bakar ile cümle
bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.عندما تملأ أسلحتك انظر من النافذة.
Kafa dışına bakar.نظرة من الداخل.
Bir önceki senenin yavruları kendilerinden küçük kardeşlerine bakarak ebeveynlere yardımcı olur.وبترعرعهم مع عماتهم، أصبح الأطفال يعتبرون كأخوتهم الصغار.
Sınıflandırma bu boyutlara lineer veya statik olarak değil, etkileşimsel ve dinamik olarak bakar.ويعالج التصنيف هذه الأبعاد باعتبارها تفاعلية وديناميكية أكثر من كونها خطية أو ثابتة.
Eğer onlara kupa ve ödüller verirsem, onlar da istediklerimin icabına bakarlar.إذا أعطيتُهم كؤوسًا وجوائزًا فإنهم سيقتلون أنفسهم لأجل إنتاج ما أُريد.
Ilkbaharda hayvan sahipleri gidip hayvanlarini teslim alip kendileri bakarlardi.في البداية حاول الأخوة فقط إنقاذ أنفسهم وأقربائهم.
Kur'an'da oruç Bakara suresinin şu ayetleri ile emredilmiştir: 183.كتاب: اللآلئ الحسان في علوم القرآن، تأليف: موسى شاهين لاشين، الناشر: دار الشروق، ص: 318-333.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.بَلَى لَسْتُ أَعْني سوى لَحْظَة من شُرود صَبَاحَات نظْرَتِك .
Dövmesine bakarak geçmişi hatırlar.مشهور بروايته النظر إلى الماضي.
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?(أبريل 2016) ابتسم من فضلك.
Japon şiiri hece ölçüsünden ziyade niceliğe bakar.تُحدِّد التّقاليد اليابانيَّة بشكلٍ صارم شكل هذه الحلوى.
Benim odam caddeye bakar.غُرْفَتِي تُطِلْ على الشارِعْ.
Biz ona bakarak kendimize gideriz bir nebze, yazdıklarımızı şekillendiririz.Ele faz (mera hipótese) filmes como quem nos cospe?».
Bu konsepte bakarsak, bize açık düşence gerekiyor ama çok da açık olmamalı.Ao olhar para esse conceito, precisamos ter a mente aberta, mas não tanto.
Bütün seyahati tanrısının yüzüne bakarmış gibi ters tarafa bakarak yapardı.Ele fez toda a viagem nesta maneira contrária, olhando para a face do seu deus.
Lucretia örneğine bakarak intihar ettiği kabul edilebilir.Pode-se presumir que ela teria cometido o suicídio seguindo o exemplo de Lucrécia.
Birçok asker sola bakar veya Pisa yerini işaret eder.Vários soldados olham ou apontam em direção à posição dos pisanos na esquerda.
Nihal önce babasının yeni evliliğine soğuk bakar.Desaprova desde o início o novo casamento do pai.
Mutazz'in "Kesik başı bir yere koy; satranç oyunu bitince ben bakarım" dediği belgelenmiştir."Deixe aí", respondeu Almutaz - que estava jogando xadrez - "até eu terminar o jogo.".
Herkes ona bakar.Tudo a olhar para nós.
Otostereogramlar, stereogramlara çok benzer yalnız otostereogramlara bakarken stereoskop kullanılmaz.Os autostereogramas são parecidos com stereogramas normais exceto que são vistos sem um estereoscópio.
Ve böylece yaptığım hatayı fark ettim: Eşyalara bakarken yalnızca atmam gerekenleri görüyordum.E percebi meu erro: só estava procurando coisas para jogar fora.
Şu hakarete bakar mısınız lütfen!Eu me vingarei dessa ofensa!
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Alguém está olhando para mim lá de cima.
Ne yönden bakarsak bakalım, biz istediğimizi yaptık.Mas eu fiz do modo que eu quis fazer de qualquer maneira.
Kafa dışına bakar.De olho no exterior?
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Primeiro pódio de Mika Häkkinen.
Bu da dünyaya bakarken ilginç bir bakış açısı sağlıyor." demiştir.Ou ao menos a torna agradável de olhar".
