bakar ile cümle
bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Her hangisin bakarsan bir vücudu görürsün.Při pohledu na kteroukoli z nich člověk zkamení.
Bu yüz arkaya bakar.Koukni na ten zadek.
Birçok Arap vatandaşı da, savaşa felaket olarak bakar.Sovětští občané velmi dobře vědí, jak strašná věc je válka.
Güneyi Gökırmak vadisine bakar.Směřuje pak k jihu mírně se zahlubujícím údolím.
Herkes susup ona bakar.Všichni se při pohledu na něj rozprchnou.
Bakar mısın?Vidíte Ma?
Herkes ona bakar.Zírá na každého muže.
Oraya bakarım" der.Vzhlížím k němu."
Biraz saf ve her şeye iyi yönden bakar.Vyznačuje se celkem čistým, hezkým vzhledem a padne dobře do ruky.
Ağacın arkasına gider, fakat Tom'u ona bakarken bulur.Alex za ním běží, ale boj vzdá a jde hledat Wyatta.
Diğeri de kapıdan içeriye bakar.Do místnosti se vchází dveřmi.
Hapisten çıkınca bütün mahalleli ona bir kurtarıcı, bir kahraman gözüyle bakar.Po návratu ho místní uctívali jako hrdinu.
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Děti jdou za dveře.
London'a küçüklüğünden beri bakar.Od raného dětství žije v Londýně.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Hermiona ho se slzami v očích následuje.
Gözler bağımsız hareket eder, biri yukarı bakarken diğeri aşağıya bakabilir.Jeden z nich se dotýká oka, druhý se táhne pod okem.
Ayrıca, Active Directory'ye bakar.Může být také součástí domény Active Directory.
Birçok Angkor tapınağının aksine Angkor Vat batı yönüne bakar.Spre deosebire de majoritatea templelor khmer, Angkor Wat este orientat spre vest.
Geleceğe doğru bakar ve Afganistan'ın başkanlık seçimlerine girmeyi hedefler.Noi, partidul nostru, sîntem gata să vă sprijinim chiar la viitoarele alegeri la Președinție.
Sara’nın anahtarına bakar.Ea a fost capturata de Sara.
Genellikle semptomlara bakarak virüs türünü belirlemek mümkün değildir.În general, nu este posibilă identificarea tipului de virus doar pe baza simptomelor.
Kuş, inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş ve gök gürültüsü savurdu.Privindu-i de sus pe necredincioși, pasărea aruncă foc și trăsnet asupră-le.
Ağacın arkasına gider, fakat Tom'u ona bakarken bulur.Se îndepărtează dar Irma văzându-l, fuge după el.
Her hangisin bakarsan bir vücudu görürsün.Pentru o companie, vedeți UTI Grup.
Herkes ona bakar.Eu stau în văzul tuturor.
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?Pentru a vedea acel zâmbet încă o dată! 432.
Ardından dönüp karısına bakar ve genç kadının ölmüş olduğunu görür.Ea se reîntoarce și o găsește pe fiica ei în vârsta, iar pe soțul ei deja mort.
Bebeğe çoğunlukla kız kardeşim bakar.În mare parte, sora mea are grijă de bebeluș.
Müzenin ana cephesi Cromwell Yolu'na bakar.Fő homlokzata a Cromwell Roadra néz.
Oraya bakarım" der.Mi felnézünk rá.”
Kendine bakar, süsler.Tréfál, Feynman Úr?.
Yere yığılınca Light’a bakarken ölür.Halálakor látja a fényt és elindul felé.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Ezt a Hurlus rossz szemmel nézte.
Gündüz duaları güneşe dönerek yapılır, geceleri ise aya bakarak dua edilirdi.A hsziungnu csanjü reggel a Naphoz, este pedig a Holdhoz imádkozott.
Ne yönden bakarsak bakalım, biz istediğimizi yaptık.Példák: Amire kértél, szívesen megteszem.
Ayrıca, Active Directory'ye bakar.Az Active Directory objektumokból épül fel.
Price onun ölüsüne bakarak purosunu yakar ve zevkle içer.A szivart a cigarettához hasonlóan meggyújtják, és a füstjét élvezik.
Kıble dağına bakarken büyüleyici bir manzara vardır.A hegycsúcsról a Castellamarei-öbölre csodálatos kilátás nyílik.
Ve Pleistos vadisine yukarıdan bakar.A pleisztocén vége feléig maradt fent.
Bir süre sonra adam Hercule Poirot'ya bakarken yere yığılıp kalır.Mire megérkezik a vonat, Hercule Poirot megoldja az ügyet.
Bakarım bakarım ama görmem hiş bişey.Nem akarok menni, de muszáj megnéznem.
Yayalar karşıdan karşıya geçerken ilk önce sağlarına bakarlar.A gyalogosoknak kétirányú úton való átkeléskor először jobbra kell nézniük.
Birçok Arap vatandaşı da, savaşa felaket olarak bakar.A szovjet nép nagyon jól tudja, milyen borzalmas dolog a háború.
Boone, Shannon'ı geri götürmek için evine gelir ve Bryan'a bakarak hadi gidelim der Shannon'ın elini tutarak.Boone ismét elmegy Bryan házába, hogy magával vigye Shannont.
Pencereler tamamen kendi bahçelerine bakarlar.A kerítésnek teljes egészében a saját telken kell állnia.
Bakara Suresi, 256.Arthur, Eötvös Karthausiából, 256.
Sonunda çalışmayı bırakıp eşine döndü, ona bakarken ağladı.Azután elhagyta a hadsereget, birtokára húzódott vissza és megnősült.
Siegfried’in eline bakar, onun parmağındaki yüzüğü görür.Hatalmas felindultság vesz rajta erőt, amikor felfedezi Siegfried ujján a gyűrűt.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Átvette Heilprin Mihály könyvesboltját.
Birçok kişi sadece Google arama sonuçlarının ilk birkaç sayfasına bakar.Miért van ma ez a sok étel a Google-kereső főoldalán?
Nazım ise Sonay’a büyümüş de küçülmüş gözüyle bakar.Apját annyira szégyelli, hogy azt hazudja Szonnak, meghalt.
Bu konsepte bakarsak, bize açık düşence gerekiyor ama çok da açık olmamalı.Válaszolásnál tömörnek kell lenni anélkül, hogy túlságosan lényegre törők lennénk.
Evler genelde güneye bakar.Az ajtók és kapuk általában délre néztek.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Mies hymyilee ja katsoo oikealle, muttei näytä katsovan naista.
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Carmen, Frasquita ja Mercédès katsovat korteista tulevaa kohtaloaan.
Bakary Papa Gassama (d.Bakary Papa Gassama (s.
Birçok Angkor tapınağının aksine Angkor Vat batı yönüne bakar.Toisin kuin suurin osa khmer-temppeleistä, Angkor Wat on suunnattu länteen idän sijaan.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.Sen jälkeen hän menee Zackin luo ja pyytää tapauksen todisteita.
Müzenin ana cephesi Cromwell Yolu'na bakar.Natural History Museumin pääsisäänkäynti on Cromwell Roadilla.
Girişi batıya bakar.Sisäänkäynti on lännessä.