Yaylan bakalım.Bugger off.
Bil bakalım? Üniversiteye kabul edildim.Guess what? I've been accepted to university!
Ben Boston'da iken lütfen köpeğime bakar mısın?Could you please take care of my dog while I'm in Boston?
Aslına bakarsanız Tom'un bununla bir ilgisi olmadığını biliyorum.I know for a fact Tom had nothing to do with this.
Tom her zaman geri gitmeden önce dikiz aynasına bakar.Tom always looks in the rearview mirror before he backs up.
Tom ve ben çocuklarınıza sırayla bakacağız.Tom and I'll take turns watching your kids.
Tom tavana bakarak yatakta yatıyordu.Tom lay in bed staring up at the ceiling.
Tom tavana boş boş bakarak kanepede yatıyordu.Tom lay on the couch, staring blankly at the ceiling.
Tom tam karşıda bakarken tek başına oturuyordu.Tom sat alone, staring straight ahead.
Tom dosdoğru bakarken tek başına oturuyordu.Tom sat alone, staring straight ahead.
Tom pencereden dışarı bakarken masasında oturdu.Tom sat at his desk, staring out the window.
Ne sıklıkta aynada kendine bakarsın?How often do you look at yourself in the mirror?
Tom sadece pencereden dışarı bakarak orada oturdu.Tom just sat there, staring out the window.
Tom ve Mary sadece birbirlerine bakarak orada oturdular.Tom and Mary just sat there staring at each other.
Tom kendine nasıl bakacağını bilir.Tom knows how to take care of himself.
Cuma geceleri bebeğe bakabilecek birini bulmalıyım.I need to find somebody who can babysit on Friday nights.
Ne sıklıkta bir aynada kendine bakarsın?How often do you look at yourself in a mirror?
Orada biri olup olmadığına bakalım.Let's see if anyone's out there.
Etrafa bakalım ve parkta birilerinin olup olmadığını görelim.Let's look around and see if anybody's in the park.
Tom, dışişleri bakanı'nı bilir.Tom knows the Secretary of State.
Tom kendine bakamadı.Tom couldn't look after himself.
Tom, Dışişleri Bakanlığında çalışır.Tom works in the State Department.
Tom Mary'ye bakarak sadece orada duruyordu.Tom was just standing there staring at Mary.
Bütün gün aynada kendine bakar.He looks at himself all day in the mirror.
Tom penceresindeki yansımasına bakarak orada oturdu.Tom just sat there, looking at his reflection in the window.
Tom sadece ekran koruyucuya bakarak bilgisayarının önünde oturdu.Tom sat in front of his computer just staring at the screen saver.
Tom kendisine bakarak bir boy aynasının önünde durdu.Tom stood in front of a full-length mirror, looking at himself.
Tom'a bakabilecek biri var mı?Is there someone who can take care of Tom?
Sana yardım edebilip edemeyeceğimize bir bakalım.Let's see if we can help you.
İçeri girebilip giremeyeceğimize bakalım.Let's see if we can get inside.
Tom'un Mary'nin planı hakkında ne söylemesi gerektiğine bakalım.Let's see what Tom has to say about Mary's plan.
Tom'un ne söylemesi gerektiğine bakalım.Let's see what Tom has to say.
Çantanızda neyiniz olduğuna bir bakalım.Let's see what you've got in your suitcase.
Ee, hayatında biri var mı bakalım?So, are you seeing anyone?
Tom'a iyi bakacağız.We'll take good care of Tom.
Endişelenme. Senin için köpeğine bakacağım.Don't worry. I'll look after your dog for you.
Endişelenmeyi durdurursan keyfine bakabilirsin.If you stop worrying, you might enjoy yourself.
Joseph Goebbels Kamu Aydınlatma ve Propaganda Nazi bakanıydı.Joseph Goebbels was the Nazi minister of Public Enlightenment and Propaganda.
Bakalım bu işe yarayacak mı?Let's see if that does the trick.
Kutuyu açalım ve içinde ne olduğun bir bakalım.Let's open the box and see what's inside.
Ne yapılabileceğine bakacağım.I'll see what can be done.
Tom'un sorusu olup olmadığına bakalım.Let's see if Tom has any questions.
Bil bakalım başka kim Boston'a taşındı.Guess who else moved to Boston.
Aslına bakarsanız Hawaii gezisini bir ödül olarak kazandım.As a matter of fact, I won the trip to Hawaii as a prize.
Tom Mary'ye bakan tek kişi değildi.Tom wasn't the only one who was staring at Mary.
Tom ona bakan kişidir.Tom is the one who's been taking care of that.
Ebevenleri işteyken Tom'a ben bakarım.I take care of Tom when his parents are at work.
Kız arkadaşıma öyle bakarak ne yapıyorsun?What are you doing staring at my girlfriend like that?
Tom'a ona bakacağımı söyledim.I told Tom I'd take care of him.
Tepkine bakarak şaşırdığını söyleyebilirim.I could tell from your reaction that you were surprised.
Bana ne istediğini söyle onu senin için alabilip alamayacağıma bir bakalım.Tell me what you want and I'll see if I can get it for you.
Tom'un yüzüne bakarak onun hayal kırıklığına uğradığını söyleyebilirsin.You could tell by the look on Tom's face that he was disappointed.
Onun burada hiç eğlenmediğini sadece Tom'a bakarak söyleyebilirsin.You can tell just by looking at Tom that he's not having any fun here.
Lütfen buraya bakabilir misin?Can you look here please?
Tom kapıya bakarak oturdu.Tom sat facing the door.
Yatak odamın pencereleri avluya bakar.The windows of my bedroom face the courtyard.
Yatak odamın pencereleri iç bahçeye bakar.The windows of my bedroom face the courtyard.
Fransa'nın Kültür Bakanı ile bir iş arıyorum.I am looking for a job with the Cultural Minister of France.
Biz hafta sonları Tom'un kedisine bakarız.We look after Tom's cat at weekends.
Bakaloryası neredeyse başarısız oluyordu.She almost failed her baccalauréat.