Ana içeriğe geç
Sözlük

bakıyor ile cümle

bakıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kosova yeni yıla AB ile serbest ticaret anlaşması konulu görüşmeleri başlatma umuduyla bakıyor.Kosovo looks to the new year hoping to begin talks on a free trade agreement with the EU.
Sokaktaki Romen vatandaş, aşırılık yanlısı web sitesine hayal kırıklığıyla bakıyor.In the streets, Romanians look at the extremist website with disappointment.
Pek çok kişi Kon'un Moskova'da zafer kazanmasına şüpheyle bakıyor.Many are skeptical of Kon's chances for victory in Moscow.
Makedonya ve diğer Balkan AB aday adayları, müzakereleri başlatma tarihi almaya bakıyorMacedonia, other Balkan EU hopefuls eye starting date for talks
Hindistan'da yatırımcılar fırsat için Balkanlar'a bakıyorIn India, investors look to the Balkans for opportunity
BH yıldönümünde ileriye bakıyorMarking anniversary, BiH looks for way forward
Sırbistan-Karadağ Altın İçin Takım Sporlarına BakıyorSerbia-Montenegro Looks to Team Sports for Gold
Sırbistan yeni IMF anlaşmasını kapatmaya bakıyorSerbia looks to close new IMF agreement
Diğerleriyse anlaşmalara daha geniş bir açıdan bakıyor.Still, others see the agreements in a broader light.
SETimes: EULEX ciddi savaş suçu davalarına bakıyor.SETimes: EULEX is prosecuting serious war crimes cases.
Bulgaristan ve dünya, şimdi Libya'nın demokratik geleceğine bakıyor.Bulgaria and the world are now looking at the democratic future of Libya.
Can çekişen Romen turizmi Bulgaristan'a bakıyorAiling Romanian tourism looks to Bulgaria
Bu gibi cesaret verici sonuçlara rağmen, çoğu oto galerisi geleceğe endişeyle bakıyor.Despite such encouraging results, most car dealers are looking towards the future with anxiety.
O tarihten bu yana kendisine Sosyal Hizmetler Merkezi bakıyor.Since then, the Centre for Social Work has cared for her.
Neskoviç bu konuda şunları söylüyor: "Hostellere iki açıdan bakıyoruz."We look at hostels from two aspects.
SETimes muhabiri Georgi Mitev-Shantek geriye bakıyor.SETImes correspondent Georgi Mitev-Shantek looks back.
PSD şimdi Kasım ayındaki seçimlere umutlarına gölge düşmüş olarak bakıyor.The PSD now approaches the November election with its prospects clouded.
Ailenin reisi olarak eşine, liseye giden kızına ve oğluna bakıyor.As a family breadwinner, he was supporting his wife and a high school-age daughter and son.
AB fonlarından yararlanma konusunda yüksek seviyesini koruyan Polonya'ya bakıyorum.I am looking at Poland, which has managed to maintain a high level of EU funds absorption.
Zagrep'te iş arayanlar ilanlara bakıyor. [Petar Kos/SETimes]Job seekers look over employment postings in Zagreb. [Petar Kos/SETimes]
Sonuç konusuna iyimser mi bakıyorsunuz?Are you optimistic about the result?
Yunanistan ise gelecek yıla bakıyor.Greece has been testing the waters, looking to next year.
Geçtiğimiz yıl sonunda yaşanan durgunluğun ardından pek çoğu 2008 yılına şüpheyle bakıyor.After stagnation at the end of last year, many are wary of what 2008 may bring.
Makedonya enerji bağımsızlığı için Güney Akımı'na bakıyorMacedonia looks to South Stream for energy independence
E-34 Kamen yakınında, doğuya bakıyor.E 34 near Kamen, looking east.
Gruplar genellikle bir masanın etrafına oturmuş, her biri izleyiciye bakıyordu.Groups were often seated around a table, each person looking at the viewer.
Bana garip bir şekilde bakıyordu, diye düşündüm, ama bu sadece onun meşgul bakışıydı.He was looking at me strangely, I thought, but it was just his preoccupied way of looking.
