Yakınlarda aynaya baktın mı?Have you looked in a mirror recently?
Yakınlarda aynaya baktınız mı?Have you looked in a mirror recently?
Ateşe bak.Look at the fire.
Bebeklerin bakıma çok ihtiyacı vardır.Babies need a lot of care.
Şu çocuğa bak!Look at that boy!
Tom fotoğrafa çok tuhaf baktı.Tom looked very cranky in the photo.
Herkes ona bakıyordu.Everybody was staring at her.
Bu resme tekrar bak.Look at this picture again.
Hiç bakabileceğim resimlerin var mı?Do you have any pictures I can look at?
Biz eski yıllık resimlerimize baktık.We looked at our old yearbook pictures.
Tom sadece orada oturdu ve Mary'nin resmine baktı.Tom just sat there and stared at Mary's picture.
Büyük resme bakmıyorsun.You're not looking at the big picture.
Buradaki büyük resme bakmıyorsunuz.You're not looking at the big picture here.
Genel görünüme bakmalısın.You need to look at the big picture.
Burada genel görünüme bakman gerekiyor.You need to look at the big picture here.
Genel görünüme bakmamız gerekiyor.We need to look at the big picture.
Olayın bütününe bakmalıyız.We need to look at the big picture.
Her yere baktık, değil mi?We've looked everywhere, haven't we?
Hepimiz birbirimize bakmak zorundayız.We've all got to look after each other.
Hepimiz Tom'un Mary'ye bakma tarzını gördük.We've all seen the way Tom looks at Mary.
Biz onun içine bakıyoruz.We're looking into that.
Öylesine bakınıyoruz.We're just looking around.
Yolda senin yerine bakacağım.We'll fill you in on the way.
Ne bulabileceğimize bir bakalım.We'll see what we can figure out.
Ne öğrenebileceğimize bir bakalım.We'll see what we can find out.
Buna daha sonra bakacağız.We'll look at it later.
Ona daha sonra bakacağız.We'll see to it later.
Tom'un ne kadar bildiğine bakacağız.We'll see how much Tom knows.
Kesinlikle onun içine bakacağız.We'll definitely look into it.
Şimdi kendimize bakmak zorundayız.We have to look after ourselves now.
Biz videoya baktık.We looked at the video.
Biz zaten oraya baktık.We already looked over there.
Bir baksak iyi olur.We'd better take a look.
Biz onun içine baktık.We looked into it.
Bak, bu o kadar büyük bir anlaşma değil.Look, this is not that big of a deal.
Tom kapıda durdu, ışık anahtarının açık ve kapalı olmasına baktı.Tom stood at the door, flipping the light switch on and off.
Bodrumumuzda bulduğuma bak.Look what I found in our basement.
Tom'un arabası bakımlı ve mükemmel durumda.Tom's car is well-kept and in excellent condition.
Aynaya bakmayı sever misin?Do you like looking in the mirror?
Aynaya bakmayı sever misiniz?Do you like looking in the mirror?
Aynada kendine bakmaktan hoşlanır mısın?Do you like looking at yourself in the mirror?
Oraya bakabilir miyim?Can I look in there?
Rozetinize bakabilir miyim?Can I see your badge?
Çevreye bakabilir miyim?Can I look around?
Bana bakar mısın?Can you look at me?
Ona bakabilir miyiz?Can we take a look at it?
Ona bakabilir miyim?Can I take a look at it?
En azından bana bakabilir misin?Can you at least look at me?
Birkaç saat çocuklara bakabilir misin?Can you watch the kids for a few hours?
Tom'un olaya bu açıdan bakacağını sanmıyorum.I doubt if Tom would see it that way.
Tom'a bakmıyordum.I wasn't looking at Tom.
Bu konuda ne yapabileceğime bakalım.I'll see what I can do about that.
Tom'un ofisinde olup olmadığına bakalım.I'll see if Tom's in his office.
Tom'un bana bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom looks at me.
Tom'un bana bakış şeklini beğenmiyorum.I don't like the way Tom looks at me.
Tom'un Mary'ye bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom looks at Mary.
Tom aç olup olmadığına bakalım.I'll see if Tom's hungry.
Şimdi bakabilirsin.You can look now.
Çok hoş bakıyorsun.You look very nice.
Sadece bana bak.Just look at me.