Onun doğum günü partim için getirdiği şeye bak.Look at what she brought for my birthday party!
Şu yakışıklı çocuğa bak.Look at that handsome boy.
Onu gördüğünü biliyorum ama gerçekten ona bakıyor musun?I know you see it, but are you really looking at it?
Biri her şeye iyi bakmalı.One should take good care of every single thing.
Evde bir koyun bakamayız. Bununla ne yapmalıyız?We can't keep a sheep at home. What should we do with it?
Bakın, çocuklar suyun içinde çıplak ayakla yürüyor.Look, the boys are walking barefoot in the water.
Yavru köpek çok üzgün gözlerle ona baktı.The puppy looked at her with very sad eyes.
Bu resme her bakışımda, babamı hatırlarım.Every time I look at this picture, I think of my father.
Etrafa baktım ve benimkinin yoldaki tek araba olduğunu fark ettim.I looked around and noticed that mine was the only car on the road.
Etrafıma baktım ve onun yolda tek araba olduğunu fark ettim.I looked around and noticed that it was the only car on the road.
Kadın, sandalyesinden kalktı ve sonra kapıya baktı.The wife stood up from her chair. She then looked at the door.
"Bu cümle dil bilgisi bakımından doğrudur" cümlesi dil bilgisi bakımından doğrudur.The sentence "This sentence is grammatically correct." is grammatically correct.
İnsanların neden bana baktıklarını merak ettim.I wondered why people stared at me.
Onun çalışma odası parka bakıyor.His study faces the park.
Aşağı baktım ve kesinlikle söyleyecek hiçbir şeyim yoktu.I looked down and had absolutely nothing to say.
Ormana baktıklarında, ağaçları görmüyorlar.When they look at the forest, they don't see the trees.
Harika bronzluğa bakarsak, tatilinizin çoğunu sahilde geçirmişsiniz gibi görünüyor.Judging by that great tan, it looks like you spent most of your vacation on the beach.
Şu kıza bak!Look at that girl!
Kadın sandalyeden kalktı ve kapıya doğru baktı.The woman stood up from the chair and looked towards the door.
Kızlar bakireliklerini gittikçe daha erken kaybediyor.Girls are losing their virginity earlier and earlier.
Garajın penceresinden baktım, gördüğüm beni şaşırttı.I looked through the garage window; what I saw surprised me.
Eğer bakışlar öldürebilse, ben zaten şimdiden ölmüş olurum.If looks could kill, I'd be dead by now.
El yıkama, bakterileri kontrol etmek için bir yoldur.Hand washing is one way to control bacteria.
Gıdaları bakterilerden uzak tutmalıyız.We need to keep bacteria out of food.
Bu hastalığa bakteri neden olur.That disease is caused by bacteria.
En büyük yatak odası güneye bakıyor.The largest bedroom faces south.
Bakteriler mikroskobik organizmalardır.Bacteria are microscopic organisms.
Hasta doktor tarafından iyi bakıldı.The patient was well cared for by the doctor.
Hastane yoğun bakım ünitesine girebilen ziyaretçi sayısını kısıtlıyor.The hospital restricts the number of visitors who can enter the intensive care unit.
Onlar gökyüzüne bakmak için bir teleskop kullanıyor.They are using a telescope to look at the sky.
Lütfen geriye dön ve bana bak.Please turn around and look at me.
Doktorlar bir röntgen filmine bakıyorlar.The doctors are looking at an x-ray.
Aynada ona baktı.He looked at him in the mirror.
Çantama bakabilir misin?Can you please watch my bag?
Aval aval bakmayı bırak.Stop gawking.
Uzaktan bakıldığında o güzel bir kadındır.Seen from a distance, she's a beauty.
Bir eşarp takan o kız bakire.That girl who's wearing a scarf is a virgin.
Birbirlerine bakan iki ayna, sonsuza kadar yinelenen bir görüntü yarattı.The two mirrors facing each other created a repeating image that went on to infinity.
2010'a baktığımızda, sanırım çok fazla zaman israf ettim.Looking back at 2010, I think I wasted too much time.
Sen bana onlara bakacağına dair söz verdin.You gave me your word that you would look after them.
İlk defa mı tadına bakıyorsun?Is this the first time you have tasted it?
Kimse ona bakmıyor.Nobody watches her.
Ben ölürsem çocuklarıma kim bakar?Who would look after my children if I died?
Milyonlarca insan tek bakışta Interlingua'yı anlar.Millions of people understand Interlingua within a single glance.
Ders kitabında sayfa 50'ye bak.Look up page 50 in the textbook.
ABD hükümeti İngiltereye her zaman Amerika'nın evcil hayvanı olarak bakmıştır.The American government has always regarded England as America's house pet.
Sabah güneşi o kadar parlak ki ben ona bakamam.The morning sunshine is so bright that I can't look at it.
Yarın köpeğime bakar mısın lütfen?Would you please look after my dog tomorrow?
Lütfen çocuklara bakar mısın?Would you please look after the children?
Her yöne baktı, fakat kimseyi görmedi.He looked in all directions, but didn't see anyone.
Ona güvenme. O başka herkes gibi kendisi için dışarı bakıyor.Don't trust him. Like everyone else, he's looking out for himself.
Oradaki kıza bak.Look at the girl over there.
Bak, benim evim sizinki kadar kirli değil.Look, my house is not as dirty as yours.
Bak. Benim evim seninkinden daha temiz.Look. My house is cleaner than yours.
Baklayı ağzından çıkarmanın tam zamanı.It is high time you spilled the beans.
Haydi çıkar ağzındaki baklayı.Come on, spit it out!
María, sonbahar gecesini aydınlatan çeyrek ayı bulunan, yıldızlı gökyüzüne baktı.María looked at the starry sky, with a quarter moon that illuminated that autumn night.
Ben, gay, kalbime bakarım.I, gay, view my heart.
Ona bakmak için para gönderdi.He sent money to help care for her.
Dışişleri Bakanı istifa etmeyi planladığını söyledi.The Secretary of State said he planned to resign.