Hammersley Körfezi ile birleşme noktasında görülen Oakland Körfezi, kuzeye bakıyor.Oakland Bay seen from the juncture with Hammersley Inlet, looking north.
Çok sayıda Amerikalı Fransız Devrimi’ni yakından izliyor ve ona olumlu gözle bakıyordu.As the leading neutral trading partner the United States did business with both sides.
Gagarin figürü yukarı bakıyor.The figure of Gagarin is facing upward.
Renfrew, Roma altın sikkelerinin de yer aldığı eserlere bakıyorRenfrew looking at artefacts including Roman gold coins
Park, Aydıncık koyunun doğu tarafında, Aydıncık Adaları'na ve ilçeye doğru bakıyor.The park is at the east side of Aydıncık bay, facing Aydıncık Islands and the town.
Bu fotoğrafta anne bebeğini emzirirken aşağı bakıyor.In this photograph the mother is breastfeeding her baby as she looks down.
Sembolde, kartal kanatlarını açmış ve sol omzunun üzerinden yana bakıyor şekilde resmedilir.The bird has spread wings and looks to the side.
Hepsi, üstünlüklerinden emin olarak geri kalanımıza yan gözle bakıyorlar. . . .There is a culture and attitudes and values and pressures on campus that are very different....
Jan Žižka, Vítkov Tepesi'nde bir rahiple birlikte Prag'a bakıyor.Jan Žižka with a priest looking over Prague at the Vítkov Hill.
Ona bakıyordum.Ich schaute sie an.
Çocuklara kim bakıyor?Wer passt auf die Kinder auf?
Teleskopla geçmişe bakıyoruz.Mit dem Teleskop schauen wir in die Vergangenheit.
Sözlükte ve internette sözcüklere bakıyorum.Ich schaue die Wörter im Wörterbuch oder im Internet nach.
Sanırım o bana bakıyor.Ich glaube, sie sieht mich an.
Kanalı değiştirme, ben bakıyorum.Zapp nicht um, ich schaue mir das grad an.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Fröhlich, friedlich, komme singend voran, Treu schauen deine Alten dich an.
(Bakıyorum, bakıyorum ama hiçbir şey göremiyorum.)(Ich sehe nicht.) bzw. Nem látom.
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Der Blick ist nach oben gerichtet.
Ağır yaralı olan Jesse'ye kuzeni Zerelda "Zee" Mimms bakıyordu.Er wurde von seiner Cousine Zerelda „Zee“ Mimms gesundgepflegt.
Moron moron bakıyorsunuz ağabey.Laufbrunnen, Marienbrunnen.
Herkes bize tuhaf tuhaf bakıyor".Wir haben seltsame Dinge gesehen“.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.Mir wird heute noch übel, denke ich daran zurück!
Ben olayın futbol tarafına bakıyorum.Siehe dazu Geschichte des Fußballs.
Ekim 2016'da "Şimdilik 2017'ye bakıyoruz ama asla bilemezsiniz.(Hörspiel) 2017: was du nicht siehst.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Die Schülerinnen zeigen der Lehrerin ihre Sympathie.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Straßen und massive Häuser waren zur Verteidigung ausgebaut.
Arıboğan "Oyuncu bize sıcak bakıyor.Der Schauspieler galt als sehr konservativ.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Argwöhnisch misstraut er jedem, sogar seinen Kindern.
"Dünya koşuyor, bız bakıyoruz"."Der Bahn, der kühnen, folgen wir ...".
Hadi bunlar aynı yöne bakıyor ve biri diğerinin arkasında olsun.Wohl aber sieht man, wie einer auf des anderen Schultern steht.
Rusya'nın da buna katılmasına sıcak bakıyoruz.Auch Russland wird diesem Typ zugeordnet.
Sadece müziğe bakmıyor, sese de bakıyor.Dabei hat er weder das Abitur gemacht, noch Musik studiert.
Bir baş Vatikan'a birisi ise Aya Sofya'ya bakıyor.Zum einen das Witoschagebirge, an dessen Fuß Sofia liegt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod