bakar ile cümle

bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yüz öne bakar.De ogen staan daardoor naar voren gericht.
Kendine bakar, süsler.Zeempies, zie bleesies.
İdama çarptırılan Aida, ona güç vermesi için Radames'e bakar ("Elaborate Lives (Reprise)").Met de dood in de ogen, kijkt Aida naar Radames voor kracht (Verwarrend bestaan (reprise)).
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Weegee staat vooral bekend om zijn koude en starre blik.
Biri bakar ki kellelerin beyni yok.Ze verneemt dat hij geen hersenen heeft.
Janus'a ait olan bu resimde yüzlerden biri kentten içeri girenlere, öteki ise kentten çıkanlara bakar.Jan (of Johannes) van den (of vanden) Berghe Jan van den Berghe (schrijver) (ca.
Bakacak denilen noktadan bakarak o zaman yerleşim yeri seçilmiştir.Nadat de bouwplaats was uitgekozen werd de fundering gelegd.
Şu hakarete bakar mısınız lütfen!En gevraagd om dat stoten!
Ağacın arkasına gider, fakat Tom'u ona bakarken bulur.Hij rent naar de vrouw, maar Tommy volgt hem.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Daarna kroop hij verder het huis in waar hij zich verschool achter een raam.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Janet ziet dit met lede ogen aan.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!Mee toezien op deze sancties. e.
Kıble dağına bakarken büyüleyici bir manzara vardır.Vanaf Chor Virap heeft men een prachtig zicht op de berg.
Sınıflandırma bu boyutlara lineer veya statik olarak değil, etkileşimsel ve dinamik olarak bakar.Educatie was en is niet statisch of monolithisch, maar is gediversifieerd en dynamisch.
Karısı olduğunu farketmeden ona bir dakika kadar bakar.Ze merkt hem op voordat hij haar ziet.
Ayrıca kahve dolduran kadına bakan erkeğe de bakar gibidir.Ook in De plaaggeest is zij te zien als koffiejuffrouw.
Bu yüz arkaya bakar.Draakje dat achterom kijkt.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Hij kijkt om zich heen en glimlacht als hij de weg inkijkt waar de vrouw in is gereden.
Güneyi Gökırmak vadisine bakar.Op het dak is de zonsondergang te bekijken.
Koroid ön tarafa doğru bakar ve retina arkaya doğru.Het hout zal dan aan de zijkant en aan de achterkant gaan rafelen.
Yere yığılınca Light’a bakarken ölür.Wanneer Breck nog langer naar dit licht kijkt, valt hij dood neer.
Pencereler tamamen kendi bahçelerine bakarlar.De mooie vrouwen laten zich voor alle ramen zien.
Nüfus cüzdanına bakarsan cinsiyeti erkekti.Afgaand op zijn identiteitsbewijs zou hij van het mannelijk geslacht moeten zijn.
Hatim, Kur'an'a bakarak veya ezberden baştan sona okunmasıdır.Drugie (najczęściej) słowo jest przydawką lub dopowiedzeniem pierwszego.
Herkes ona bakar.Wszyscy patrzą na niego.
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Nagle ktoś stuka w drzwi...
Değerli oğullarınızdan, kızlarınızdan çok daha iyi bakarsınız (diye).Być może, będziecie szczęśliwi! (24:31) O synowie Adama!
Gözler bağımsız hareket eder, biri yukarı bakarken diğeri aşağıya bakabilir.Oczy poruszają się niezależnie od siebie, tak że każde może patrzeć w inną stronę.
Kış mevsiminde hayvanlarına bakarlar.Zwierzęta w zimę.
Her şeyi anlayan Glory, şeytanî bir gülümseyle onlara bakar.Mężczyzna patrzy na widza z delikatnie zarysowanym uśmiechem.
Tanpınar, geçmişe güncelin penceresinden bakarak bir inşa eyleminde bulunmuştur.Admirał przeważnie obserwował z okna odbywający się apel.
Ana kuş bu yavruları birkaç hafta daha besler sonrasında genç kuşlar kendi başlarının çaresine bakar.2 tygodnie, potem ptaki same mogą się już o siebie zatroszczyć.
İkili ardından şaşırmış bir şekilde kameraya bakar.Bardzo sporadycznie występuje przed kamerą.
Koşarken geriye dönüp ormana bakar.Po jego pokonaniu kierują się do lasu.
Ne yönden bakarsak bakalım, biz istediğimizi yaptık.Czegokolwiek pragnęliśmy, to w nich zostało wyrażone.
Desmond hemen Charlie'nin hayatta ve iyi olup olmadığına bakar.Do czasu gdy odkryto, że Kathryn jest cała i zdrowa.
Ayrıca, Active Directory'ye bakar.Ponadto obsługuje Active Directory.
Diğeri de kapıdan içeriye bakar.Do środka wjeżdżało się przez wrota.
Charlie uyuşturucuya bakar ve onu gülümseyerek ateşe atar.Peter daje mu strzykawkę z narkotykiem, a on sam ją sobie wstrzykuje.
Bu yüz arkaya bakar.Oglądasz to od tyłu).
Skopofili, bir şeye bakarak cinsel haz almak olarak tanımlanır.Jedną z metod jest rozpoznawanie podczas seksowania.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Najpierw trenował Szachtar Makiejewka.
Bakarım bakarım ama görmem hiş bişey.Żal mnie tłoczy, Niech zobaczę onę!
Yukarı doğru bakarken tankın ortasında, onun içerisine doğru giden bir delik görür ve tankın içerisinde girer.Na dnie zbiornika znajduje się wlot gazu, który przepływa przez zbiornik i opuszcza go na górze.
Ardından dönüp karısına bakar ve genç kadının ölmüş olduğunu görür.Następnie obraca się w kierunku panny młodej i odkrywa, że jest martwa.
Sultan bakar, bu kime yetecek der.Kruk usiłuje ustalić, do kogo należy ten głos.
Victor, hastalanır ve Henry kendisine bakar.Niestety, Watson znika, a Holmes będzie musiał radzić sobie sam...
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Rywale nie widzą nawzajem swoich szachownic.
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?Poszerz sobie uśmiech (pol.)
Birçok Arap vatandaşı da, savaşa felaket olarak bakar.Obywatele Związku Radzieckiego dobrze wiedzą, jak straszną rzeczą jest wojna.
(Bakara, 2/178) ayetine göre yapılır.(Słowa powtórnie wykorzystane w pieśni opus 75 nr 2) (1782).
Aslına bakarsanız hayatımda hiç bu kadar özgür olmamıştım." diye bahsetti.Till dess hade jag, faktiskt, inte varit så sant fri i mitt liv.".
Sonrasında Swift yine ofise döner, masasında erkek arkadaşının (Zach Gilford) yazdığı nota bakar.Tillbaka vid sitt skrivbord igen så tar Swift fram en lapp skriven av hennes pojkvän (Zach Gilford).
Kendine bakar, süsler.Skärp dig, Svensson.
Bunu da şöyle açıklamıştır; parlak bir nesneye ya da ışığa uzun süre bakarsa göz, acı duymaktadır.Jag sade till honom: 'Herre, den som ser synen, ser han genom själen eller genom anden?'
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Sophie tittar in genom dörren.
Diğer ajanlar Mahone’a bakar.För andra betydelser, se Mahina.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!O Syndare! kom hit och se.
Her şeye pozitif bakar ve düşünür.Allt är genomarbetat och genomtänkt.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Sinnesstyrkan ännu oprövad; blicken riktad framåt."

İlgili Sayfalar