E-34 Kamen yakınında, doğuya bakıyor.E 34 near Kamen, looking east.
Park, Aydıncık koyunun doğu tarafında, Aydıncık Adaları'na ve ilçeye doğru bakıyor.The park is at the east side of Aydıncık bay, facing Aydıncık Islands and the town.
Sözlükte ve internette sözcüklere bakıyorum.Ich schaue die Wörter im Wörterbuch oder im Internet nach.
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.Siehe dazu Geschichte des Fußballs.
Arıboğan "Oyuncu bize sıcak bakıyor.Der Schauspieler galt als sehr konservativ.
Bir baş Vatikan'a birisi ise Aya Sofya'ya bakıyor.Zum einen das Witoschagebirge, an dessen Fuß Sofia liegt.
Mary'e iyi bakıyor.Il prend bien soin de Mary.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.Mais maintenant je regarde en arrière et je suis embarrassé .
Kasparov daha sonra " (oyun süresince Topalov) yukarı bakıyordu.Elle a même été jouée occasionnellement par Garry Kasparov (voir partie ci-dessous).
O, evde çocuklara bakıyor.Ella está cuidando de los niños en casa.
Şu çiçeklere bakıyorum.Estoy mirando aquellas flores.
Sence o hala benim resimlerime bakıyor mudur?¿Crees que todavía mira mis fotos?
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır.Pero es interrumpida y sus palabras son malinterpretadas como "Thérèse y Laurent han cuidado bien de mí".
(Bakıyorum, bakıyorum ama hiçbir şey göremiyorum.)¡No puedo mirar, no puedo mirar, no puedo mirar!".
Hadi bunlar aynı yöne bakıyor ve biri diğerinin arkasında olsun.Mírala por el otro, y es al revés.
Nereden bakıyorsa, oraya özgü gökyüzü görür ve bunu başkasına da göstermek ister.Cuando se le ve desde la distancia, parece un gigante, asustando a cualquiera que lo ve.
Hâlâ bakıyorlar.Stanno ancora guardando.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.L'ala era montata alta.
Diğer ülkeler topraklarımıza kıskançlıkla bakıyorlar.Другие страны с завистью смотрят на нашу территорию.
Diğer ülkeler bölgemize kıskançlıkla bakıyorlar.Другие страны с завистью смотрят на нашу территорию.
Kızları görünce: - Ne bakıyorsunuz bana!Если выйдешь за меня, — о взгляни сюда, взгляни.
1767 yılına kadar iki kız kardeşe de bir dadı bakıyordu.Уже в 1797 году братия обители насчитывала 12 человек.
Garip iç dürtüsüyle arkama döndüm, ne göreyim, o da bana bakıyordu.وسَـكْـبٌ فـمـن يقـوى على عِلَلٍ خَمْسِ وكــانـت رأتْ رؤيــا مــراراً وأنّـهــا..
Neye bakıyorsun?إلى ماذا تنظر؟
Neye bakıyorsunuz?إلى ماذا تنظر؟
"Hadise: Benim için biten bitmiştir Sinan: Artık kendi yoluma bakıyorum".«Susana Feitor: «Cheguei a pensar em acabar a carreira»».
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.É um ponto que neste momento analiso e reanaliso a sós comigo.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Vreugdevol, vredevol, ga voort terwijl je zingt, Vertrouwend op de vaders die naar je kijken.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Hij beklom de hoogvlakte van Pamir.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Nozdrza kierowały się do góry.
Oo bakıyorum da hızlısın.Oh wow, szybki jesteś.
Oo bakıyorum da hızlısın.Oh wow, szybka jesteś.
Hayvanlarına dikkat ve ihtimamla bakıyorlardı.Han värnade om djurs livsvillkor och fortlevnad.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Вчителі цілковито віддавали себе учням.
Ona bakıyordum.Я дивився на неї.
Ona bakıyordum.Я дивилася на неї.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Bratři Šlapetové STRAKOŠ, Martin.
1767 yılına kadar iki kız kardeşe de bir dadı bakıyordu.Până în anul 1791, îi mai mor doi frați și o soră.
Chris albümle ilgili olarak Bu albüme şöyle bakıyoruz.Aceasta face parte de pe albumul Chris Brown.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Casele săsești aveau latura mai scurtă înspre stradă.
Arıboğan "Oyuncu bize sıcak bakıyor.Az egyik színészválogató le fel járt minket méregetve.
"Dünya koşuyor, bız bakıyoruz".Sinä katsot umlautia ja umlaut katsoo sinua.”
Neden bana bakıyorsun?Miksi tuijotat minua?
O sana bakıyor. Onu tanıyor musun?Αυτός σε κοιτάζει. Τον γνωρίζεις;
O sana bakıyor. Onu tanıyor musun?Αυτή σε κοιτάζει. Τη γνωρίζεις;
Kedi, balığa bakıyor.Η γάτα κοιτάζει το ψάρι.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Magistergradsavhandling Herje, Torunn.
Parker daha içerilere girerek içerde çalışanlara bakıyor.Barry menunggu di luar sementara yang lain kedalam.
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".Trông cả cái cây rất kì quặc".
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")(Mày bị chập mạch cái gì vậy, thằng đần?).
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.弟思いでブラコン。
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.世間眼見萬物不斷。
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".사람들은 우리에게 이상한 꼬리표를 붙이고는 하죠."
Kitap ilişkilere farklı bir pencereden bakıyor.양 자 외관상 창문 주변의 형상이 다르다.
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.כמו כן היה פעיל מאוד בזירה הפוליטית.
Vitoria, İspanya'nın Amerika'daki fetihlerinin haklılığına da kuşkuyla bakıyordu.ספרטה חששה שהצלחה אתונאית תערער לחלוטין את מאזן הכוחות בסיציליה.
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")(Боже мой, още ли плямпаш глупости?)
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.ŽNL prema pripadnosti Nogometnog središta.
32 yaşındayım ve uyanıyorum, bir bakıyorum 23 yaşındayım, rahatlıyorum.Bilo mi je 17 godina, a njemu 22 i bio je student druge godine.
Herkes onu destekliyordu ve saltanatını kabul ediyordu. Samimi olarak ağzına bakıyorlardı.Svojej žene na všetko pritaká, opakuje po nej celé vety a musí ju pozorne počúvať.