bakar ile cümle

bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bakarım bakarım ama görmem hiş bişey.Quiero hacerlo, pero tenemos que ver.
Ne yönden bakarsak bakalım, biz istediğimizi yaptık.Luego de un gran esfuerzo, se consigue lo que se buscaba.
Otostereogramlar, stereogramlara çok benzer yalnız otostereogramlara bakarken stereoskop kullanılmaz.A diferencia de los estereogramas convencionales, los autoestereogramas se pueden ver sin estereoscopio.
Sürekli köpeğine bakar .Siempre lleva consigo a su gato.
Her bir sahne, sunağa doğru bakarken izlenecek şekilde boyanmıştır.Una de ellas mira fijamente fuera del cuadro.
Herkes susup ona bakar.Algunas le miraron llorando.
John ve Denny de birbirlerine bakarak "Baba?" dediler, ve grubun adı böylece kurulmuş oldu.John y Denny se miraron y John dijo, "¿Papás?
Jack ve Locke birbirlerine bakarlar ve Locke Jack’in tam olarak ne planladığını anlar.Jack y Locke discuten sobre lo que deben hacer con su prisionero.
Müzenin ana cephesi Cromwell Yolu'na bakar.No obstante, la entrada principal está en Cromwell Road.
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?Smile en allmusic.
Bakara Suresi, 256.Suárez, 256.
Sofanın genellikle üstü örtülüdür ve evin bahçesine bakar.A menudo está encima de edificios, mirando en la sala del club.
Genel olarak camdan bakar.¿Quién mira por mi ventana?
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Se inicia el bordado del Tapiz de Bayeux.
Dawn tabii bunu fark edip kitaba bakar.Angelus se sorprende: al parecer lo leyó en el diario.
Diğer tarafa bakar mısın lütfen?Potresti guardare dall'altra parte per favore?
(Selim İleri) Gerçeğe neresinden bakarsınız?Non vedete le nubi che si agglomerano all'orizzonte?
Ayrıca, Active Directory'ye bakar.Si occupa anche dell'Active Directory.
Birçok Angkor tapınağının aksine Angkor Vat batı yönüne bakar.Al contrario della maggior parte dei templi Khmer, Angkor Wat è orientato a ovest invece che a est.
Eğer böyleyse, o zaman o bir parça sağa ve aşağıya bakarken gösterilmeli.Prima di arrivare si vedono sulla destra (verso il mare) i resti di alcuni torri.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.E quando saranno cotte prendi (versa) del formaggio grattugiato.»
Adam yere oturur ve ellerine bakar.L'uomo si siede e guarda davanti a sé.
Biz ona bakarak kendimize gideriz bir nebze, yazdıklarımızı şekillendiririz.Ma questa è la grande differenza tra noi e loro: quelli osservano e scrivono, mentre noi siamo in azione.
İdama çarptırılan Aida, ona güç vermesi için Radames'e bakar ("Elaborate Lives (Reprise)").Nell'affrontare la morte, Aida guarda Radames per farsi forza (Elaborate Lives (Reprise)).
Oraya bakarım" der.Aspettate di vedere cosa le accadrà!".
Kafa dışına bakar.Fuga dallo sguardo.
Karısı olduğunu farketmeden ona bir dakika kadar bakar.Passate solo un momento a guardarla.
Hem erkek hem de dişi, yaklaşık 3 hafta boyunca kuluçkaya yatan yumurtalara bakar.Sia il maschio che la femmina si prendono cura delle uova che vengono covate per circa 20 giorni.
Her hangisin bakarsan bir vücudu görürsün.Se stai cercando altri significati, vedi UNO.
Gözler bağımsız hareket eder, biri yukarı bakarken diğeri aşağıya bakabilir.Gli occhi sono indipendenti tra loro: può guardare in alto e in basso nello stesso momento.
Dileep Rao - Rham Jas: Fal bakarak geçimini sağlayan bir medyumdur.Dileep Rao è Rham Jas: un veggente che informa Christine sulla maledizione.
Herkes ona bakar.In oriente tutti guardavano a lui.
Japonlar kimonolarına gözleri gibi bakarlar.I guotie assomigliano ai gyoza giapponesi.
Konakta Leman Hanım’ın eline bakarak, işsiz güçsüz bir yaşam sürerler.Si vede la mano di Emily a cui manca un dito...
Dövmesine bakarak geçmişi hatırlar.Aceveda rivisita il suo passato.
Dawn tabii bunu fark edip kitaba bakar.Solo Lea sembra conoscerlo e leggergli nell'animo.
Tadına bakarak biraz tuz ve şeker konabilir.Sale e zucchero possono essere aggiunti in base ai gusti.
Elindeki bir fotoğrafa bakar.Vedi foto sopra.
Diğer ajanlar Mahone’a bakar.La maionese prende il nome da Mahón.
Bu türde seyirci sahneye sadece bir cephesinden bakar.Ma lo vedono soltanto quelli che osservano il ritratto da una certa distanza.
Lois kocasına bakar ve gidip beyaz çoraplarını giymesini söyler.Grace si risveglia in camera sua: indossa un vestito bianco.
Boyun her iki yanda da omuzların üzerinde geriye doğru bakar.Alle sue spalle fanno da sfondo i due quadri.
Tristan İsolde'ye bakar ve onunla ebedi gece ülkesine gitmeye hazır olduğunu bildirir.Weston la rintraccia e le chiede di stare con lui per sempre.
Bir önceki senenin yavruları kendilerinden küçük kardeşlerine bakarak ebeveynlere yardımcı olur.Steve passa il capodanno a badare ai suoi fratellastri.
Onlarla bağlantısını koparmak için onlarla iyi geçinmeye bakar.Stiamo compiendo ogni sforzo possibile per contattare queste persone.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Ma Willow gli è in continuazione alle calcagna.
Bu pencereden dünyaya bakarak duyularla nesneler bir araya gelmektedir.Attraverso la finestra della gatta si riescono a scorgere soltanto le sue orecchie.
Yarın köpeğime bakar mısın lütfen?Не могли бы Вы завтра присмотреть за моей собакой?
Biz güzel manzaraya bakarak ayakta durduk.Мы стояли, смотря на прекрасный пейзаж.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Том сидел и смотрел на тропических рыб, плавающих в аквариуме в его спальне.
Judy aynaya bakarak çok fazla zaman harcıyor.Джуди проводит много времени смотрясь в зеркало.
O, zamanının çoğunluğunu çocuklarına bakarak harcar.Она тратит большую часть времени, приглядывая за своими детьми.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.Она тратит довольно большой отрезок времени, просто сидя там и смотря в окно.
Pencereden dışarı bakarak oturuyordu.Он сидел, глядя из окна.
Pencereden dışarı bakarak oturdu.Он сидел, глядя из окна.
Denize bakarak durdu.Она стояла, глядя на море.
Kız aynaya bakarak durdu.Девочка стояла, глядясь в зеркало.
Tom tavana bakarak yatakta yatıyordu.Фома лежал в постели, глядя в потолок.
Tom tavana boş boş bakarak kanepede yatıyordu.Фома лежал на диване, тупо уставившись в потолок.
Tom ve Mary sadece birbirlerine bakarak orada oturdular.Фома и Маша просто сидели там, уставившись друг на друга.

İlgili Sayfalar