Tom perdeleri biraz açtı ve dışarıya baktı.Tom opened the curtains slightly and looked outside.
Tom Mary'nin tuttuğu resme baktı.Tom stared at the picture Mary was holding.
Tom kızının resmine baktı.Tom stared at the picture of his daughter.
Tom resme baktı.Tom stared at the picture.
Tom boş gözlerle tavana baktı.Tom stared blankly at the ceiling.
Tom boş gözlerle uzaya baktı.Tom stared blankly into space.
Tom boş gözlerle önüne baktı.Tom stared blankly into space.
Tom doğrudan Mary'nin gözlerine baktı.Tom stared directly into Mary's eyes.
Tom Mary'nin gözlerine baktı ve onu öptü.Tom stared into Mary's eyes and kissed her.
Tom perspektife baktı.Tom stared into the distance.
Tom uzaklığa baktı.Tom stared into the distance.
Tom uzaya baktı.Tom stared off into space.
Tom boş boş önüne baktı.Tom stared off into space.
Tom denizde dışarıya baktı.Tom stared out at the sea.
Tom hüzünle pencereden dışarıya baktı.Tom stared sadly out the window.
Tom birkaç saniye sessizce Mary'ye baktı.Tom stared silently at Mary for several moments.
Tom güvecin tadına baktı ve kaşlarını çattı.Tom tasted the stew and frowned.
Tom güvecin tadına baktı.Tom tasted the stew.
Cep saatinden saate baktı.Tom checked the time on his pocket watch.
Herkes tekrar Tom'a baktı.Everyone looked at Tom again.
Ona ilk baktığım andan itibaren, onun farklı olduğunu biliyordum.From the moment I first laid eyes on him, I knew he was different.
Ona ilk baktığım zaman, onun farklı olduğunu biliyordum.When I first laid eyes on him, I knew he was different.
Oradaki kız sana bakıyor.That girl over there is looking at you.
Oradaki adam sana bakıyor.That guy over there is looking at you.
Tom kendine bakamadı.Tom couldn't look after himself.
Tom kadınlara tepeden bakıyor.Tom looks down on women.
Tom pencereye yürüdü ve dışarı baktı.Tom walked to the window and looked outside.
Masanın altına baktın mı?Did you look under the table?
Tom, Mary'nin yüzünde bir şaşkınlık bakışı gördü.Tom saw a look of confusion on Mary's face.
Tom kendisine bakarak bir boy aynasının önünde durdu.Tom stood in front of a full-length mirror, looking at himself.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.Tom stared at Mary for a moment and then looked away.
Tom az önce oraya oturdu ve masanın üstündeki karışıklığa baktı.Tom just sat there and stared at the mess on his desk.
O gıdanın tadına baktı ve yüzünü buruşturdu.She tasted the food and grimaced.
İçeri girebilip giremeyeceğimize bakalım.Let's see if we can get inside.
Tom'un Mary'nin planı hakkında ne söylemesi gerektiğine bakalım.Let's see what Tom has to say about Mary's plan.
Tom'un ne söylemesi gerektiğine bakalım.Let's see what Tom has to say.
Çantanızda neyiniz olduğuna bir bakalım.Let's see what you've got in your suitcase.
Ee, hayatında biri var mı bakalım?So, are you seeing anyone?
Birisi Tom'a bakmak için burada kalmalı.Somebody has to stay here to look after Tom.
Tom boş odaya bakındı.Tom looked around the empty room.
Tom doğruca Mary'ye baktı.Tom looked right at Mary.
Tom çitin üzerinden baktı.Tom looked over the fence.
Tom kapıdan dışarıya baktı.Tom looked out the door.
O, babasının ölümünden sonra annesine baktı.He took care of his mother after his father's death.
Etrafına bak ve bana ne gördüğünü söyle.Look around you and tell me what you see.
Bakalım bu işe yarayacak mı?Let's see if that does the trick.
Kutuyu açalım ve içinde ne olduğun bir bakalım.Let's open the box and see what's inside.
Tom, bana bak!Tom, look at me!
Ne yapılabileceğine bakacağım.I'll see what can be done.
Bak, bunu başka bir yerde alamazsın.Look, you can't buy this anywhere else.
Mary, Tom'un ona verdiği yüzüğe baktı.Mary looked at the ring Tom gave her.
Tom çocuklarına bakmasına yardım etmek için Mary'ye para gönderdi.Tom sent money to help Mary care for her children.
Tom Mary'nin işaret ettiği yere baktı.Tom looked where Mary was pointing.
Ebevenleri işteyken Tom'a ben bakarım.I take care of Tom when his parents are at work.
Tom, kimin konuştuğunu görmek için etrafına baktı.Tom looked around to see who was talking.
Bak sana ne diyeceğim, Tom, sen onu al.Tell you what, Tom, you take it.
Tom bana kendime iyi bakmamı söyledi.Tom told me to take good care of myself.
Bana ne istediğini söyle onu senin için alabilip alamayacağıma bir bakalım.Tell me what you want and I'll see if I can get it for you.
Onun sana bakış tarzını gördüm.I've seen the way he looks at you.
Keşke bir çocuk bakıcılığı işim olsa.I wish I had a babysitting job.