bakar ile cümle
bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
CVS' de olmayan dosyaların gizli olup olmadığına bakarDetermines whether files not in CVS are hidden
Otomatik olarak düzenleme kipinin etkin olup olmadığına bakarDetermines whether automatic cvs editing is active
Aslına bakarsanız onlar kötü niyetli kişiler tarafından kışkırtılmışlardır.Originally, they were provoked by malicious people
Suça polis bakar, ordu değil.Crime is addressed by the police, not the military.
Gelin, yüzüğün deliğinden bakarak "Bu yüzüğün içinden sana bakıyorum, beni kalbine al." diyor."Through this ring I behold you, let me enter your heart," she says, looking through the ring.
Broz: Aslına bakarsanız hayır.Broz: Actually, no.
İslami, eski MUP binasının kalıntılarına bakarken geçmişi hatırlıyor.He reflected on the past as he gazed over the ruins of the old MUP building.
Bakarciev Dokov'un arabasının ön camını kırıp, lastiklerini de patlatmıştı.The latter also smashed the windshield of Dokov's car and punched its tyres.
Bakarciev daha sonra olaydaki rolünü itiraf etti.Bakardzhiev later admitted his role in the incident.
Gerçekçi bir açıdan bakarsak, bu ödülün işime olumlu yansımaları olması gerekiyor.Realistically, this award should truly bring some positive changes in my work.
Gerçek durumu, Mart ya da Nisan ayında su kaynaklarına bakarak anlayacağız.We expect to get the real picture of the situation with the water resources in March or April.
Bazıları İslami endekse endişeyle bakarken, diğerleri bunu bir fırsat olarak görüyor.Some view the Islamic index with apprehension, others as an opportunity.
O zaman biz de buna dayanarak herhangi bir şeyin mümkün olup olmadığına bakarız."On the basis of that we can then respond to see if anything is possible."
Juriç, dairenin camındaki ilanlara bakarken biraz utandığını söylüyor.He says he feels somewhat ashamed as he searches through ads on the agency's window.
Bizim Sırp Cumhuriyeti'miz var, biz kendi tarihlerimize bakarız."We have our Republika Srpska, and we care about our dates," he said.
Ikan goreng Ikan bakar Pecel SambalIkan goreng Ikan bakar Pecel Sambal
Victor, hastalanır ve Henry kendisine bakar.Victor falls ill from the experience and is nursed back to health by Henry.
Böyle bir durumda bir kök dile (lingual tarafa) bir kök dudağa (labial tarafa) bakar.When it does, one root faces the tongue (lingual side) and one will face the lip (labial side).
Selahaddin Kartalı, başını yukarıda tutarak sağa bakar.The eagle looks to the right with its head held high.
Tamamen kapalı türbin kanadı durduğunda kanadın kenarı rüzgara doğru bakar.A fully furled turbine blade, when stopped, has the edge of the blade facing into the wind.
Müminleri müjdele. >> - Bakara Suresi, 223Give glad tidings to believers, (O Muhammad) —Qur'an 2:223
"Fransa sizi bir 'oldu bittiye' ile getirmeyecektir" dedi Gürcistan Cumhurbaşkanına bakarak."France will not resign itself to a 'fait accompli'," he said, with Georgian president looking on.
(Kuran, Al-İmran Suresi 3:84 ve Bakara 2: 136)(Quran, Surah Al-Imran 3:84 & Al-Baqarah 2:136)
Birine çok yakından bakarsanız, hem kadın hem de erkek, engellerle karşılaşırsınız."[1]If you look very closely at anybody you'll find impediments, women and men both."[6]
Blue'da Julie de Courcy uzaya bakarken ağlar.In Blue, Julie de Courcy cries looking into space.
Beyaz'da Karol karısına bakarken ağlar.In White, Karol cries as he looks at his wife.
Kırmızı'da yargıç Kern, kırık penceresinden kameraya bakarken ağlar.In Red, the judge Kern cries as he looks through his broken window out at the camera.
Kuzeye bakar ve şehir merkezinin ticari ve iş alanlarını etkili bir şekilde böler.It faces North and effectively divides the commercial and business areas of the city centre.
Son anlarını geminin dışında yıldızların arasından Mars'a bakarak geçirir.She spends her final moments outside the ship, gazing at Mars amongst the stars.
