Ayaklarım acıyor. Bu yüzden onlara bakıyordum.Á, csak fáj egy kicsit a lábam, ezért vetettem rá egy pillantást.
Ayaklarım acıyor. Bu yüzden onlara bakıyordum.Α... επειδή το πόδι μου πονούσε, γι αυτό το κοιτούσα.
Ayaklarım acıyor. Bu yüzden onlara bakıyordum.قدمي تؤلمني لذا نظرت اليها
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Aripile acestor heruvimi, întinse, aveau douăzeci de coţi. Ei stăteau în picioare, cu faţa întoarsă spre casă.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Disse Kerubers Vinger mnålte i deres fulde Udstrækning tyve Alen og de stod oprejst med Ansigtet indad.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.이 두 그룹의 편 날개가 모두 이십 규빗이라 그 얼굴을 외소로 향하고 서 있으며
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Queste ali dei cherubini, spiegate, misuravano venti cubiti; essi stavano in piedi, voltati verso l'interno
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Úgy, hogy a Kérubok szárnyai húsz singnyire valának kiterjesztve; lábaikon állának, és arczuk befelé.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.Крылья сих херувимов были распростерты на двадцать локтей; и они стояли на ногах своих, лицами своими к храму.
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.כנפי הכרובים האלה פרשים אמות עשרים והם עמדים על רגליהם ופניהם לבית׃
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.واجنحة هذين الكروبين منبسطة عشرون ذراعا وهما واقفان على ارجلهما ووجههما الى داخل
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.兩 個 惹 韁 皎 張 開 翅 膀 、 共 長 二 十 肘 、 面 向 外 殿 而 立
Ayakta duran ve açılmış kanatlarının uzunluğu yirmi arşın olan Keruvların yüzü ana bölüme bakıyordu.兩個 惹 韁皎張開 翅膀 、 共 長 二十 肘 、 面向 外 殿 而立
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Además, me mirabas con unos ojos que decían: "Si haces la transmutación humana, te disparo".
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Dessutom sa din blick: "Om du utför transmutationen"- -"skjuter jag dig."
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Desuden sagde dit blik: "Hvis du udfører transmutationen, - - så skyder jeg dig."
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Inoltre, mi lanciavi delle occhiate, come per dire: "Se osi eseguire la trasmutazione, ti sparo".
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Mulkoilit minua siihen malliin, että tiesin sinun tarkoittavan: "Ammun sinut, jos teet transmutaation."
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Poza tym patrzyłaś na mnie wzrokiem, który mówił: "Przeprowadź tę transmutację, to cię zabiję".
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".Εξάλλου με κοιτούσες με το βλέμμα που έλεγε "αν κάνεις ανθρώπινη μεταστοιχείωση, σε σκότωσα"!
Ayrıca bana öyle bir bakıyordun ki, sanki şöyle diyordun: "insan dönüşümü yaparsan seni vururum".И ты смотрела на меня так, будто говорила: "Если осуществите трансмутацию, я вас убью".
Bakışları uzağa bakıyor, bir kraliçe olduğundan hiç şüphe duymuyoruz.Aquí ella mira hacia afuera y nos pasa por alto, y no hay duda que es una reina.
Bakışları uzağa bakıyor, bir kraliçe olduğundan hiç şüphe duymuyoruz.Doslova nás přehlíží. Není pochyb o tom, že je to královna.
Bakışları uzağa bakıyor, bir kraliçe olduğundan hiç şüphe duymuyoruz.Jej wzrok jest nieobecny i wyniosły. Nie ma wątpliwości, że jest królową.
Bakışları uzağa bakıyor, bir kraliçe olduğundan hiç şüphe duymuyoruz.Вона дивиться повз нас, без сумніву - цариця.
