Tom ve Mary birbirlerine baktı.Tom and Mary looked at each other.
Tom, John'un Mary'ye bakış tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way John looks at Mary.
Sabah saatin beşinde dağınık ve bakımsız olmamı umarım kimse önemsemez.I hope nobody minds my being straggly and unkempt at five in the morning.
Tom pulu aldı ve daha yakından baktı.Tom picked up the stamp and took a closer look.
Tom'un birkaç bakkal almak için yeterli parası vardı.Tom had enough money to buy a few groceries.
Ben sözlerine bakmadan bu şarkıyı söyleyebilirim.I can sing this song without looking at the lyrics.
Baktım ama bir şey görmedim.I looked, but I didn't see anything.
Aileme ben bakıyorum.I look up to my family.
Ben seninle konuşurken bana bak, seni korkak!Look at me when I talk to you, you coward!
Ben bu çocuğa bakacağım.I will look after this child.
Köprüyü geçen trene bak.Look at the train crossing the bridge.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Tom bir bakımevine kondu.Tom was put in a nursing home.
Tom, Mary'nin çocuklarına bakıcılık yapmasını istiyor.Tom wants Mary to babysit his children.
Tom anahtar deliğinden bakmaya çalıştı fakat bir şey göremedi.Tom tried to look through the keyhole, but couldn't see anything.
Tom Mary'ye çok iyi baktı.Tom took very good care of Mary.
Ben hastanedeyken, Tom çocuklarıma baktı.Tom took care of my kids when I was in the hospital.
Tom hasta annesine baktı.Tom took care of his sick mother.
Tom tüm günü antika dükkanlarının etrafında bakınarak geçirdi.Tom spent all day looking around antique shops.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Tom sat staring at the tropical fish swimming around in the aquarium in his bedroom.
Tom sıcak banyoda oturuyorken karda pencereden dışarı baktı.Tom looked out the window at the snow while he was sitting in the hot bath.
Tom gösterge panelindeki ısıölçere baktı.Tom looked at the thermometer on his dashboard.
Tom az önce içeriye gelen adama baktı.Tom looked at the man who had just come in.
Tom şöminenin üzerindeki saate baktı.Tom looked at the clock on the mantelpiece.
Tom günbatımına bakarken teneke düdüğünü çalarak rıhtımda oturmayı sever.Tom likes to sit on the dock playing his tin whistle while looking at the sunset.
Tom, daha yakından bakmak için eğildi.Tom leaned down for a closer look.
Tom, kendine iyi bakıyor.Tom is taking good care of himself.
Tom mükemmel bir şekilde kendine bakabilir.Tom is perfectly capable of taking care of himself.
Tom Mary'ye kaybolmuş gözüyle baktı.Tom gave Mary up for dead.
Tom kapının arkasına bile baktı.Tom even looked behind the door.
Tom Mary'nin duvarında asılı resimlere bakmaktan hoşlandı.Tom enjoyed looking at the paintings hanging on Mary's wall.
Tom Mary'nin ona bakma tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way Mary looks at him.
Tom nereye bakacağını bilmiyor.Tom doesn't know where to look.
Tom ilk bakışta Mary'nin kim olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know who Mary was at first.
Tom Mary'ye bakmaya cesaret edemedi.Tom didn't dare to look at Mary.
Sen hastanede iken Tom geçici olarak senin yerine baktı.Tom covered for you while you were in the hospital.
Tom anahtar deliğinden bakmaya direnemedi.Tom couldn't resist peeking through the keyhole.
Tom Mary'nin cesedine bakmaya dayanamadı.Tom couldn't bear to look at Mary's dead body.
Tom'un kesinlikle şeylere farklı bakma şekli var.Tom certainly has a different way of looking at things.
Tom kesinlikle Mary'nin onun çocuklarına bakacağını ummuyordu.Tom certainly didn't expect Mary to take care of his children.
Tom ona bakabilir.Tom can take care of that.
Tom kendine bakabilir.Tom can take care of himself.
Tom nereye gittiğine bakmadığı için Mary'ye çarptı.Tom bumped into Mary because he wasn't looking where he was going.
Görünüşe bakılırsa, Tom, Mary ve John'un düğününe gitmek istemiyordu.Tom apparently didn't want to go to Mary and John's wedding.
Tom ve Mary birbirlerine baktı ve gülümsedi.Tom and Mary looked at each other and smiled.
Tom'un bakmadığı tek yer bodrumdaydı.The only place Tom hadn't looked was in the basement.
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.Don't worry about Tom. He can take care of himself.
Eğer benim yapmamı istiyorsan, senin çocuklarına bakmaya istekliyim.I'm willing to take care of your children, if you want me to.
Bakış açınızı anlayabiliyorum.I can understand your point of view.
Köpeğin hakkında üzülme. Ona bakacağım.Don't worry about your dog. I'll take care of him.
Resmin bütününe bakmıyorsun.You're not looking at the whole picture.
Bütün resme bakmıyorsunuz.You're not looking at the whole picture.
Ona bak: O oldukça yaşlı olmalı.Look at him: he must be quite old.
Bir bakış her şeyi söyleyebilir.A gaze can tell anything.
Japon folklöründe, bakenekolar büyülü güçleri olan kedilerdir.In Japanese folklore, bakeneko are cats with magical powers.
Ona bakıyorum.I am looking at that.
Sen güneşe bakıyorsun.You look up at the sun.
Büyük binaya bakıyorum.I am looking up at the big building.
Sen kendi işine bak lütfen.Just mind your own business, please.
Bu evdeki tüm çöpe bak!Look at all the trash in this house!