Balık yemekten usandım.I'm sick of eating fish.
Balıktan bıktım.I'm sick of fish.
Balık tutmaya gidelim.Let's go fishing.
Balık avlamaya gidiyorum.I'm going fishing.
O balık tutmaya gitti.He went fishing.
Hiç büyük bir balık yakaladın mı?Have you caught any big fish?
Bazı insanlar balığın beyin gıdası olduğunu söylüyor.Some people say that fish is brain food.
Bazen balıkla kırmızı şarap içer misin?Do you sometimes drink red wine with fish?
Tom gölde yüzen bazı ölü balıklar gördü.Tom saw some dead fish floating on the lake.
Balık sipariş etmedim.I didn't order fish.
Tom'un yakaladığından daha fazla balık yakaladım.I caught more fish than Tom did.
Bir balıkçı tekneniz var mı?Do you have a fishing boat?
Burada bir balıkçı teknesi kiralayabilir miyiz?Can we rent a fishing boat here?
Balıklar günışığını sevmez.Fish don't like sunlight.
Balık sert mücadele etti.The fish fought hard.
Ben hiç balık avlamıyorum.I've never been fishing.
Tom'la asla balık tutmuyorum.I've never been fishing with Tom.
Teksas'ta hiç balık tutmuyorum.I've never been fishing in Texas.
Asla gece balık tutmaya gitmedim.I've never gone fishing at night.
Tom'un bütün yapmak istediği balık tutmak.All Tom wants to do is fish.
Balıkçılık Tom'un hayatı.Fishing is Tom's life.
Tom'un yapmak istediği tek şey balık avlamaktır.Fishing is the only thing Tom wants to do.
Balıkçılık Tom'un şimdiye kadar yapmak istediği tek şey.Fishing is the only thing Tom ever wants to do.
Tom genellikle iskeleden balık tutar ama bazen kıyıdan balık tutar.Tom usually fishes off the dock, but sometimes he fishes from the shore.
O lezzetli görünümlü bir balık.That's a delicious-looking fish.
O bir balık avı gezisine gitti.He went on a fishing trip.
O, Tom'u bir balıkçılık gezisine götürdü.He took Tom on a fishing trip.
Üzgünüm ama burada balık avlamaya izin verilmiyor.Sorry, but you're not allowed to fish here.
Tom Mary ile balık tutmak için dışarı çıktı.Tom is out fishing with Mary.
Neden biraz balık tutmuyoruz?Why don't we do some fishing?
Onlar bir balık avı gezisinde tanıştı.They met on a fishing trip.
Bir tek balık yakalamadım.I didn't catch one single fish.
Bir balık bile yakalamadım.I didn't catch even one fish.
Ben bile bir balık yakalamadım.I didn't even catch one fish.
Tom'la gece balıkçılığına gittim.I went night-fishing with Tom.
Tom'u balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking Tom fishing.
Tom balığa gitmeyi hiç sevmedi.Tom never liked to go fishing.
Tom babasıyla balığa çıkmaktan hiç keyif almadı.Tom never enjoyed fishing with his father.
Balıklar bu sabah oltaya vuruyor gibi görünmüyor.The fish don't seem to be biting this morning.
Seni asla tekrar balık tutmaya götürmüyorum.I'm never taking you fishing again.
Bizimle balık tutmaya gelir misin?Would you like to come fishing with us?
Burada bir sürü balık yakaladım. Burası büyük bir balıkçılık bölgesi.I've caught a lot of fish here. It's a great fishing spot.
Sen ve Tom birlikte balık tutmaya giderdiniz, değil mi?You and Tom used to go fishing together, didn't you?
O bir balıkçı kılavuzudur.He's a fishing guide.
Bütün günü balık tutarak geçirelim.Let's spend the whole day fishing.
Bütün günü balık tutarak geçirdik.We spent the whole day fishing.
Ruhsatın olmadan balık tutmaya gitmemelisin.You aren't supposed to go fishing without a license.
Tom hayatında hiç balık tutmaya gitmedi.Tom has never been fishing in his life.
Balıkçılık için ne güzel bir sabah!What a beautiful morning for fishing!
Son duyduğumda, Tom Kanada'da balık tutuyordu.The last I heard, Tom was fishing up in Canada.
Tom balık avlamayı çok seviyor.Tom is crazy about fishing.
Tom balık tutma yelek ve şapkasını giydi ve kapıya yöneldi.Tom put on his fishing vest and hat and headed for the door.
Bugün balığa çıkmayı umuyordum.I was hoping to go fishing today.
Tom bir ton balığı kutusu açtı.Tom opened a can of tuna fish.
Tom akvaryumdaki balıklara bakarak saatler harcadı.Tom spent hours looking at the fish in the tank.
Yapmak istediğim tek şey balık tutmaya gitmek.The only thing I want to do is go fishing.
Tek istediğim balığa çıkmak.All I want to do is go fishing.
Tom Mary'nin bir balık yakaladığını gördü.Tom saw Mary catch a fish.
Tom Mary'nin bir balık yakaladığını sandı.Tom assumed Mary caught a fish.
Tom Mary'nin bir balık yakalayacağını düşünmedi.Tom didn't think Mary would catch a fish.