Ana içeriğe geç
Sözlük

bakıyor ile cümle

bakıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben de ona 'İyi bir şeyler mi diyor?' dercesine bakıyordum.Eu olhava para ela com uma expressão de 'Ela está dizendo algo legal?'.
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")(O Que É Que Há, Gatinha?
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.É um ponto que neste momento analiso e reanaliso a sós comigo.
Ona bakıyordum.Estava olhando para ela.
Pencereler caddeye bakıyor.As janelas dão para a rua.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.De ogen zijn naar boven gericht.
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")(‘Waarom huil je, eikenboom?’)
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Vreugdevol, vredevol, ga voort terwijl je zingt, Vertrouwend op de vaders die naar je kijken.
(Bakıyorum, bakıyorum ama hiçbir şey göremiyorum.)(“Mijn zicht is belemmerd, ik kan niets zien!”)
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.Hij begaf zich ook in de politiek.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Hij was erg geliefd bij zijn leerlingen.
Ama ben kişisel bakıyorum.Maar voor mij is het persoonlijk.
Rusya'nın da buna katılmasına sıcak bakıyoruz.Deze Japanse delegatie deed ook Rusland aan.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Zie Erftemeijer, blz.
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.Ik voelde de donkere kant van het voetbal.
Şu anda bir resminize bakıyorum...Hij kijkt daarom naar een schilderij.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Hij heeft er alles voor over gehad en weinig voor zijn vrouw en kinderen.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Hij beklom de hoogvlakte van Pamir.
Hitler ona ari ırkın en önemli örneği olarak bakıyordu.Hij zag Alexander de Grote als zijn voorbeeld.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.De meisjes bekijken elkaar.
O fotoğrafa her zaman nefretle bakıyorum.Ik bekijk die foto altijd met afkeer.
Eski resimlere bakıyordum.Ik was naar oude foto's aan het kijken.
Aynada kendilerine bakıyorlar.Ze bekijken zichzelf in een spiegel.
Neden herkes Tom'a dik dik bakıyor?Waarom staart iedereen naar Tom?
Şu anda bir resminize bakıyorum...Obecnie zajmuje się fotografią.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Przy głównych ulicach budowano coraz lepsze i okazalsze budynki.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Nozdrza kierowały się do góry.
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")G. Brudko) "Czemu chlipiesz miła?" (muz.
Perslerin dini ve cenazevi işlerine bakıyorlardı.Badania dotyczyły wierzeń i obrzędów pogrzebowych.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Mikołaj Cieślak, muz.
Arıboğan "Oyuncu bize sıcak bakıyor.Podziwiając grę aktorów, ogarnia człowieka wzruszenie.
Önceden babasına ait olan sıraya bakıyordu.On spogląda na coś, co kiedyś było biurkiem ojca.
Oo bakıyorum da hızlısın.Oh wow, szybki jesteś.
Oo bakıyorum da hızlısın.Oh wow, szybka jesteś.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Tubará ligger uppe på en höjd.
Ama ben kişisel bakıyorum.Och han tar det personligt...
Şu anda bir resminize bakıyorum...Här finns en bild:
Belki termodinamikte bir kanun bulan bizler at gözlükleriyle bakıyor olabiliriz.En metaforanays gör det möjligt att se något nytt med nya glasögon.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Breda Gatan såg helt enkelt snyggare ut än Breda gatan.
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır."Jag är villig att veta allt detta och mer", sade Zarathustra.
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.Se Straffområde i fotboll.
Arıboğan "Oyuncu bize sıcak bakıyor.Gästskådespelare (sång) Ravi Varma som ...
Hayvanlarına dikkat ve ihtimamla bakıyorlardı.Han värnade om djurs livsvillkor och fortlevnad.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Terrängen runt Mamuzin Vrh är kuperad.
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.För andra betydelser, se Nawide.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Найбільші та найдорожчі квартири виходили на вулицю.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Собака тримає її високо.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Його зенітна установка розташовувалася на площі Маяковського.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Вчителі цілковито віддавали себе учням.
32 yaşındayım ve uyanıyorum, bir bakıyorum 23 yaşındayım, rahatlıyorum.Зробила перерву в зйомках у 21 рік, повернувшись у віці 23 років.
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".Я думаю, що всі мають цікавість до величної невідомості."
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.Усе в її житті перевертається.
(Bakıyorum, bakıyorum ama hiçbir şey göremiyorum.)Що видно і що не видно).
Kendisini sevenler ona, bir spor yazarı olduğu kadar bir edebiyatçı gözüyle de bakıyordu.Цим її і вподобав чоловік, що також мав літературний талант.
Ona bakıyordum.Я дивився на неї.
Ona bakıyordum.Я дивилася на неї.
Herkes Tom'a bakıyor.Усі дивляться на Тома.
Herkes Tom'a bakıyordu.Всі подивилися на Тома.
Tom Mary'ye bakıyor.Том дивиться на Мері.
Tom tavana bakıyor.Том дивиться на стелю.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod