Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.Looking up to heaven, he sighed, and said to him, "Ephphatha!" that is, "Be opened!"
Oradan geçen İsaya bakarak, ‹‹İşte Tanrı Kuzusu!›› dedi.and he looked at Jesus as he walked, and said, "Behold, the Lamb of God!"
Bu bileşen, el bilgisayarınızın saatini PC saatine bakarak ayarlar. NameTime Synchronization
Gelin, yüzüğün deliğinden bakarak "Bu yüzüğün içinden sana bakıyorum, beni kalbine al." diyor."Through this ring I behold you, let me enter your heart," she says, looking through the ring.
Gerçek durumu, Mart ya da Nisan ayında su kaynaklarına bakarak anlayacağız.We expect to get the real picture of the situation with the water resources in March or April.
"Fransa sizi bir 'oldu bittiye' ile getirmeyecektir" dedi Gürcistan Cumhurbaşkanına bakarak."France will not resign itself to a 'fait accompli'," he said, with Georgian president looking on.
Son anlarını geminin dışında yıldızların arasından Mars'a bakarak geçirir.She spends her final moments outside the ship, gazing at Mars amongst the stars.
Leonardo bilimsel bir gözlemciydi. Şeylere bakarak öğrendi.Leonardo was a scientific observer.
Şeylere bakarak öğrendi.He learned by looking at things.
Umarım Irak'ta geçmişi unutarak ve geleceğe bakarak ulusal birlik gerçekleşecektir."[2]"I hope there will be national unity in Iraq by forgetting the past and looking for the future."[11]
Adamın yaşı ise resme bakarak tahmin edilemez.Eine Adoption durch die Tante wird als unmöglich angesehen.
O yüzden Uğruların (haydutların) bu yıldızlara bakarak yollarını buldukları söylenir.So waren sie als gemeinsamer Morgenstern in der Dämmerung zu sehen.
Kartı eline alan hakem, ihlali gerçekleştiren kişiye bakarak kartı havaya kaldırır.Gefällt dem User eine Person, so wischt er das Bild nach rechts.
Judy aynaya bakarak çok zaman geçirir.Judy passe beaucoup de temps à se regarder dans le miroir.
Bütün zamanını ekrana bakarak geçirdi.Il a passé tout son temps à regarder l'écran.
Kuş, inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş ve gök gürültüsü savurdu.L'oiseau scruta les infidèles et lança sur eux le feu et le tonnerre.
Lynch, başrol oyuncuları için Naomi Watts ile Laura Elena Harring'i direkt fotoğraflarına bakarak seçti.Lynch sélectionne Naomi Watts et Laura Harring grâce à des photographies d'elles.
Sonrasında Stefani, bir kaya üzerinde oturmakta ve kameraya bakarak şarkı söylemektedir.Stefani, más adelante, aparece sentada en una roca junto al mar y cantando a la cámara.
Bu nedenlere bakarak, ilk nedene kadar ineriz ve nedeni bulunmayan Tanrıyı buluruz.En esto que os escribo, he aquí delante de Dios que no miento.
Bütün seyahati tanrısının yüzüne bakarmış gibi ters tarafa bakarak yapardı.Hacía todo el viaje de esta forma, al revés, mirando al rostro de su dios.
Hayranlarımın bu kapağa bakarak 'Onun hissettiklerinin aynısını hissediyorum' demesini istiyorum."Quiero que mis fans vean esta imagen y digan "me siento como ella se siente"».
John ve Denny de birbirlerine bakarak "Baba?" dediler, ve grubun adı böylece kurulmuş oldu.John y Denny se miraron y John dijo, "¿Papás?
Biz ona bakarak kendimize gideriz bir nebze, yazdıklarımızı şekillendiririz.Ma questa è la grande differenza tra noi e loro: quelli osservano e scrivono, mentre noi siamo in azione.
Dileep Rao - Rham Jas: Fal bakarak geçimini sağlayan bir medyumdur.Dileep Rao è Rham Jas: un veggente che informa Christine sulla maledizione.
Konakta Leman Hanım’ın eline bakarak, işsiz güçsüz bir yaşam sürerler.Si vede la mano di Emily a cui manca un dito...
Dövmesine bakarak geçmişi hatırlar.Aceveda rivisita il suo passato.
Tadına bakarak biraz tuz ve şeker konabilir.Sale e zucchero possono essere aggiunti in base ai gusti.
Bir önceki senenin yavruları kendilerinden küçük kardeşlerine bakarak ebeveynlere yardımcı olur.Steve passa il capodanno a badare ai suoi fratellastri.
