Ana içeriğe geç
Sözlük

bakmaya ile cümle

bakmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak Elaine, Jackie Chan olmadan kızının büyütüp bakmaya karar verdiğini açıkladı.However, Elaine decided she would take care of her daughter without Jackie Chan.
Seni çok kötü özledim. Heykellerim senin gibi bakmaya başlıyor.I miss you so bad my sculptures are starting to look like you.
Neden bakmaya başlamak için hastaneye varmalarını bekleyelim ki?Why should we wait until they arrived in the hospital before we started to look?
Sonra veriye bakmaya başladık.And then we started looking at the data.
Ve ben tavuk bakmaya gittim. Sonunda bir inek bulundu. ve bir tavuk bulundu.And I went looking for chicken.
O taktirde, iyi ki Satsanga geliyorsun çünkü bu tutunma eğilimine bakmaya başlayabilirsin.Then it's a good thing you come to satsang because you can begin to look at this tendency to cling.
Onlar güzel yüzlere bakmayı sade yüzlere bakmaya tercih ederler.They like to look at beautiful faces rather than plain faces.
Bu spektruma farklı bölümlerinden bakmaya başlayabiliriz.We can start to look at different components along this spectrum.
Okumaya devam ettikçe, kansere farklı gözle bakmaya başladım ve neredeyse korkum azaldı.The more I read, the more I looked at cancer differently and almost became less fearful of it.
Peripeteia'ya bakmaya başladığınızda her yerde buluyorsunuz.When you start to look for peripetia, you find it everywhere.
Petrusun dış kapıyı çalması üzerine Roda adlı bir hizmetçi kız kapıya bakmaya gitti.When Peter knocked at the door of the gate, a maid named Rhoda came to answer.
Onların yüzlerine bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onların hakkı çok acı bir azaptır.They will have a painful punishment.
Kosova'daki BM şefi yardımcısı Steven Schook da del Ponte'yi kendi işine bakmaya çağırdı.The deputy UN chief in Kosovo, Steven Schook, said urged del Ponte to focus on her own business.
Beni duyamadıklarını anladıklarında bana bakmaya başladılar.When they discovered they couldn't hear me, they began to look at me.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Je leur disais que j'avais vu de vastes corridors.
Çok zeki olup bir defa okuduğunu zihninde tutar, tekrar kitaba bakmaya lüzum hissetmezdi.Es extremadamente inteligente, aprende las cosas con solo leerlas una vez, por ello jamás estudiaba.
Don Carlo mektupların içindekilerine bakmayacağına yemin eder; fakat arkadaşına şüphe ile bakmaya başlar.Дон Карло отказывается верить заверениям служанки, что это его ребёнок, и склоняется к мысли о его смерти.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Drie avonden liet hij zijn grootste hits horen.
İşte buraya bakmaya çalıştığım sırada şiire değdim.Když jsem byla v půlce, tak jsem se rozhlédla.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Egy idő után feltűnt a családnak, hogy nagyot hall.
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.二人は互いに背を向けながらバックの態勢になり、電車の移動もあって互いに突き合うかのごとく、出し入れを開始してしまい、そして互いに絶頂を迎えてしまう。
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.철로의 반대편에서 둘은 발걸음을 멈추고 뒤를 돌아보지만, 지나가는 기차가 그들의 눈앞을 가로막는다.
Orada dağıldılar, herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı.Chvíľu nato sa všetci rozdelili a každý odišiel sám preč.
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.Aber ich werde mein Telefon nicht beachten. Du bist wichtiger!
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.(아, 휴대폰이 울리네요...) (하지만 안 받을꺼에요. 여러분이 더 소중하니까요!)
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.Men det struntar vi i, för du är viktigare!
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.Mutta aion olla vastaamatta, koska olet tärkeämpi.
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.Αλλά θα το αγνοήσω, γιατί είστε πιο σημαντικοί.
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.אבל אני מתכוון להתעלם הטלפון, כי אתה חשוב יותר.
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.في الحقيقة الهاتف يرن لكنني حاتجاهله لأن انتم اهم عندي
Ama telefona bakmayacagim, cunku sen daha onemlisin.こっちのほうが大事だからね じゃOK、5から始めよう
Ben de bin farklı 'hayır'lara bakmaya karar verdim.그래서 저는 천여개의 '아니'라는 말을 찾아보기로 했습니다.
Ben de bin farklı 'hayır'lara bakmaya karar verdim.Takže jsem se rozhodla najít tisíc rozdílných "ne".
Ben de bin farklı 'hayır'lara bakmaya karar verdim.И тогда я решила отыскать 1 000 разных "нет".
Ben de bin farklı 'hayır'lara bakmaya karar verdim.אז החלטתי לחפש אחר אלף לאו-ים שונים.
Ben de bin farklı 'hayır'lara bakmaya karar verdim.فقررت أن أبحث عن ألف "لا" مختلفة.
Ben de bin farklı 'hayır'lara bakmaya karar verdim.イスラムまたは アラブの庇護の下で
Ben yan odaya koştum, telaş içinde bir dürbün bularak camdan dışarı bakmaya başladım.Am alergat în camera alăturată, am găsit un binoclu și am privit pe fereastră.
Ben yan odaya koştum, telaş içinde bir dürbün bularak camdan dışarı bakmaya başladım.Yo corrí al siguiente cuarto frenéticamente encontré unos binoculares y comencé a mirar por la ventana.
Ben yan odaya koştum, telaş içinde bir dürbün bularak camdan dışarı bakmaya başladım.Я побежала в соседнюю комнату схватила бинокль и начала вглядываться в окно.
Ben yan odaya koştum, telaş içinde bir dürbün bularak camdan dışarı bakmaya başladım.無我夢中で双眼鏡を探して 窓の外を眺め始めたのです 目撃者になることしか 頭にありませんでした
Bilgi üretimine yiyeceklerinki gibi bakmaya başladım ve "Yani biz bilgi avcı-toplayıcılarıydık." dedim.그래서 저는 정보의 생산을 볼 때, 마치 정보를 음식인 듯 보았고 우리는 정보를 수렵 및 채집하는 사람들이라고 분석했습니다.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.물 속 밑바닥에 있는 자갈을 보는 것과 비슷한 이치입니다.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.זה בעצם כמו להסתכל על חלוק נחל בקרקעית של נחל.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.انه كالنظر لحصاة في قاع جدول
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.見るようなものです 水底の小石を見ていると
Böylece, bulabildiğim en iyi fotoğraflara bakmaya başladım.すべての参考資料に目を通し
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Also begann ich damit und untersuchte noch viel mehr Dinge.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Așa că, am plecat cu gândul acesta, și am început să caut lucruri cu mai multă pasiune.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Así que partí de este punto y comencé a buscar más cosas.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Così me ne uscii con questo e cominciai a ricercare ancora di più.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Donc, je partais de là, et commençais à chercher encore d'autres choses.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Dus ik ging door, en begon nog meer dingen te zoeken.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.그리하여, 저는 이것에서 벗어나서, 좀 더 더한 것들을 찾기 시작했습니다.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Vì thế, tôi thấy bực mình, và bắt đầu tìm kiếm nhiều hơn nữa.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Więc na chwilę zostawiłem ten temat i zacząłem poszukiwać czegoś innego.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.Идея меня поглотила, и я начал идти дальше.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.И така, тръгнах от това и започнах още повече да търся нещата.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.אז התחלתי עם זה, והתחלתי עוד יותר לחפש דברים.
Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım.و لذلك استمررت في ذلك و بدأت أبحث عن المزيد من الأشياء
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod