bakar ile cümle
bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Adamın yaşı ise resme bakarak tahmin edilemez.Eine Adoption durch die Tante wird als unmöglich angesehen.
Wessex'e ise kendisi bizzat bakar.Doch er selbst hat nur Augen für Psyche.
Kadının vücudu (sağına doğru dönük) resmin sol tarafına dönük, yüzü izleyene bakar şekildedir.In ihrer linken Hand hält sie ein Buch, in ihrer Rechten eine Trompete.
Güneyi Gökırmak vadisine bakar.Im Süden bildet der Wasserlauf der Sønderå (dt.
Hiçbir şey hatırlamadığı için etrafa tuhaf tuhaf bakar.Dass alles ganz anders kommt, kann er natürlich nicht ahnen.
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Carmen, Mercédès und Frasquita befragen die Karten nach der Zukunft.
Bir denize bakarken, Dikkatli olun Ki daha fazlasını görebilesiniz.Als sie an einen See gelangen, glauben sie einen Ausweg zu sehen.
Herkes susup ona bakar.Fassungslos schauen sich alle an.
Her şeyi anlayan Glory, şeytanî bir gülümseyle onlara bakar.Terry blickt ihr mit einem Lächeln hinterher.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Es beruht auf dem Miyaguchi-Preneel-Schema.
Bunu da şöyle açıklamıştır; parlak bir nesneye ya da ışığa uzun süre bakarsa göz, acı duymaktadır.Wendet sie den Kopf von ihm ab, um zu betrachten (das Wehen des Vorhangs) oder um betrachtet zu werden?
Ağacın arkasına gider, fakat Tom'u ona bakarken bulur.Die Kinder laufen weg, sobald sie Tom sehen.
Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar.Sie sind auf der Stirn zwischen den Augen eingelenkt.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.Wenn wir Fehler erkennen, können wir daraus lernen.
Diğer ajanlar Mahone’a bakar.Auf der Suche nach Mahler.
O yüzden Uğruların (haydutların) bu yıldızlara bakarak yollarını buldukları söylenir.So waren sie als gemeinsamer Morgenstern in der Dämmerung zu sehen.
Diğeri de kapıdan içeriye bakar.Dieser zieht mit seinem Gefolge durch die andere Tür ein.
Ilkbaharda hayvan sahipleri gidip hayvanlarini teslim alip kendileri bakarlardi.Im Spätherbst treiben ihre Besitzer die Tiere zusammen und suchen die Schlachttiere heraus.
Siegfried’in eline bakar, onun parmağındaki yüzüğü görür.Sie zieht den Ring von Siegfrieds Finger.
Müzenin ana cephesi Cromwell Yolu'na bakar.Das Museum liegt an der Hauptstraße von Ruthwell.
Ona bakardık biz..Sie sahen uns an.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Nicht allein Feinde überziehen einander mit Spott.
Sürekli köpeğine bakar .Beständig sucht er ihre Nähe.
Hünkarın av köpeklerine bakardı.Rückerode liegt auf Hundelshausener Gemarkung.
Bir er kasaturasıyla ağzını açar ve göğsüne bastırarak gırtlağına bakar.Sie führen eine Hand zum Mund und scheinen an etwas zu knabbern.
Oraya bakarım" der.Guckst du hier, …“.
Gözler bağımsız hareket eder, biri yukarı bakarken diğeri aşağıya bakabilir.Die Augen können dabei unabhängig voneinander bewegt werden und der Kopf etwas seitlich abgewinkelt.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Dort sieht er eine Frau im Fenster sitzen.
Değerli oğullarınızdan, kızlarınızdan çok daha iyi bakarsınız (diye).Sie hinterließen es erfolgreich euch, ihren Kindern.
Genel olarak camdan bakar.Im Auge spiegelt sich ein Fensterkreuz.
Geleceğe doğru bakar ve Afganistan'ın başkanlık seçimlerine girmeyi hedefler.Der Angriff steht mutmaßlich in Zusammenhang mit den bevorstehenden Präsidentschaftswahlen in Ägypten.
Kartı eline alan hakem, ihlali gerçekleştiren kişiye bakarak kartı havaya kaldırır.Gefällt dem User eine Person, so wischt er das Bild nach rechts.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eines Tages kann er durch das Dauerbellen des Hundes nicht kontrolliert arbeiten und sieht aus dem Fenster.
Her şeye pozitif bakar ve şarkı söylemeyi sever.Er redet ohne Unterbrechung und singt gerne.
PPT çatışmalara pozitif bir bakış açısıyla bakar.Der VB benötigt einen guten Überblick über das Gefechtsfeld.
Resimde izleyici, orta yükseklikten bir meydana bakar.Der Betrachter blickt von mittlerer Höhe auf einen Platz hinab.
Birlikte ilk olarak Rita'nın çantasına bakarlar ve çantada, $50.000 para ve mavi bir anahtar bulurlar.Jesse findet eine Sporttasche von Ray, in der sich 50.000 Australische Dollar und eine Waffe befinden.
Kamera yaratıkların gözünden bakar şekilde çekim yapmaktadır.Die Kameraarbeit würde klarer die Blicke der Darsteller einfangen.
Ana kuş bu yavruları birkaç hafta daha besler sonrasında genç kuşlar kendi başlarının çaresine bakar.Danach versorgen die beiden Alt Vögel das Junge noch mehrere Wochen weiter.
Neşeli, zeki ve kendinden emin bakar.Sie ist wortgewandt, intelligent, selbstbewusst und gibt sich siegessicher.
Her zaman aynaya bakar. Ne heves!Elle se regarde toujours dans le miroir. Quelle vanité.
İnsan aynaya bakar, ayna insana.L'homme regarde le miroir, le miroir regarde l'homme.
Benim odam caddeye bakar.Ma chambre donne sur la rue.
Judy aynaya bakarak çok zaman geçirir.Judy passe beaucoup de temps à se regarder dans le miroir.
Diğer tarafa bakar mısın lütfen?Peux-tu regarder de l'autre côté, s'il te plaît ?
Bütün zamanını ekrana bakarak geçirdi.Il a passé tout son temps à regarder l'écran.
Baş ise sağ tarafa bakar durumdadır.Vue de dessous (à gauche) et de dessus (à droite).
Şu hakarete bakar mısınız lütfen!Cherchez l’insulte!
London'a küçüklüğünden beri bakar.Il vit à Londres depuis son enfance.
Her bir sahne, sunağa doğru bakarken izlenecek şekilde boyanmıştır.Cependant, chaque scène est à considérer en regardant vers l'autel.
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Quelqu'un a toqué à la porte.
Aslına bakarsanız hayatımda hiç bu kadar özgür olmamıştım." diye bahsetti.En fait, jusqu'à ce moment-là, je n'avais jamais été aussi libre de ma vie ».
Bu yüz öne bakar.Tu te regardes en face.
Bakarım bakarım ama görmem hiş bişey.S'il y a quelque chose à voir, j'ai besoin de le voir.
Herkes ona bakar.Tout le monde le respecte.
Birçok Arap vatandaşı da, savaşa felaket olarak bakar.De nombreux Allemands se sentent coupables de la guerre.
Oraya bakarım" der.On y veillera."
Kuş, inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş ve gök gürültüsü savurdu.L'oiseau scruta les infidèles et lança sur eux le feu et le tonnerre.
Marge sonunda dayanamaz ve çıplak gözle bakar.À ce moment, Marge se redresse et est nue dans ses draps.
Bacaklar yüzün baktığı yöne bakardı.Leur regard figeait ceux qui voyaient leurs visages.