Mary'e iyi bakıyor.Il prend bien soin de Mary.
Bir sesle irkilmişler: Cüce: - Ne öyle aval aval bakıyorsunuz orada, diyerek onları terslemiş.Exemples: As-tu vu quel drôlesse !, Donne-moi que truc là-bas !
Neye bakıyorsun?¿Qué estás mirando?
Eski resimlere bakıyordum.Estaba viendo fotografías viejas.
Herkes Tom'a bakıyor.Todos están mirando a Tom.
Neye bakıyordun?¿Qué estabas mirando?
Neye bakıyordunuz?¿Qué estabais mirando?
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır.Pero es interrumpida y sus palabras son malinterpretadas como "Thérèse y Laurent han cuidado bien de mí".
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.La mayoría de las casas tienen sus altas y amplias ventanas directamente a la calle.
Bir sesle irkilmişler: Cüce: - Ne öyle aval aval bakıyorsunuz orada, diyerek onları terslemiş.Permíteme que te dé mi opinión: ¡mira, imbécil, que te den por culo!
1767 yılına kadar iki kız kardeşe de bir dadı bakıyordu.En 1792 tuvieron una hija, Caroline.
Diğer Arap Baas Hareketi'nin lideri Arsuzi bu komiteye şüpheyle bakıyordu.Ya apartado de la dirección del partido, Arzalluz mantuvo una importante influencia en este.
Sanki birisi sahneye bakıyormuş gibi bir uzaklık hissi görülür.Una gran figura de una deidad mira la escena.
Sence o hala benim resimlerime bakıyor mudur?Secondo te guarda ancora le mie foto?
Tom aleve bakıyordu.Tom fissava le fiamme.
Tom gökyüzüne bakıyor.Tom sta guardando il cielo.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.L'ala era montata alta.
("Neye dik dik bakıyorsun, geri zekâlı?!")("Chi ascolterà questa merda?
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Scorri via mormorando, Ondina!
Davana kim bakıyor?Кто будет рассматривать твоё дело?
Ama ben kişisel bakıyorum.Это я взял на свой личный контроль.
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.В политике также началось некоторое потепление.
Kızları görünce: - Ne bakıyorsunuz bana!Если выйдешь за меня, — о взгляни сюда, взгляни.
Doğrudan Ayasofya’ya bakıyorlardı.Посмотрел он внимательно на Русалку.
Mesleğinde hırslı ve başarılıydı, herkes kısa zamanda müdür olacağına kesin gözüyle bakıyordu.كانت طموحة وناجحة في وظيفتها، نظر اليها الكل بعين حادة عندما أصبحت المديرة خلال وقت قصير.
Neye bakıyorsun?إلى ماذا تنظر؟
Neye bakıyorsunuz?إلى ماذا تنظر؟
Otelde Barton'un odasında çok az eşya vardı ve iki büyük pencere başka bir binaya bakıyordu.Quarto de Barton é pouco mobiliado com duas grandes janelas viradas para outro prédio.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.A cidade vista pelo alto.
"Hadise: Benim için biten bitmiştir Sinan: Artık kendi yoluma bakıyorum".«Susana Feitor: «Cheguei a pensar em acabar a carreira»».
Ona bakıyordum.Estava olhando para ela.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.De ogen zijn naar boven gericht.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Hij was erg geliefd bij zijn leerlingen.
Rusya'nın da buna katılmasına sıcak bakıyoruz.Deze Japanse delegatie deed ook Rusland aan.
Şu anda bir resminize bakıyorum...Hij kijkt daarom naar een schilderij.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.De meisjes bekijken elkaar.
Aynada kendilerine bakıyorlar.Ze bekijken zichzelf in een spiegel.
Neden herkes Tom'a dik dik bakıyor?Waarom staart iedereen naar Tom?
Önceden babasına ait olan sıraya bakıyordu.On spogląda na coś, co kiedyś było biurkiem ojca.
Şu anda bir resminize bakıyorum...Här finns en bild:
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır."Jag är villig att veta allt detta och mer", sade Zarathustra.
Hayvanlarına dikkat ve ihtimamla bakıyorlardı.Han värnade om djurs livsvillkor och fortlevnad.
Yattığı yer Mamajev tepesine bakıyor.Його зенітна установка розташовувалася на площі Маяковського.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Вчителі цілковито віддавали себе учням.
Kendisini sevenler ona, bir spor yazarı olduğu kadar bir edebiyatçı gözüyle de bakıyordu.Цим її і вподобав чоловік, що також мав літературний талант.
Ona bakıyordum.Я дивився на неї.
Ona bakıyordum.Я дивилася на неї.
Tom tavana bakıyor.Том дивиться на стелю.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.I když byl sebevíc vytížený, pořád se vracel k dětem a manželce.
(Bakıyorum, bakıyorum ama hiçbir şey göremiyorum.)(Și? / M-am uitat în jur și am observat că nu era niciun scaun.)
Chris albümle ilgili olarak Bu albüme şöyle bakıyoruz.Aceasta face parte de pe albumul Chris Brown.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Supernovă de tip Ia ^ Davoust, Emmanuel.
Bu pencere tüm şehre bakıyor.Această fereastră are vedere peste întregul oraș.
Oradaki kız sana bakıyor.Fata de acolo se uită la tine.
Oradaki adam sana bakıyor.Bărbatul de acolo se uită la tine.
İlk filminin finansal başarı üzerine Universal Pictures devam filmine sıcak bakıyordu.Az első film pénzügyi sikerének köszönhetően a Universal Pictures régóta tervezte a folytatást.
Chris albümle ilgili olarak Bu albüme şöyle bakıyoruz.Az albumra Chris Brown is írt egy dalt.
"Dünya koşuyor, bız bakıyoruz".Sinä katsot umlautia ja umlaut katsoo sinua.”
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Oppilaat jauhoivat antaumuksella.
Neden bana bakıyorsun?Miksi tuijotat minua?