Okumaya devam ettikçe, kansere farklı gözle bakmaya başladım ve neredeyse korkum azaldı.The more I read, the more I looked at cancer differently and almost became less fearful of it.
Galiba çok fazla bakmaya eğilim gösteriyoruz altyapısına evrenin.I think that we tend to look a lot at the infrastructure of globalization.
Böylece, geriye gittik ve arabalar gelişmeden önceki büyük şehirlere bakmaya başladık.So we went back and started looking at the great cities that evolved before the cars.
Parantezlere bakmaya devam edelim.Now let's keep looking at the parentheses to see where we can simplify things.
Eğer onu açarsan bakmayacağım!If you open it, I won't look!
Ama inanılmaz bir yaratıcılık Kendi yaptığım işe bakmaya başladım.I started looking at my own work:
Peripeteia'ya bakmaya başladığınızda her yerde buluyorsunuz.When you start to look for peripetia, you find it everywhere.
Bu tecrübe ile modern sanata daha yakından bakmaya başladım.With this experience, I started to look more closely at modern art.
Sizin hayatınızda gerginlikle ilgili olan şeylere bakmaya başlarsınız.You begin to look at things having to do with your tensions.
Hadi bize verilenlere bakmaya devam edelim. .But let's just let's keep looking at everything else that they're telling us
Her şey çok kötü, işler yoluna girene dek işlere bile bakmayacağım.I'm not even going to look for a job-- things are so bad-- until things get better.
Kutuyu gidip dinliyorlar ama açıp bakmaya korkuyorlar. ...Some go to the box to listen but are afraid to open it [Some kid chatting]
Petrusun dış kapıyı çalması üzerine Roda adlı bir hizmetçi kız kapıya bakmaya gitti.When Peter knocked at the door of the gate, a maid named Rhoda came to answer.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.And I wept much, because no one was found worthy to open the book, or to look in it.
Ve onların herbirinin bir derdi var ki başkalarına bakmaya vakti bile yok.Each man will have enough cares that day.
O bakmaya kıyılmayan develer kendi hallerine bırakıldığında,The ten-month pregnant female camels are abandoned,
Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Onların yüzlerine bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onların hakkı çok acı bir azaptır.They will have a painful punishment.
Allah onlara kıyamet günü hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır.On the Day of Resurrection Allah will neither address them, look at them, nor will He purify them.
Allah onlarla konuşmayacaktır, kıyamet günü onlara bakmayacaktır, onları temizleyip arıtmayacaktır.On the Day of Resurrection Allah will neither address them, look at them, nor will He purify them.
Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır.On the Day of Resurrection Allah will neither address them, look at them, nor will He purify them.
Farkındalık yaratıp insanları daha derine bakmaya itebiliyor.It can bring awareness and make people look into it further.
Ashton Belgrad ve Priştine'yi geleceğe bakmaya da çağırdı.She also called on Belgrade and Pristina to focus on the future.
Kosova'daki BM şefi yardımcısı Steven Schook da del Ponte'yi kendi işine bakmaya çağırdı.The deputy UN chief in Kosovo, Steven Schook, said urged del Ponte to focus on her own business.
Eğitimci ebeveynleri "alıcı gözle bakmaya" çağırıyor.He urges parents to adopt a "buyer beware" attitude.
Ischinger, "Her iki tarafı da geniş bakmaya çağırıyoruz."We are urging both sides to think outside the box.
Sürüş sırasında Rose bir geyiğe çarpar; Chris yolun kenarında ölecek gibi bakmaya devam eder.While driving, Rose hits a deer; Chris goes to look at it as it lies dying on the side of the road.
Gül Devrimi'nden sonra Gürcistan batıya bakmaya başladı.After the Rose Revolution Georgia started looking westwards.
Annesinin çığlıklarını duyan Arrietty, Shō'yu bahçede bırakır ve ve neler olduğuna bakmaya gider.Alerted by her mother's screams, Arrietty leaves Shō in the garden and goes to investigate.
Beni duyamadıklarını anladıklarında bana bakmaya başladılar.When they discovered they couldn't hear me, they began to look at me.
Bu model türü hem ileri hem de geri bakmaya izin verir.This type of model allows for both feed forward and its reverse.
Bu burç topluluğu herkesin yıldız falına bakmaya yarar.Das Yerkes-Schema überträgt dies auf die Spektren aller Sterne einer Galaxie.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Je leur disais que j'avais vu de vastes corridors.
