Benim evim denize doğru bakar.My house looks toward the sea.
Benim yeni arabama bakın.Look at my new car.
Ben her zaman sana bakıyorum.I'm always looking at you.
Etrafıma bakındım.I looked around me.
Etrafıma baktım.I looked around me.
Çocukken çimin üstünde sırtüstü uzanır beyaz bulutlara bakardım.As a boy, I used to lie on my back on the grass and look at white clouds.
Aslına bakarsan, o artık onu sevmiyor.To tell the truth, she no longer loves him.
O kahvaltısını yaparken, köpeği her sabah ona baktı.His dog stared at him every morning while he had his breakfast.
Her ihtimale karşı bir silah için etrafına bakındı.I looked around for a weapon just in case.
Yeni kelimeler karşılaştığınızda sözlüğünüze bakmanız gerekir.When you come across new words, you must look them up in your dictionary.
Uyuyamıyorum ve sadece saate bakıyorum.I can't sleep, and I'm just looking at the clock.
Yarın köpeğime bakar mısın?Will you look after my dog tomorrow?
Ben yarına kadar köpeğe bakacağım.I'll take care of the dog till tomorrow.
Doktordan ertesi gün tekrar gelip oğluna bakmasını istedi.She asked the doctor to come and see her son again the next day.
Ağaçta öten kuşa bak.Look at the bird singing in the tree.
Kör hemşire kendini yaşlıların bakımı için adadı.The blind nurse devoted herself to caring for the elderly.
Bazı öğrenciler gözlerindeki göz yaşlarıyla ona baktı.Some students looked at her with tears in their eyes.
Ben bakmıyorken oldu.It happened while I wasn't looking.
O, arkadaşlarının biri tarafından bakıldı.She was taken care of by one of her friends.
Bir kişinin nasıl biri olduğunu onun arkadaşlarına bakarak söyleyebilirsin.You can tell what a person is like by looking at his friends.
Bazen zengin insanlar çok parası olmayan diğer insanlara tepeden bakarlar.Sometimes rich people look down on other people who do not have much money.
Bizim bebekler için daha fazla tıbbi bakıma ihtiyacımız var.We need more medical care for infants.
Kendine iyi bak!Take care!
Uzaktan bakıldığında, o bir erkeğe benziyor.Seen from a distance, it looks like a man.
Biz yokken bizim hayvanlara bakar mısın?Will you look after our pets while we're away?
Benim yokluğum sırasında köpeğime bakmanı istiyorum.I'd like you to look after my dog during my absence.
Lütfen biz yokken köpeğimize bak.Please take care of our dog while we're away.
Sen dışardayken köpeğe bakacağım.I'll take care of the dog while you are out.
Onlar yaşlandıklarında ebeveynlerime bakacağım.I'll look after my parents when they get old.
İyi bir çocuk bakıcısı bulabildiğim için şanslıydım.I was lucky that I was able to find a good babysitter.
Biz uzaktayken komşularımızdan köpeğe bakmalarını rica edelim.Let's ask the neighbors to look after the dog while we're away.
Bizim kapı komşusu tatildeyken bitkilerine bakmamızı istedi.Our next-door neighbor asked us to look after his plants while he was away on vacation.
Köprünün üstünde giden trene bak.Look at the train going over the bridge.
Yaşlı adam şapkası için etrafına bakındı.The old man looked about for his hat.
Yaşlı insan sık sık gençliğine geri bakar.The old man often looks back on his youth.
Sayfa beşteki dipnota bakın.See the footnote on page 5.
Bu toprak humus bakımından zengindir.That soil is rich in humus.
Bak! O dükkan az önce açıldı! Neden bir göz atmıyoruz?Look! That shop's just opened! Why not take a look?
Şu ağaçta yetişen tüm mangolara bak.Look at all the mangoes growing on that tree.
Daha sonra köpeğe bakacak zamanımız olup olmadığını düşünelim.Next, let us think about whether we have the time to look after a dog.
Ah? Sen klavyeye bakmadan yazabiliyorsun. Bu harika!Oh? You can type without looking at the keyboard. That's cool!
Neden Japonya Savunma Ajansı Japon Savunma Bakanlığı'na yükseltildi?Why was the Japan Defense Agency upgraded to the Japanese Ministry of Defense?
Mülteciler dar, bakımsız arka sokakta yaşıyordu.The refugees were living in a narrow, squalid backstreet.
Bir papağana bakmakı için ihtiyacımız olan şeyi alalım.Let's get what we need to keep a parrot.
Savaşlar gelir ve gider, ancak askerler baki kalırlar.Wars come and go, but soldiers stay eternal.
Judy bana baktı.Judy looked at me.
Ben ona yüzüne karşı tekrar bakamayacağım.I'll never be able to look him in the face again.
Her zamankinden daha fazla bir sağlık bakım sistemi reformu gerekli.More than ever, a reform of the health care system is needed.
Onun bana nasıl baktığını gördün mü?Did you see how he looked at me?
Ona bakmaya katlanamadım.I couldn't stand looking at it.
Ben senin gazetene bir bakabilir miyim?Can I have a look at your newspaper?
Erkek çocukları küçük kız kardeşlerine tepeden bakma eğilimindedir.Boys tend to look down on their younger sisters.
Onlar Kate'e çocuklarına bebek bakıcılığı yapmasını rica ettiler.They asked Kate to babysit their child.
Tren geçerken, Tom sürücünün bir bakışını yakaladı.As the train went by, Tom caught a glimpse of the driver.
Eve bakıyorum.I'm looking at the house.
Şu yüzen çocuğa bak.Look at that boy who's swimming.
Yakından bakarsan hiçbir şey görmezsin.If you look closely, you don't see anything.
O, "Şu anda bakıyorsun. Sen röntgenliyorsun Tom" dedi kızgınlıkla."Just now, you were looking. You Peeping Tom,"she said angrily.
Beleş atın dişine bakılmaz.Don't look a gift horse in the mouth.
Baklavayı severim.I like baclava.