bakıyorlar ile cümle
bakıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Önce Karajan'a bakıyorlar; sonra birbirlerine bakıyorlar.انهم ينظرون الى "كارايان". ثم ينظرون الى بعضهم البعض
Önce Karajan'a bakıyorlar; sonra birbirlerine bakıyorlar.(指差して「何あれ?」という身振りをする-笑)
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Dan prioridad a sus familias, cuidan de sus hijos y de sus padres ancianos.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.De prioriterer familien frem for andet, de tager sig af sine børn og sine aldrende forældre.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.De sätter sina familjer först, tar hand om sina barn och åldrande föräldrar.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Ei aseaza familia pe primul loc, au grija de copii lor si de parintii lor in varsta.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Họ đặt gia đình lên đầu, chăm sóc con cái và bố mẹ.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Ihre Familie steht über allem, sie kümmern sich um ihre Kinder und alternden Eltern.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Mereka menempatkan keluarga di tempat pertama, merawat anak-anak dan orang tua mereka.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Mettono al primo posto la loro famiglia, si prendono cura dei bambini e dei genitori anziani.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Najważniejsza jest rodzina, opieka na dziećmi i starzejącymi się rodzicami.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Nekik a család az első, a gyermekeikről és a szüleikről gondoskodnak.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Rodina je na předním místě, starají se o své děti a stárnoucí rodiče.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Ze zorgen voor hun eigen familie, voor hun kinderen en hun ouder wordende ouders.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Βάζουν τη οικογένειες τους πάνω απ'όλα, φροντίζουν τα παιδια και το γέροντες γονείς τους.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.На первом месте у них семья, они заботятся о детях и престарелых родителях.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.На першому місці в них сім'я, виховання дітей і догляд за старіючими батьками.
Önceliği ailelerine veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.Те поставят своите семейства на първо място, грижат се за своите деца и застаряващите си родители.
- Onlara bakıyorlar. Çok güzel.- Muy bien.
- Onlara bakıyorlar. Çok güzel.- Отлично.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Ei chiar le privesc jos în acea lume.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.En fait ils les regardent dans leur monde.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Họ thật sự nhìn chúng bơi xuống sâu dưới đáy biển
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.그저 우린 바라볼 뿐이거죠.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Li osservano nel loro mondo in profondità.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Sie sehen sie sich da unten in dieser Welt an.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Tulajdonképpen csak megfigyelik őket a saját világukban.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Ve skutečnosti se na ně dívají dolů v tom světě.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.V skutočnosti sa na ne dívajú v tom svete tam dole.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Ze zoeken naar hen, daar beneden in hun wereld.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Στην πραγματικότητα τα παρατηρούν κάτω σε εκείνον τον κόσμο.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.Всъщност ги разглеждат долу, в онзи свят.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.За ними наблюдают там — внизу, в их мире.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.הם ממש מסתכלים עליהם בעולם שלהם.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.إنها تبحث فعلاً عنهم في الأسفل في عالمها.
Onlara, o dünyaya gidip orada bakıyorlar.操縦桿を握って 地上のコンピュータを
Onlar, kendilerine insan olarak bakıyorlardı; insanlık ailesinin bir üyesi olarak.그들은 인간으로 서, 인간 가족의 일환으로 자신을 보았다
Onlar neye bakıyorlar?Apa yang mereka lihat?
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.Đễ xem họ đang xem những gì.
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.그들은 뭘 보고 있을까요? 우리가 봐야만 할 것일 겁니다.
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.Poate ar trebui să ne uităm și noi la asta.
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.Με τι ασχολούνται αυτοί; Ίσως πρέπει να ασχολούμαστε και εμείς με αυτό.
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.במה הם צופים? אולי גם אנחנו צריכים לצפות בזה.
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.عم يبحثون هم؟ ربما نحن أيضا يجب علينا أن نبحث عنه.
Onlar neye bakıyorlar? Belki bizde bakmalıyız.このスタンスの問題は
Onlar neye bakıyorlar?Che cosa stanno seguendo?
Onlar neye bakıyorlar?Czym się interesują?
Onlar neye bakıyorlar?Na copak se dívají?
Onlar neye bakıyorlar?Ők mit olvasnak?
Onlar neye bakıyorlar?O que é que eles estão a ver?
Onlar neye bakıyorlar?Peut-être que nous devrions le regarder.
Onlar neye bakıyorlar?¿Qué están mirando ellos?
Onlar neye bakıyorlar?Waar zijn zij mee bezig?
Onlar neye bakıyorlar?Was schauen sie sich an?
Onlar neye bakıyorlar?Какво гледат те?
Onlar neye bakıyorlar?На что они смотрят?
Önünüzde 20 insan var, size bakıyorlar, ve siz karar verecek kişisiniz...Amikor 20 ember áll előtted, és téged néznek, és te vagy az akinek döntenie kell...
Önünüzde 20 insan var, size bakıyorlar, ve siz karar verecek kişisiniz...Când ai 20 de oameni în fața ta, privindu-te, și trebuie să iei o decizie...
Önünüzde 20 insan var, size bakıyorlar, ve siz karar verecek kişisiniz...Cuando tienes 20 personas frente a ti, mirándote y tú tienes que tomar la decisión...
Önünüzde 20 insan var, size bakıyorlar, ve siz karar verecek kişisiniz...Když před sebou máte 20 lidí, kteří se na vás dívají a vy jste těmi, kteří musí udělat rozhodnutí...