Durumun kendisiyle alakalı olmaması durumunda da konuya önemli gözüyle bakmayacaktır.Si Out Run l'est aussi sur ce point, il n'est pas considéré comme injuste.
Don Carlo mektupların içindekilerine bakmayacağına yemin eder; fakat arkadaşına şüphe ile bakmaya başlar.Don Carlos ha jurado no mirar el contenido de las cartas, pero empieza a sospechar de su amigo.
Çok zeki olup bir defa okuduğunu zihninde tutar, tekrar kitaba bakmaya lüzum hissetmezdi.Es extremadamente inteligente, aprende las cosas con solo leerlas una vez, por ello jamás estudiaba.
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.C'è uno sparo improvviso fuori scena e Dorn va a vedere che cosa è successo.
Döneminde mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de mala bakmayacaktır.”Il Cielo conceda che non faccia mai più ritorno e che non la rivediamo mai».
Don Carlo mektupların içindekilerine bakmayacağına yemin eder; fakat arkadaşına şüphe ile bakmaya başlar.Дон Карло отказывается верить заверениям служанки, что это его ребёнок, и склоняется к мысли о его смерти.
Aynanın başına geçer ve karnındaki şişliğe bakmaya başlar.Она смотрится в зеркало и замечает седой волос.
Sonradan şöyle der: "Biz ailemizden, dışarıdan bilinmeden insanlara bakmaya izin istedik.По его словам таким названием они хотели «отодвинуть не желающих нас слушать людей подальше».
Hisana, Rukia’yı hem kendine hem de ona bakmaya devam edemediği için bebekken terk etmişti.تركت هيسانا روكيا عندما كانت لا تزال طفلة لأنها لم تستطع العناية بنفسها والعناية بها.
Don Carlo mektupların içindekilerine bakmayacağına yemin eder; fakat arkadaşına şüphe ile bakmaya başlar.Don Carlo jurou não olhar para o conteúdo das cartas, mas ele começa a suspeitar de seu amigo (“Morir!
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Drie avonden liet hij zijn grootste hits horen.
Yazar insanlara daha gerçekçi bir gözle bakmaya başlar.Een auteur wil zijn personages realistischer maken.
Bakmayacağıma söz veriyorum.Ik beloof dat ik niet zal kijken.
Başka birine bakmayacağıma söz veriyorum.Ik beloof dat ik niet naar iemand anders zal kijken.
Sonradan şöyle der: "Biz ailemizden, dışarıdan bilinmeden insanlara bakmaya izin istedik.За його словами «такою назвою ми хотіли відсунути людей, що не бажають нас слухати, подалі».
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.На загальних зборах великокучурівці уважно слухали кожне слово.
İşte buraya bakmaya çalıştığım sırada şiire değdim.Když jsem byla v půlce, tak jsem se rozhlédla.
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.Brusc se aude o împușcătură înafara scenei, iar Dorn merge să investigheze.
Bakmayarak ki, o ikisi bu hadisi nakl etmemişler.”El nu a marcat în aceste două goluri.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Egy idő után feltűnt a családnak, hogy nagyot hall.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Pulkkinen arvioi kuunnelman pohjustavan hänen tulevaa romaaniaan.
Don Carlo mektupların içindekilerine bakmayacağına yemin eder; fakat arkadaşına şüphe ile bakmaya başlar.Ο Δον Κάρλο έχει ορκισθεί να μη διαβάσει τις επιστολές, αλλά υποψιάζεται τον φίλο του (Morir!
Burada mısın diye bakmaya geldik.Ήρθαμε να δούμε αν ήσουνα 'δω.
Sürekli tartışmalarına ve Sanae ile kavga etmesine rağmen, Shinka kendine bakmaya ve onun tersine büyür.Mặc dù luôn cãi nhau liên tục và đánh nhau với Sanae, Shinka cố gắng quan tâm đến cho cô và ngược lại.
Döneminde mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de mala bakmayacaktır.”そのため幾度も弾劾され、また行動に節操が見られないものもある。
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.二人は互いに背を向けながらバックの態勢になり、電車の移動もあって互いに突き合うかのごとく、出し入れを開始してしまい、そして互いに絶頂を迎えてしまう。
Hisana, Rukia’yı hem kendine hem de ona bakmaya devam edemediği için bebekken terk etmişti.ルリカが振り向いてくれなかったために、ずっとルリカを追いかけていた。