Bakışları uzağa bakıyor, bir kraliçe olduğundan hiç şüphe duymuyoruz.Она смотрит вдаль мимо нас, и мы понимаем, что имеем дело с королевой.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Tất cả các bạn đều là các nhà chủ tịch tài chính, vật lý thiên văn, chạy siêu marathon.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Ternyata Anda adalah kepala pejabat keuangan, ahli astrofisika dan atlet ultra-maraton.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Toţi sunteţi Directori Financiari, astrofizicieni, super-alergători la maraton, se pare.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Všichni jste finančníci, astrofyzici a ultra-maratonci, jak to tak vypadá.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Wychodzi na to, że wszyscy jesteście wszechstronnymi dyrektorami finansowymi, astrofizykami.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Είστε όλοι οικονομικοί διευθυντές, αστροφυσικοί, ή μαραθωνοδρόμοι απ' ότι φαίνεται.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Виявляється ви всі фінансові директори, астрофізики, ультра-марафонці.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Вы все - финансовые директора, астрофизики, ультра-марафонцы, если на то пошло.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.Изглежда всички сте главни финансисти, астрофизици, супер маратонци.
Bakıyorum da hepiniz bir üst yönetici, astrofizikçi, süpermaratoncu çıktınız.מסתבר שכולכם מנכ"לים,אסטרופיסיקאים, רצי אולטראמרתון.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.А я буду взирать на Господа, уповать на Бога спасения моего: Бог мой услышит меня.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Но аз ще погледна към Господа, Ще чакам Бога на спасението си; Бог мой ще ме послуша.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.ואני ביהוה אצפה אוחילה לאלהי ישעי ישמעני אלהי׃
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.ولكنني اراقب الرب اصبر لاله خلاصي. يسمعني الهي.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.至 於 我 、 我 要 仰 望 耶 和 華 、 要 等 候 那 救 我 的 神 . 我 的 神 必 應 允 我
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.至於 我 、 我 要 仰望 耶和華 、 要 等候 那 救我 的 神 . 我 的 神必應 允我
Ama tamamen zıt yöne bakıyor.Ale jsme v opačném směru.
Ama tamamen zıt yöne bakıyor.방향만 정반대인 거고요
Ama tamamen zıt yöne bakıyor.Pero estamos sólo en la exacta dirección opuesta.
Ama tamamen zıt yöne bakıyor.反転しています。
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Aber ich weiß das wir uns die Struktur des Aufstands ansehen sollten, um diese Frage zu beantworten.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Ale viem, že by sme sa mali pozerať na štruktúru útokov, aby sme získali odpoveď.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Ale vím, že bychom se měli podívat na strukturu povstání, abychom na to mohli odpovědět.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.De azt tudom, hogy a válaszhoz a felkelés felépítését kell figyelembe vennünk.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.하지만 저는 이 질문에 대한 답을 찾으려면 반드시 반란군의 구조를 파악해야 한다는 것은 알고 있습니다.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Maar ik weet dat we moeten kijken naar de structuur van de opstand om die vraag te beantwoorden.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Mais je sais que nous devrions observer la structure de l'insurrection pour répondre à cette question.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Ma so che, dobbiamo osservare la struttura delle forze d'insurrezione per ripondere alla domanda.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Mas sei que devíamos olhar para a estrutura da insurreição para responder a essa questão.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Men jeg ved at vi skal kigge på strukturen af oprøret for at besvare spørgsmålet.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Namun saya tahu bahwa kita harus melihat pada struktur dari pemberontakan untuk menjawab pertanyaan itu.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Nhưng tôi biết rằng chúng ta bây giờ nên nghiên cứu cấu trúc của sự nổi loạn này để trả lời cho câu hỏi đó.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Pero sé que deberíamos observar la estructura de la insurgencia para responder a esta pregunta.
Ancak biliyorum ki; isyanın yapısına bakıyor olmalıyız. bu soruyu cevaplayabilmek için.Ştiu însă că ar trebui să studiem structura insurecţiei pentru a răspunde la întrebare.