Bu pencereden dünyaya bakarak duyularla nesneler bir araya gelmektedir.Attraverso la finestra della gatta si riescono a scorgere soltanto le sue orecchie.
Biz güzel manzaraya bakarak ayakta durduk.Мы стояли, смотря на прекрасный пейзаж.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Том сидел и смотрел на тропических рыб, плавающих в аквариуме в его спальне.
Judy aynaya bakarak çok fazla zaman harcıyor.Джуди проводит много времени смотрясь в зеркало.
O, zamanının çoğunluğunu çocuklarına bakarak harcar.Она тратит большую часть времени, приглядывая за своими детьми.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.Она тратит довольно большой отрезок времени, просто сидя там и смотря в окно.
Pencereden dışarı bakarak oturuyordu.Он сидел, глядя из окна.
Pencereden dışarı bakarak oturdu.Он сидел, глядя из окна.
Denize bakarak durdu.Она стояла, глядя на море.
Kız aynaya bakarak durdu.Девочка стояла, глядясь в зеркало.
Tom tavana bakarak yatakta yatıyordu.Фома лежал в постели, глядя в потолок.
Tom tavana boş boş bakarak kanepede yatıyordu.Фома лежал на диване, тупо уставившись в потолок.
Tom ve Mary sadece birbirlerine bakarak orada oturdular.Фома и Маша просто сидели там, уставившись друг на друга.
Tom sadece pencereden dışarı bakarak orada oturdu.Фома просто сидел там, глядя в окно.
Tom Mary'ye bakarak sadece orada duruyordu.Фома просто стоял там и смотрел на Машу.
Judy aynaya bakarak çok zaman geçirir.Джуди проводит много времени перед зеркалом.
Tepkine bakarak şaşırdığını söyleyebilirim.Глядя на твою реакцию, я могу сказать, что ты пребываешь в замешательстве.
Annesine bakarak gülümsedi.Увидев мать, она улыбнулась.
Notalara bakarak çalmada iyi misin?Ты хорошо умеешь играть по нотам?
Hayranlarımın bu kapağa bakarak 'Onun hissettiklerinin aynısını hissediyorum' demesini istiyorum."Я хочу чтобы мои фанаты увидели эти фото и сказали: «Я понимаю, что она чувствует».
Lynch, başrol oyuncuları için Naomi Watts ile Laura Elena Harring'i direkt fotoğraflarına bakarak seçti.Линч выбрал Наоми Уоттс и Лору Елену Хэрринг по их фотографиям.
İstemcinin kimliğine bakarak servislere erişip erişmeyeceğini kontrol eder ve onaylar.Там он свидетельствует против своего покровителя и вешается.
Bütün seyahati tanrısının yüzüne bakarmış gibi ters tarafa bakarak yapardı.والعالم كله تجلياته ،فأينما توجهت فثم وجهه الله .”
Bir önceki senenin yavruları kendilerinden küçük kardeşlerine bakarak ebeveynlere yardımcı olur.وبترعرعهم مع عماتهم، أصبح الأطفال يعتبرون كأخوتهم الصغار.
Dövmesine bakarak geçmişi hatırlar.مشهور بروايته النظر إلى الماضي.
Biz ona bakarak kendimize gideriz bir nebze, yazdıklarımızı şekillendiririz.Ele faz (mera hipótese) filmes como quem nos cospe?».
Bütün seyahati tanrısının yüzüne bakarmış gibi ters tarafa bakarak yapardı.Ele fez toda a viagem nesta maneira contrária, olhando para a face do seu deus.
Lucretia örneğine bakarak intihar ettiği kabul edilebilir.Pode-se presumir que ela teria cometido o suicídio seguindo o exemplo de Lucrécia.
Corpus Christi Bay'e doğru bakarak bir beton direğe yaslanmaktadır.A estátua se apoia em um pilar de concreto, olhando para a Baía de Corpus Christi.
Sakın başka milletlere bakarak sen de millî bir ad isteme!Vereer naast mij geen andere goden.
John ve Denny de birbirlerine bakarak "Baba?" dediler, ve grubun adı böylece kurulmuş oldu.John en Denny keken elkaar aan en John zei "Papas?
Oyuna başlayacak oyuncu eline bakarak koz için bir renk belirler veya kozsuz (sanzatu) oyun seçebilir.Daarna kan (met de klok mee) elke speler bepalen of hij of zij met die kleur als troef wil spelen.