Ana içeriğe geç
Sözlük

bak ile cümle

bak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Eğer o sana hiç olmamışsa, sen bir bakiresin.If it never happened to you, you're a virgin.
Onun söylemeye çalıştığı şey bir bakıma oldukça mantıklı.What he's trying to say is quite sensible in a way.
Biraderimin bakıcısı mıyım ben?Am I my brother's keeper?
Tom kedi resimlerine bakmayı sever.Tom likes to look at pictures of cats.
Bak, o geliyor.Look, he's coming.
Ben ilk bakışta aşık oldum.I fell in love at the first glance.
Herkesin dediğine bakılırsa, o doğrudur.Judging from what everyone says, it's the truth.
Onların ne kadar uzun olduğuna bak.Look at how long they are!
Web sitesi bakım için devre dışıydı.The website was down for maintenance.
O evin etrafına baktı.She looked around the house.
O anneme çocuğa baktırdı.She had my mother take care of the baby.
Bebekler kendilerine bakabilme yetisine sahip değillerdir.Babies are not capable of looking after themselves.
Tavşana bakmak zorundayım.I have to look after the rabbit.
Aileme bakmak zorundayım.We have to look after our parents.
Bir posta kutusu için etrafa bakındım.I looked around for a mailbox.
O dergiye bakabilir miyim?May I look at that magazine?
Kelly, yıldızlara bak!Kelly, watch the stars!
Git ve Bay Wilson'un evde olup olmadığına bak.Go and see if Mr. Wilson is at home.
Şu kediye bak. O Bay Brown'unkidir.Look at that cat. It is Mr. Brown's.
Sana bakan adamı tanıyor musun?Do you know the man that's staring at you?
Diyene de bakın.Look who's talking.
Kedi "Miyav." dedi ve bana baktı."Meow," said the cat and it looked at me.
O ona baktı.She looked up at him.
Kimin konuştuğuna bak.Look who's talking.
Konuşana bak hele.Look who's talking.
O, kendine bakamaz.He can't take care of himself.
Beijing'e gideceksen, kesinlikle Tiananmen Meydanı'na bir bak.If you go to Beijing, definitely have a look at Tiananmen Square.
Bir bakışın binlerce kelimeden daha fazla değerli olduğunu söylüyorlar.They say that one look is worth more than thousand words.
Şu kısa güzel kıza bak.Look at that short pretty girl.
Kız kardeşime baktığınız için teşekkür ederim.Thank you for looking after my sister.
Dün gece, çatıdan yıldızlara baktık.Last night, we looked at the stars from the rooftop.
Kedi, balığa bakıyor.The cat is looking at the fish.
Tom hala bakire.Tom is still a virgin.
Tom hâlâ bakir.Tom is still a virgin.
Bana ne yapacağımı söylemeyi bırak ve sen kendi işine bak.Stop telling me what to do and mind your business.
Bana niye dik dik bakıyorsun?Why are you staring at me?
Neden bana dik dik bakıyorsun?Why are you staring at me?
Neden bana dik dik bakıyorsunuz?Why are you staring at me?
Neden bana bakıyorsun?Why are you staring at me?
Dünyada bir bakımın yok.You haven't a care in the world.
Onun yüzündeki ifadeye bakılırsa, o endişeli.Judging from the expression on her face, she is worried.
Onlar benim bakış açımı onayladılar.They accepted my point of view.
Onlar benim bakış açımı kabul ettiler.They adopted my point of view.
Onlar benim bakış açımı benimsediler.They adopted my viewpoint.
Böyle hüzünlü gözlerle bana bakma.Don't look at me with such sad eyes.
Annem yaralandı, onun bakıcısı olmam gerekiyor.My mother got injured, I need to be her carer.
İlk bakışta kolay görünüyor.At a first glance it seems easy.
O sessizce oturdu ve doğruca ona bakıyordu.He sat in silence and was looking straight ahead of him.
Bir sözcüğün anlamını bilmediğin zaman bir sözlüğe bakmalısın.You should consult a dictionary when you don't know the meaning of a word.
Bakışlar aldatıcı olabilir.Looks can be deceiving.
Arkadaşım, umarım aynada hâlâ kendine bakabiliyorsundur.I hope you can still look at yourself in the mirror my friend.
Üzüm üzüme baka baka kararır.It takes one to know one.
Tom pencereden dışarı bakmaya devam etti.Tom continued to stare out the window.
O bana bakıyordu.She was looking at me.
O bana büyük bir hayranlıkla bakıyor.He looks to me with much admiration.
Tom saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Ben yokken köpeğime bakabilir misin?Can you watch my dog while I’m away?
"Saate bak! Okula geç kalacağım! Hoşça kal!" "Görüşürüz. Dikkatli ol.""Look at the time! I'm gonna be late for school! Bye!" "See you later. Be careful."
Tom arkasına bakmadı.Tom did not look back.
Ben bir süre için onun bakımını üstlendim.I looked after him for a period of time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod