir balıktır.This is a green fish.
Bu balık lezzetlidir.This fish is delicious.
Bu balığın rengi nedir?What colour is this fish?
Ağlar balıkla yüklüydü.The nets were loaded with fish.
Ağlar balıkla doluydu.The nets were loaded with fish.
Balığı etten daha çok severim.I like fish better than meat.
Tom her gün konserve ton balığı yediği için civa zehirlenmesi oldu.Tom got mercury poisoning because he ate canned tuna every day.
Balıktan nefret ediyorum.I hate fish.
O, balığa gidiyor.He's going fishing.