bakımından ile cümle
bakımından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Flora ve Fauna bakımından zengin bir ilçedir.Es rica en flora y fauna.
1894 ve 1898 yıllarındaki basım dizayn bakımından faklıydı.Las emisiones de 1894 y 1898 tuvieron variados diseños.
Mumbai Üniversitesi öğrenci sayısı bakımından dünyanın en büyük üniversitelerinden biridir.De carácter público, es una de las universidades más grandes del mundo por número de estudiantes.
Soya fasulyesi protein bakımından zengindir.La hierba es rica en proteínas.
Kayıtlı öğrenci sayısı bakımından, Avrupa'nın birinci, dünyanın en büyük ikinci üniversitesidir.Algunos autores la consideran la primera universidad europea.
Amino asitler ikincil yapı elemanları oluşturma yetenekleri bakımından çeşitlilik gösterir.El menú pretende reflejar la diversidad de los miembros del antiguo equipo.
Hurma yağı tokotrienol bakımından diğer yağlara göre daha zengindir.La productividad de arroz fue superior a los otros cereales.
Yüzölçümü bakımından Türkiye'nin altıncı büyük ilidir.Lo que lo convierte en el sexto más grande de Rusia.
Göl balık bakımından zengindir.El lago es rico en peces.
Duplikasyon, evrim bakımından önemlidir.Ver evolución por duplicación de gen.
Yumuşatıcı bileşikler, çeşitli kumaşlara afinitesi bakımından farklılık gösterir.El producto cuña tiene sentido punto a punto para las formas diferenciales.
Merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer.Es parecido al primer grado, y representa el camino ascendente por la escalera.
Sınavın uygulanması bakımından bütün bir süreç 3 evreye ayrılabilir.Antes de poder subir a la torre Torre, ella debe completar tres pruebas.
Singtel ayrıca Singapur Borsası'nda piyasa değeri bakımından ikinci büyük şirkettir.SingTel en la actualidad permanece como la mayor empresa de la bolsa de Singapur.
Tril ve tremololar bakımından diğer üflemeli çalgılara göre oranla daha kısıtlıdır.Los sedimentos triásicos y jurásicos tienen, por el contrario, un espesor menor.
Her yıl düzenlenen Çocuk Şenliği bölgeyi ve yaylayı ekonomik bakımdan ve nüfus bakımından geliştirir.La policía ronda cotidianamente la ciudad en procuración del orden y el bienestar.
Aşk bakımından kararları çok değişmektedir.A medida de su evolución han cambiado considerablemente su estilo.
Yapılan harcamalar bakımından da Avrupa üçüncüsü.Con ellos, se hace la tercera gira europea.
Pirinç ayaklanmaları modern Japonya tarihinde kapsamı, boyutu ve şiddeti bakımından eşsizdi.I moti per il riso sono stati senza pari nella moderna storia giapponese in termini di dimensioni e violenza.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.L'arcipelago giapponese è composto da un totale di 6.852 isole.
Listeler bakımından "Drowned World/Substitute for Love", yayınlandığı ülkede üst sıralarda yer almamıştır.Il terzo singolo estratto è Drowned World/Substitute for Love che però non viene pubblicato negli Stati Uniti.
Çağdaş Kırgız adları köken bakımından türlüdür.Sbaglia sempre il nome delle Pretty Cure.
Göl balık bakımından zengindir.Il lago è ricco di pesce.
Ancak, nükleik asit yapıları, proteinlere kıyasla işlevleri bakımından daha sınırlıdır.Tuttavia, le strutture degli acidi nucleici sono meno versatili delle proteine nella loro funzionalità.
Ona göre yeryüzü şekil bakımından silindir biçiminde, ve yüksekliği genişliğinin üçte biri kadardır.Proclama poi che sono tre a dominare sulla terra: la saggezza, la bellezza e la potenza.
Müzik eleştirmenleri Rihanna'nın vokal bakımından en iyi çalışması olarak değerlendirdi.I critici musicali l'hanno esaltato per l'abilità vocale di Rihanna.
Bunlar kalker bakımından zengin olmalarına rağmen ilk oluşumlarındaki kalkerlerin bir kısmı erimiştir.È una di quelle persone che, se fossero entrate prima nel cast, avrebbero certamente lasciato il segno.
Humus bakımından zengin topraklardır.Predilige terreno ricco di humus.
Mokotów, Polonya'nın başkenti Varşova'nın nüfus bakımından en büyük semtlerinden biridir.Mokotów è uno dei distretti più densamente popolati di Varsavia, capitale della Polonia.
