Tom'a bakacağıma dair sana söz veriyorum.I promise you I'll take care of Tom.
Ben pencereden dışarı bakarım.I look out of the window.
Ben Tom'a onun fotoğraf albümüne bakabilip bakamayacağını sordum.I asked Tom if I could look through his photo album.
Galileo, Ay'a teleskopla bakan ilk kişiydi.Galileo was the first person to look at the Moon through a telescope.
Ayın güneşe bakan yarısı her zaman ışıldar.The half of the Moon facing the Sun is always lit.
Şimdi Dan bir bakandır.Now Dan is a minister.
Ne yazdığına bakayım.Let me see what you wrote.
Gelecek hafta sonu köpeğime bakar mısın?Would you mind taking care of my dog next weekend?
Bu gece bana bir iyilik yapar mısın ve çocuklarıma bakar mısın?Could you do me a favor and babysit my kids tonight?
Ona bakar mısın?Would you mind taking care of that?
Ne öğrenebileceğime bakayım.Let me see what I can find out.
Buna tekrar bakayım, tamam mı?Let me look at this again, OK?
Beş dakika için valizime bakabilir misin?Could you keep an eye on my suitcase for a few minutes?
Tom'un fikrini değiştirip değiştirmediğine bir bakayım.Let me see if Tom has changed his mind.
Tom'un gitmek için hazır olup olmadığına bakayım.Let me see if Tom is ready to go.
İşler nasıl gidiyor bakalım?How are things coming along?
Başkanın adamları ipten alacak gücü vardı, bir kalem oynatmaya bakardı iş.The President had the power to save the men from execution at the stroke of a pen.
Tom çocuklara bakacak.Tom will take care of the children.
O kendine bakan çocuğu seviyor.He likes the boy looking at him.
Onlar kendilerine bakan çocuğu seviyor.They like the boy looking at them.
Tom Mary'ye o kadar kızgındı ki o ona bakamadı bile.Tom was so angry at Mary he couldn't even look at her.
Bu sığır o kadar nadir ki iyi bir veteriner ona bakabilir.This beef is so rare that a good vet could save it.
Gözümün içine baka baka yalan mı söylüyorsun?Are you lying straight to my face?
Ekonomi bakanı haftalık açıklama yapar.The economic minister gives a weekly report.
Ekonomi bakanı aylık açıklama yapar.The economic minister gives a monthly report.
Ekonomi bakanı yıllık açıklama yapar.The economic minister gives a yearly report.
Birçoğu şüpheyle bakacak.Many will be skeptical.
Tom bir bakan oldu.Tom became a minister.
Hadi bakalım.Let's make it happen.
Bakanlık binasındaki dev posterde "cehalet köleliktir!" diyor."Ignorance is slavery!" says the gigantic poster on the ministerial building.
Sözlükte kelimeye bakacağım.I'll look up the vocabulary in the dictionary.
Artık bir çocuk değilsin, kendine bakabilirsin.You're not a kid anymore, you can take care of yourself.
Dur bakalım, Sen ne yaptığını düşünüyorsun?Hold up, what do you think you're doing?
Bunu kimin yaptığını bulmak için her taşın altına bakacağım.I'll leave no stone unturned to find out who did this.
Diş etlerime bir bakabilir misin?Can you have a look at my gums?
Tom bir bakan olmak için okuyor.Tom is studying to be a minister.
Tom Marie'ye o çocuklara bakarken alışverişe gitmeyi öneriyor.Tom suggests to Marie that he goes shopping while she watches the children.
Balığı kızartır kızartmaz tadına bakabilirsin.As soon as I've grilled the fish, you can taste it.
Onlar güneye bakan bir ev satın aldılar.They have bought a house that faces south.
Ona kesin gözüyle bakacağız.We'll take that for granted.
Kesinlikle ona bakacağım.I'll definitely look at it.
Haritaya bakalım!Let's look at the map.
Şehrin haritasına bakalım!Let's look at the map of the city!
Gökyüzüne bak. Eğer aşağı bakarsan asla gök kuşağını bulamazsın.Look up to the sky. You'll never find rainbows if you're looking down.
Neyse, haydi bir bakalım.Anyway, let's take a look.
Gökyüzüne bakarsak, bugün hava güzel olacak.Judging by the sky, we'll have beautiful weather.
Bazı seçeneklere bakalım.Let's look at some options.
Belirli bir açıdan bakarsanız aslında o oldukça güzel.It's actually quite pretty if you look at it from a certain angle.
O yüzbaşı askerlerine iyi bakar.That captain takes good care of his soldiers.
Hadi bakalım, dövüşelim!Come on then, lets have a fight!
Bir nabız yoklayalım bakalım, tepkiler nasıl olacak?Let's run it up the flagpole and see who salutes.
Çocuğuma nasıl bakacağını bana söylemeyecek misin!Don't you tell me how to take care of my child!
Dışarıya bakalım.Let's look outside.
Neyin ortaya çıkacağına bakalım.Let's see what comes up.
Tom'un yardım edebilip edemeyeceğine bakalım.Let's see if Tom can help.
İşlenmemiş veriye bakalım.Let's look at the raw data.
Bunun kaça mal olduğuna bakalım.Let's see how much it costs.
İşlerin nasıl gelişeceğine bakalım.Let's see how things develop.
Tom'un bize yardım edebilip edemeyeceğine bakalım.Let's see if Tom can help us.
Tom'un değişip değişmediğine bakalım.Let's see if Tom has changed.