Charlie, Hurley’e "neden bu adama bunları söylüyorsun" anlamında uyarır bir şekilde bakar.Charlie fica repetindo para Hurley que "eles precisam dele."
Koşarken geriye dönüp ormana bakar.Ele corre de volta para a floresta e cai em prantos.
Diğeri de kapıdan içeriye bakar.Portanto, é só seguir pela outra porta.
Corpus Christi Bay'e doğru bakarak bir beton direğe yaslanmaktadır.A estátua se apoia em um pilar de concreto, olhando para a Baía de Corpus Christi.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eles então compartilham uma bebida e olham pela janela em silêncio.
Kendine bakar, süsler.Renda-se, Paulista.
Bir denize bakarken, Dikkatli olun Ki daha fazlasını görebilesiniz.Aproxime-se a fim de que possamos vê-lo melhor.
Aslına bakarsanız hayatımda hiç bu kadar özgür olmamıştım." diye bahsetti.Jamais me senti tão bem em minha vida".
Tabularium, geriden Roma Forumu üzerine doğru bakar.Suas cabeças foram expostas na Rostra do Fórum Romano.
Maggie daha sonra otobüsün içine girerek Glenn'in orada olup olmadığına bakar.Em seguida, ela procura por Glenn, mas percebe que ela não estava dentro do ônibus junto aos outros.
Kadınlar bu eserde hem neşeli bir şekilde, hem de adeta ressama poz verir gibi bakarlar.A cor desta imagem é clara e alegre, como no resto das cartas.
Yere yığılınca Light’a bakarken ölür.Quando morrem, se transformam em luz.
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Rihanna está lançando um olhar atento e frio para o presente.
Xander, izin almak istercesine Anya'ya göz ucuyla bakar.Lis tem vergonha da excentricidade da mãe.
Ve Pleistos vadisine yukarıdan bakar.Tarouca Pelourinho de Mondim de Cima, Mondim da Beira.
Bir kadın resmi izleyene bakarken diğerleri kendilerine servis yapılmasını beklemektedir.Ando pergunta a uma mulher quando a foto foi tirada.
Sakın başka milletlere bakarak sen de millî bir ad isteme!Vereer naast mij geen andere goden.
Kadının vücudu (sağına doğru dönük) resmin sol tarafına dönük, yüzü izleyene bakar şekildedir.De vrouw (moeder) rechts van hem, zit helemaal voorovergebogen met neergeslagen ogen.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."Op beeldschermen daarin zijn de andere stellen zien.
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Iemand de deur wijzen.
John ve Denny de birbirlerine bakarak "Baba?" dediler, ve grubun adı böylece kurulmuş oldu.John en Denny keken elkaar aan en John zei "Papas?
Baş ise sağ tarafa bakar durumdadır.Op deze manier: ( ^_^) kijkt hij naar (voor de kijker) rechts.
(Selim İleri) Gerçeğe neresinden bakarsınız?(Hebde gij dat gezien?)
Eğer böyleyse, o zaman o bir parça sağa ve aşağıya bakarken gösterilmeli.Op de afbeelding (rechts) is te zien hoe men een corna maakt.
Boyun her iki yanda da omuzların üzerinde geriye doğru bakar.Bisschop: recht naar beneden over beide schouders.
Herkes ona bakar.Iedereen buigt voor hem neer.
Oyuna başlayacak oyuncu eline bakarak koz için bir renk belirler veya kozsuz (sanzatu) oyun seçebilir.Daarna kan (met de klok mee) elke speler bepalen of hij of zij met die kleur als troef wil spelen.
Öylece bakar ve iblisler onu görür.Zij draagt een (weduwe?)kap en lijkt de toeschouwer aan te kijken.
İkili ardından şaşırmış bir şekilde kameraya bakar.Vervolgens keken ze allebei wat verlegen weg van de camera.
Ayrıca, Active Directory'ye bakar.Zie ook bij leidingschema.
Çoğu zaman okuyucu kitabın ismine bakar.Ik zoek vaak naar de boodschap van een boek.
Müzenin ana cephesi Cromwell Yolu'na bakar.De voorzijde van het gebouw ligt echter op Cromwell Road.