Fufluns özellikleri bakımından Yunan şarap tanrısı Dionysos ve Roma şarap tanrısı Bacchus'a çok benzemektedir.Fufluns: Assimilabile al dio greco Dioniso e al dio romano Bacco.
Kopyalar fiyat ve kalite bakımından çok büyük farklılıklar ve çeşitli kusurlar görülebilir.I modelli variano notevolmente di prezzo e qualità e possono presentare vari difetti.
Şehir pazar yeri olan kasaba olması bakımından önemliydi.Di fronte ad essa aveva e ha sede un mercato cittadino.
Podemos, üye sayısı bakımından Halk Partisi'nden (HP) sonra ikinci büyük partidir.Attualmente è il secondo partito in Spagna per numero di iscritti, dopo il Partido Popular.
Bu şekil, ısının tasarrufu bakımından zamanımızda çok tercih edilmektedir.Il vantaggio principale di questo tipo di cottura sta senza dubbio nel risparmio di tempo.
Bakteriler, morfoloji olarak adlandırılan, şekil ve boyutları bakımından büyük bir çeşitlilik gösterir.I virus mostrano una grande diversità di forme e dimensioni, chiamate morfologie.
Tütün tohumları yağ bakımından zengindir.I semi di sesamo sono ricchi di olio.
Naantali Limanı, mal ticareti bakımından Finlandiya'nın üçüncü büyük limanıdır.Il porto di Cartagena, infine, è il 4° porto di Spagna per traffico di merci.
Cesaret bakımından.Nella Mod.
Hem akıl ve hem vücut bakımından yetenekliydi.Fu molto apprezzata per il talento e l'aspetto fisico.
Kızıldağ Milli Parkı, flora bakımından da oldukça zengindir.La fauna del parco è ricca quanto la sua flora.
Yüzölçümü bakımından Almanya'nın en büyük eyaletidir.Per estensione è il più grande circondario della Germania.
Nüfus bakımından Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük üçüncü ilidir.Nonostante ciò, per dimensioni l'economia andalusa è la terza del paese.
Ayrıca tat ve şeker miktarı bakımından çoklu seçeneğe sahiptir.Contiene inoltre una quantità calibrata di zucchero e sale.
Afrika, hem yüzölçümü hem de nüfus bakımından Asya'dan sonra dünyanın en büyük ikinci kıtasıdır.L'Africa è il continente più grande e popoloso del mondo dopo l'Asia.
Toplamda beş sayı yayımlanan gazete, Türk basın hayatında bir ilk teşkil etmesi bakımından önemlidir.Nel Cinquecento l'incisione diventa il mezzo per illustrare i primi libri a stampa.
Moral bakımından sert ve güçlü bir insan.È un uomo all'antica e dal forte senso morale.
New York Menkul Kıymetler Borsası piyasa değeri bakımından dünyanın en büyük menkul kıymetler borsasıdır.Il New York Stock Exchange è la più grande borsa valori del mondo.
Listeler bakımından şarkı oldukça üstün bir başarı göstermiştir.All'estero il successo della canzone risultò subito eccezionale.
İlçe tarihi eser bakımından zengin sayılmaz.Di qui comincia un tratto meno ricco di storia.
Şehir tarihi eserleri bakımından herhangi bir hükümranlık dönemine ilişkin baskın özellikler taşımaz.Come già detto manca invece nelle città ogni traccia di un potere regale.
Avustralya ayrıca dünyanın keseli memeliler bakımından en zengin ülkesidir.L'Australia è anche il paese dei serpenti più velenosi al mondo.
Bunlar ötüş bakımından diğerlerine üstünlük göstermezler.Non nego i meriti di altri.
Karaçi ülkenin nüfus bakımından en büyük kentidir.L'Alabama ha il tasso di pena di morte pro capite più alto nel paese.
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.Эти холмы преимущественно состоят из известняка, сверху покрытого небольшим слоем почвы.
Oluşum bakımından Balkanlar'daki en eski ve derin göldür.Самое глубокое и древнее озеро на Балканах.
Oluşum süreci bakımından, bunlar da dağ eteği (piedmont) ovalarına benzerler.Горыня — подобный горе́, громадный, несокрушимый; также — живущий в горах.
Ona göre yeryüzü şekil bakımından silindir biçiminde, ve yüksekliği genişliğinin üçte biri kadardır.В третий день Бог сотворил землю и растения: траву и деревья различных видов.
Rabbim, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır.Господь твой, воистину, Всезнающ, Всемудр.
Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz.Не смейтесь над ними – они знают другие вещи лучше вас.
Cesaret bakımından.На лице отвага.