Sanki birisi sahneye bakıyormuş gibi bir uzaklık hissi görülür.C'è un senso di distanza, come qualcuno che guarda la scena.
"Arap kızı camdan bakıyor".Ora posso guardare in faccia l'East End".
Diğer ülkeler topraklarımıza kıskançlıkla bakıyorlar.Другие страны с завистью смотрят на нашу территорию.
Diğer ülkeler bölgemize kıskançlıkla bakıyorlar.Другие страны с завистью смотрят на нашу территорию.
"Dünya koşuyor, bız bakıyoruz".«Плывут поля, болота мимо.»
Mesleğinde hırslı ve başarılıydı, herkes kısa zamanda müdür olacağına kesin gözüyle bakıyordu.كانت طموحة وناجحة في وظيفتها، نظر اليها الكل بعين حادة عندما أصبحت المديرة خلال وقت قصير.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.«"نظرت إلى الوراء ورأيت شيئا يجري في الحقل نحوي.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Faz fronteira com Abbiategrasso, Morimondo.
Ona bakıyordum.Estava olhando para ela.
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")(‘Waarom huil je, eikenboom?’)
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Hij was erg geliefd bij zijn leerlingen.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Hij beklom de hoogvlakte van Pamir.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.De meisjes bekijken elkaar.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Przy głównych ulicach budowano coraz lepsze i okazalsze budynki.
Önceden babasına ait olan sıraya bakıyordu.On spogląda na coś, co kiedyś było biurkiem ojca.
Ama ben kişisel bakıyorum.Och han tar det personligt...
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.Se Straffområde i fotboll.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Його зенітна установка розташовувалася на площі Маяковського.
32 yaşındayım ve uyanıyorum, bir bakıyorum 23 yaşındayım, rahatlıyorum.Зробила перерву в зйомках у 21 рік, повернувшись у віці 23 років.
Herkes Tom'a bakıyordu.Всі подивилися на Тома.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.I když byl sebevíc vytížený, pořád se vracel k dětem a manželce.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Familist convins, ține la nevasta lui și a … celorlalți.
Resim, açısı dolayısıyla izleyiciye biraz yukarıdan bakıyormuş hissi verir.Redacția răspunde: - Pentru că ne privește de sus.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Casele săsești aveau latura mai scurtă înspre stradă.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.A far felül lekerekített.
Chris albümle ilgili olarak Bu albüme şöyle bakıyoruz.Az albumra Chris Brown is írt egy dalt.
Biliyorum ki kariyerimin en iyi işini çıkardım ve geleceğe bakıyorum.Pidän jatkuvasti yllä korkeaa ammattitaitoani ja arvioin työni laatua.
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.Μεταπολιτευτικά είχε ασχοληθεί και με την πολιτική.
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.Det var også i Vejle at han gik ind i politik.
Arıboğan "Oyuncu bize sıcak bakıyor.Han bliver spillet af skuespilleren Søren Malling.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Magistergradsavhandling Herje, Torunn.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Soekanto Tjokrodiatmodjo, mantan Kapolri.
(Bakıyorum, bakıyorum ama hiçbir şey göremiyorum.)("Tôi thấy nó, nhưng tôi không tin nó!").
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")(Mày bị chập mạch cái gì vậy, thằng đần?).
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".いつもと違うみんなの感じが出ている」。
"Neler yapacağıma Google'a kendi ismimi yazıp bakıyorum".「俺は、○○する」と自分の行動を宣言する癖がある。
32 yaşındayım ve uyanıyorum, bir bakıyorum 23 yaşındayım, rahatlıyorum.自幼聰明,23歲參加鄉試,成為解元。
32 yaşındayım ve uyanıyorum, bir bakıyorum 23 yaşındayım, rahatlıyorum.32세 되던 해에 노상추는 처음 무과에 응시했으나 낙방하였다.
Ama ben kişisel bakıyorum.그러나 또한 따로 취급하기도 한다.
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.כמו כן היה פעיל מאוד בזירה הפוליטית.
İki adam benzerlikten dolayı şaşırır ve bir süre bir başkasına değil de aynaya bakıyormuş gibi davranırlar.הגיע הזמן לומר די לשנאה, הגיע הזמן שנסתכל אחד על השני בעין אחרת.
Rusya'nın da buna katılmasına sıcak bakıyoruz.Тази реч изненадва дори руската делегация.
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.ŽNL prema pripadnosti Nogometnog središta.
Uzun süredir Fransa başkentine gerçek evi gözü ile bakıyordu.Po stáročia bol identický s francúzskou kráľovskou doménou.
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.Igra poteka na nogometnem igrišču.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Huul on suunatud ülespoole.
"Dünya koşuyor, bız bakıyoruz".Revolutsioonituul puhub, torm on silmapiiril."
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.200야드 거리에서 청신호가 5초밖에 안 남은 것을 알게 된 사람은 악셀을 밟습니다.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Bạn đang cách đó 200 yards và bạn nhận ra mình chỉ còn có 5 giây để chạy, thế là bạn nhấn ga vượt thẳng.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Dacă eşti la 200 m şi realizezi că mai ai 5 secunde să traversezi, o calci până-n podea.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Dvesto metrov ste oddaljeni, vidite, da imate še pet sekund časa, seveda boste pohodili plin.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Estás a 200 metros, te das cuenta de que te quedan 5 segundos, y aceleras.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Je bent op 200 meter afstand, realiseert je dat je nog 5 seconden hebt ... en geeft plankgas.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Když jste 200 metrů od křižovatky a máte pět sekund, tak na to šlápnete.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Man er 200 meter væk, man ser der kun er fem sekunder tilbage, så giver man fuld gas.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Masz 200 m do świateł i zostało ci 5 sekund, więc wciskasz gaz do dechy.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Sei a circa 200 metri, capisci che mancano cinque secondi schiacci l'acceleratore.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Sie sind knapp 200 Meter entfernt, Sie sehen, dass Sie noch 5 Sekunden haben, also geben Sie Vollgas.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Siete a 200 metri, vi rendete conto che avete ancora 5 secondi, date gas.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.Ste 150 metrov ďaleko a uvedomíte si, že máte len 5 sekúnd, dáte plný plyn!