Víðarr, Fenrir'e bakar ve mızrağıyla kurdu kalbinden bıçaklamadan önce çenesini açar.Víðarr faces Fenrir and kicks his jaw open before stabbing the wolf in the heart with his spear.
İçinde Tae-joo'nun fotoğrafı olan kızının madalyonuna bakar.He holds up his daughter's locket with the photo of Tae-joo inside.
"Ve gülmeyi seven Afrodit onları bakar ve kıskanır; ve onlara kötü bir ün bahşeder."And laughter-loving Aphrodite felt jealous when she looked on them and cast them into evil report.
Leonardo bilimsel bir gözlemciydi. Şeylere bakarak öğrendi.Leonardo was a scientific observer.
Şeylere bakarak öğrendi.He learned by looking at things.
Soldaki iskelet (SK 336), SK 335'e bakar bir şekilde sol tarafta yatmaktadır.The skeleton on the left (SK 336) is lying on its left side facing SK 335.
Genel olarak, batılı akademisyenlerin çoğu hadis külliyatlarına büyük bir ihtiyatla bakarlar.In general, the majority of western academics view the hadith collections with considerable caution.
Vadideki birçok yer, dağların eşsiz manzarasına bakar.Many places in the valley offer unparalleled views of the mountains.
Valletta'nın en yüksek noktasında yer alır ve Floriana ile Grand Harbour bölgesine bakar.It sits at the highest point of Valletta and overlooks Floriana and the Grand Harbour area.
Vatandaşlar boyutunda bakarken ilki doğrudur, şehirler boyutunda ise ikincisi."The first is true, if we compare Citizens amongst themselves; and the second, if we compare Cities."
Umarım Irak'ta geçmişi unutarak ve geleceğe bakarak ulusal birlik gerçekleşecektir."[2]"I hope there will be national unity in Iraq by forgetting the past and looking for the future."[11]
İslam'da uygulama El Bakara 178 ayet'ine dayanırː"İnananlar!The main verse for implementation in Islam is Al Baqara; 178 verse; : 'Believers!
Gemi deki tüm mürettebatın "ağzı açık dişleri sıkılmış ve güneşe bakarken" bulundu.The boarding party found the entire crew "frozen, teeth baring, gaping at the sun."
Djibo Bakary Yeri, NiameyPlace Djibo Bakary, Niamey
Bakary'nin ardından görevi Nijer'i 1960'ta bağımsızlığa götüren kuzeni Diori Hamani aldı.He was replaced by his cousin Diori Hamani, who eventually led Niger to independence in 1960.
Çocuklara kim bakar?Wer passt auf die Kinder auf?
Göz bir penceredir gönüle bakar.Das Auge ist ein Fenster, das ins Herz schaut.
Garson bakar mısınız?Kellner, Bedienung bitte!
Bakara/152) Bu açıdan nefes alınan her anda sürekli Allah'ı zikretmeyi (anmayı/hatırlamayı) hedeflerler.Wenn beide Versöhnung (iṣlāḥ) wollen, wird Gott es zwischen beiden gelingen lassen."
Eğer böyleyse, o zaman o bir parça sağa ve aşağıya bakarken gösterilmeli.Blick hinunter zu Usserhaupt (links) und Innerhaupt (rechts).
Öylece bakar ve iblisler onu görür.Diese sind voll behaart und können sehen (Nestflüchter).
Ancak çıkmadan önce, o ve Sebastian son bir kez birbirlerine bakar ve gülümserler.Kurz vor dem Ausgang begegnen sich ein letztes Mal Sebastians und Mias Blicke, und sie lächeln einander zu.
(Selim İleri) Gerçeğe neresinden bakarsınız?Doch woher kommt dieses Erleben (das Quale)?
Adam yere oturur ve ellerine bakar.Er sitzt auf dem Boden und betrachtet seine Hände.
Sadece olduğu yerde göz kamaştırıcı ışığın altında oturur ve ellerine bakar.Er sitzt einfach da im blendenden Licht und betrachtet seine Hände.
Herkes ona bakar.Alle sahen ihn an.
Baş ise sağ tarafa bakar durumdadır.Siehe Tabelle auf der rechten Seite.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Als sie ihn durch dessen gläserne Gesichtsmaske anschaut, blinzelt er ihr zu.
Birisi kapıdan dışarıya bakar.Ein Mann steht vor der Tür.
Kendine bakar, süsler.Sorge dich nicht, Seele.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."Siehe Lendringsen (Soest).