Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.In mijn lab, waar we nu in kijken, aan MIT -- dit is het medialab.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.이제는 엠아이티와 결연하고 있는 저의 연구소에는 이것이 그 미디아 연구소에서 찍은것입니다.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.MITメディアラボ内です どこでも こうやって
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.Nel mio laboratorio al MIT, nel quale stiamo sbirciando ora -- questo è nel Media Lab.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.Trong phòng lab của tôi, nơi mà chúng tôi đang làm việc, tại MIT -- đây là ở phòng lab kĩ thuật.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.V mé laboratoři na MIT, kam právě nahlížíme — toto je mediální laboratoř.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.V mojom laboratóriu, do ktorého teraz nakúkame, na MIT - toto je v mediálnom laboratóriu.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.Στο εργαστήριό μου, το οποίο βλέπουμε τώρα, στο ΜΙΤ -- αυτό είναι το εργαστήριο μίντια.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.Це моя лабораторія в МІТ, зараз ми в неї заглянемо -- це медіа лабораторія.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.Это моя лаборатория в МТИ, сейчас мы в нее заглянем. Это медиалаборатория.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.במעבדה שלי, שאנו מציצים אליה עכשיו, ב-MIT -- זה במעבדת תקשורת.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.في مختبري: و الذي نشاهده الان، في MIT-- هذا هو في مختبر وسائط الإعلام.
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkı내 판단 존 해머커들이 쳐다보고에 인류에 대한 그의 나이에 주요 공헌
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkıPodľa môjho súdu John hammacher pozeral na jeho vek veľkým prínosom pre ľudstvo tu je Andrew celý systém
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkıНа мій погляд Джон Hammacher дивлячись на його вік великий внесок в людство
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkıНа мой взгляд Джон Hammacher глядя на его возраст большой вклад в человечество
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkıלא התעלמו במידה רבה את זה בפסק הדין שלי ג'ון Hammacher בוהה גיל תרומה משמעותית שלו לאנושות
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkıفي بلدي حكم جون hammacher يحدق له مساهمة كبرى للبشرية سن
Benim yargı ahmet Hammacher bakıyordu içinde insanlığa kendi yaş büyük katkıここでアンドリュー·システム全体がです
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Anda sebenarnya melihat ke dalam kepala saya saat saya berbicara.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Bạn đang nhìn vào não tôi ngay khi tôi đang nói đây.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Di fatto state guardando nella mia testa mentre parlo.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Están viendo dentro de mi cabeza mientras hablo.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Je kijkt in mijn hoofd terwijl ik praat.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.사실 여러분께서는 제가 말할 때 제 머리 속을 보고 있는 것입니다
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Näette pääni sisään samalla kun puhun.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Právě se díváte do mé hlavy, během toho, co hovořím.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Tatsächlich schauen Sie mir beim Sprechen in den Kopf.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Vă uitaţi de fapt în capul meu în timp ce vorbesc.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Vous regardez vraiment dans ma tête alors même que je parle.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Zaglądacie do mojej głowy kiedy mówię.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Στην πραγματικότητα βλέπετε μέσα στο κεφάλι μου καθώς μιλάω.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Всъщност наблюдавате какво се случва в главата ми, докато говоря.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.Пока я говорю, вы смотрите внутрь моей головы.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.אתם בעצם מסתכלים לתוך הראש שלי בזמן שאני מדברת.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.أنتم في الواقع تنظرون داخل رأسي وأنا أتحدث.
Ben konuşurken aslında beynimin içine bakıyorsunuz.説得力がありますね 本当に波打っています
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?E io guardo l'agnello e dico: "Albert, per quanto?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Figyelem a bárányt és megkérdem, "Albert, meddig tart?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Ik kijk naar het lam en vraag: "Albert, hoe lang?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Jag tittar på lammet och frågar, "Albert, hur länge?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Je regarde l'agneau et je demande "Albert, combien de temps ?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?그리고 저는 양을 쳐다보며, "앨버트, 얼마나 걸러요?"
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Pytam Alberta: "Jak długo tak?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Şi eu mă uit la miel şi zic, "Albert, cît durează?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Tôi nhìn con cừu, hỏi, "Albert, mất bao lâu?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Und ich schaue das Lamm an und sage: "Albert, wie lange?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Y yo estoy viendo al cordero y digo, "Albert, ¿Cuánto tiempo?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Και κοιτάω το αρνί και λέω "Άλμπερτ, για πόση ώρα;
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Гледам агнето и питам: "Албърт, след колко време?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?Я смотрю на ягненка и спрашиваю: "Альберт, это надолго?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?ואני מסתכל על הטלה ואני אומר, "אלברט, כמה זמן?
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?وأنا أنظر للحمل وأقول، "ألبرت، إلى متى؟ متى سوف يصحو؟"
Ben kuzuya bakıyorum ve "Albert, daha ne kadar sürecek?どれくらいしたら また起き上がるんだ?」と尋ねると
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.Én rövidlátó vagyok. Nézem a jeleket a terem végében, de alig látom őket.
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.Eu sou míope. Olho para os sinais lá ao fundo, mal os consigo ver.
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.Eu sunt miop. Ma uit la semnele din fundul salii si de abia le vad.
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.Ich bin kurzsichtig. Ich gucke die Schilder hinten an und kann sie kaum sehen.
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.Ik ben bijziend. Ik kan de tekens achteraan nauwelijks zien.
Ben miyopum, İlerideki işaretlere bakıyorum, onları zorlukla görüyorum.Jestem krótkowidzem. Patrzę na napisy na końcu sali i z trudem je widzę.