Kendimize bakmalıyız.We must take care of ourselves.
Aynada kendine bak.Look at yourself in the mirror.
Kendi işlerine bak.Tend to your own affairs.
Sen kendi işine bak.Tend to your own affairs.
İfadeye sözlüğünüzden bakın.Look up the phrase in your dictionary.
Sözlüğünde ona bak.Look it up in your dictionary.
Sözlüğe bak.Look it up in your dictionary.
Bil bakalım ne oldu! Yeni Zelanda'ya çalışma'ya gidiyorum.Guess what! I'm going to New Zealand to study.
İşin aslın bakarsan, o doğrudur.As a matter of fact, it is true.
Aslına bakarsan, ben bu konuda hiçbir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about it.
Aslına bakarsan, yalan söyledim.The truth is I told a lie.
Aslına bakarsanız İspanyolca konuşuyorum.As a matter of fact, I do speak Spanish.
Aslına bakarsanız bu restoranın sahibi benim bir arkadaşım.As a matter of fact, the owner of this restaurant is a friend of mine.
Şirketin Başkanı Devlet Bakanına rüşvet verdi.The president of the company bribed the government minister.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Kafasını erkeğin omuzuna koymuş olan kız şaşkın şaşkın etrafına bakındı.The girl, who had her head on the boy's shoulder, looked around in surprise.
Pul kolleksiyonuna bakmak istiyorum.I would like to have a look at your collection of stamps.
Kitaplar o kadar değerliydi ki onlara büyük bir titizlikle bakıldı.So valuable were books that the greatest care was taken of them.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.The girls are facing each other.
Onu durduran ve tekrar baktıran o ev hakkında bir şey vardı.There was something about that house that made her stop and look again.
Küçük gri bir hayvanın bize doğru baktığını farkettim.I noticed that a small gray animal was looking toward us.
Kabinin görünümüne bakılırsa içeride kimse yaşamıyor.From the look of the cabin, no one lives in it.
Uzaktan bakıldığında, kaya, çömelen bir insan figürüne benziyor.Seen at a distance, the rock looks like a squatting human figure.
Uzaktan bakıldığında, kaya, bir insan yüzü gibi görünüyordu.Seen at a distance, the rock looked like a human face.
Kız etrafına baktı.The girl looked around.
Kız aynaya bakarak durdu.The girl stood looking into the mirror.
Bir dakika bekleyin, lütfen. Onun içeride olup olmadığına bakacağım.Hold on a minute, please. I'll see if he is in.
Bütün erkekler aşağıya baktı.All the boys looked down.
Çocuk arkasına bakmadan kaçtı.The boy ran away without looking back.
Yere bak.Look down at the floor.
Yukarıda verilen örneğe bak.See the example given above.
Duruma ciddi olarak bakıyor musunuz?Do you regard the situation as serious?
Senin sözlüğünün içindeki yeni kelimelere bak.Look up the new words in your dictionary.
Gazetelerin söylediklerine bakarak hükme varma.Don't go by what the newspapers say.
Pirinç, bakır ve çinkodan oluşan bir alaşımdır.Brass is an alloy of copper and zinc.
Ebeveynler, çocuklarının refahı için bakım yapmalıdır.Parents must look after the well-being of the their children.
Onun görünüşüne bakılırsa, onun zengin olduğunu düşünüyorum.Judging from her appearance, I think that she's rich.
Sen kendi işine baksan daha iyi olur.You'd better mind your own business.
İnsanlara bakmak kabalıktır.It isn't polite to stare at people.
Bence herkes biraz pişmanlık ile kendi çocukluğuna geri bakar.I think everyone looks back on their childhood with some regret.
İnsanlara dik dik bakmak kabalıktır.It's impolite to stare at people.
İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır.Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.
İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.Man is different from animals in that he has the faculty of speech.
Bakkal dükkanında havuç satıyorlar.They sell carrots at the grocery store.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
İnsanlar diğerlerine ön yargı ile bakmak eğilimindedir.People tend to look at others with bias.
İnsanlar artık erkeklerin saçlarını uzatmalarına acayip olarak bakmıyorlar.People no longer consider it strange for men to let their hair grow long.
Sadece hayatın karanlık tarafında bakma.Don't look only on the dark side of life.
O hayatın bir bakıma bir yolculuk gibi olduğunu düşünüyor.He thinks that life is like a voyage in a sense.
Hayatımda geriye baktığımda, ben ne kadar çok zamanı boşa harcadığımın farkındayım.When I look back on my life, I realize how much time I wasted.
Bakacak çocuklarım var.I have kids to take care of.
Bulutsuz gökyüzüne bak.Look at the clear sky.
Bronz, bakır ve kalaydan oluşmaktadır.Bronze is composed of copper and tin.
Atlamadan önce bak.Look before you leap.
Bir bebek kendisine bakamaz.A baby is incapable of taking care of itself.
Bebeğe iyi bakılmalı.The baby must be taken good care of.
Biletine bakabilir miyim?May I have a look at your ticket?
Biletinize bakabilir miyim?May I have a look at your ticket?
Karlı kaplı dağlara bak.Look at the mountains covered with snow.
Karla kaplı dağlara bak.Look at the mountains covered with snow.