bakımı ile cümle

bakımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yağ bakımından fakirdir.Roślinność jest uboga.
Bu sistemin en büyük sorunlarından biriyse ayrıştırıcı zarın maliyeti ve bakımı.Najbardziej w życiu liczy się dla niego pełny żołądek i pieniądze.
Lombardiya bölgesinde nüfus bakımından 7. büyük komündür.Są siódmą co do wielkości miejscowością gminy Brodnica.
Oyun oynanış bakımından Battlefield 2’ye benzemektedir.Rozgrywka jest bardzo podobna do tej znanej z gry Battlefield 2.
Fotoğraf bakımı konusunda Kültür Bakanı olarak görev yapmaktadır.Rzeczoznawca Ministra Kultury i Sztuki do spraw fotografii.
Avustralya ayrıca dünyanın keseli memeliler bakımından en zengin ülkesidir.W wyniku tego Australia należy do najbardziej zurbanizowanych krajów świata.
Gaziantep, madenler bakımından çok zengin değildir.Gmina nie jest zbyt bogata w użytkowe surowce mineralne.
Bu yeni hücreler genotip bakımından ana hücrenin aynısıdır.Nie ma to jednak znaczenia, jako że komórki te mają te same geny.
Sosyal aktivite bakımından oldukça başarılı bir lisedir.Podczas nauki szkolnej udzielał się społecznie.
Luthier'ler, sadece enstrüman üretmekle kalmaz, aynı zamanda onarımını ve bakımını da yaparlar.Ergoterapeuta ma za zadanie nie tylko leczyć, ale także radzić i wspierać.
Nüfus bakımından, Gana'daki en büyük 16. yerleşim yeridir.Jest szesnastą co do wielkości miejscowością gminy Stolno.
Şok ortaya çıkarsa hemen hastane bakımı gerekir.W przypadku wystąpienia obrzęku krtani konieczna jest jednak hospitalizacja.
Bazı hizmetçiler yaşlı insanların bakımını da üstlenebilirler.Dom Podrzutków sprawował również opiekę nad starszymi dziećmi.
Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır. .Również bogate są niższe partie lasu.
Göl balık bakımından zengindir.Jezioro jest bogate w ryby.
Atatürk Barajı, dolgu hacmi bakımından dünyanın en büyük 6. barajı durumundadır.Oczywiście klub Atlante znalazł się wśród najlepszej szóstki stolicy kraju.
Milli park flora ve fauna özellikleri bakımından önemlidir.Park cechuje się bogactwem przedstawicieli fauny i flory.
Yeni iPhone’un grafik işlemcisi de performans bakımından sıçrama vadediyor.Anonimowy autor ikony miał pomóc podążać we właściwym kierunku.
Çocukların bakımını da unutmamak gerekir.Rodzice nie opiekują się młodymi.
Çocuk Hastalıkları ve Bakımı Mütehassısıdır.Przypominają dzieci proporcjami i zachowaniem.
Atari 400 ve 800 donanım bakımından C64'e bayağı benziyordu ama üretimi pahalıydı.Z zewnątrz C16 przypominał komputery VIC-20 czy C64, jednak obudowa była czarna z szarymi klawiszami.
Nüfus bakımından diğer önemli yerleşkeler Oswestry, Bridgnorth, Newport ve Ludlow'dur.Inne większe miasta na terenie hrabstwa to Oswestry, Bridgnorth, Newport, Ludlow oraz Market Drayton.
Pirinç ayaklanmaları modern Japonya tarihinde kapsamı, boyutu ve şiddeti bakımından eşsizdi.Risupploppen är utan like i modern japansk historia, gällande omfattning och våldsamhet.
Onu, bakımını yapmakta olduğu bir bahçede bulduk."Det är dit vi längtar (ett).
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.Japan är en ögrupp bestående av 6 852 öar.
Yavrunun bakımı neredeyse tamamen dişinin görevidir.För ungens uppfostring ansvarar nästan uteslutande honan.
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.Qimmat Mayrkah Kūzah (kurdiska: Luktey Mêrge Kuje, لوتكەى مێرگە كوژە) är en bergstopp i Iran.
Yelken alanı bakımından orta boydaki laser sınıfıdır.Han är fortfarande aktiv seglare i Laserklassen.
Ebeveyn yavruların bakımını bir süre birlikte gerçekleştirir.Båda föräldrar tar hand om ungarna en tid.
Şarkı, sözleri bakımından Lorde'un "arkadaşlarına ve ülkesine övgüdür".Texten till låten är en "hyllning till hennes vänner och land".
Büyükannesi ve büyükbabası bakımını üstlenir.Farmodern och farbrodern följer henne.
Yavru bakımı görülmez.Vad barnavårdsnämnden inte ser.
İsveç, tüm bunlardan dolayı kişi başında düşen gayrı safi millî hasıla bakımından ilk beşteki yerini kaybetti.Därmed hade Sverige fått sin första vinst, efter totalt femton försök.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Hos svaga, äldre personer kan god munhälsa minska risken för aspirationspneumoni.
Büyüklük bakımından ev kedisi ile kıyaslanabilir.I storlek kan den jämföras med en huskatt.
Afrika'nın en büyük coğrafî alan, konuşan kişi sayısı, dil sayısı bakımından en büyük dil ailesidir.I Afrika är det just dessa språk som har störst geografisk utbredning, flest talare och störst antal språk.
Thompson'ın çalışması onun "sınıf" kavramını tanımlaması bakımından da ayrıca önemliydi.Man skulle kunna säga att Thompsons syn på klassen handlade om klassen för sig.
Göl balık bakımından zengindir.Sjön är rik på fisk.
Diğer bağışçılar bakımın sağlanmasına yardımcı olmak için birtakım vakıflar kurar.I gengäld lovades bidragsgivarna att deras särintressen skall behandlas väl.
Bu hâldeyken onun bakımıyla ilgilenen iki kadın, onun bu olayda felç olduğunu anlattılar.Två av hans kompisar kommer hem till honom då de har hört vad som hänt.
Bu camiler periyodik olarak bakımı yapılmaktadır.Vem vaktar väktarna? har blivit en klassisk fråga.
Örneklerin tutulduğu tüm materyaller koku bakımından nötr olan materyallerden üretilmelidir.Alla dessa tekniker kommer i viss mån att förvränga den doft som råmaterialet utsöndrar.
Almanya, yüzölçümü bakımından Avrupa'nın yedinci, Dünya'nın altmış üçüncü büyük ülkesi konumundadır.Tyskland, med en något större yta än Finland, är Europas sjunde största land.
Çocukların bakımını da unutmamak gerekir.Man bör hålla barn under uppsikt.
Yüzölçümü bakımından ise 21. sıradadır.I ömhet stor han sökt mig 21.
Yabani otlar ve yabani meyveler bakımından çok çeşide sahiptir.De omges av festonger och färgrika frukter.
Mona, üst dudağı ile burnu gibi yüz hatları bakımından az biraz Homer'a benzemektedir.Mona fick samma överläpp och näsa som Homer.
Fakat iki boyutlu durum genellikle hesaplama ve görüntüleme bakımından en kolay olanıdır.Det näst vanligaste värdet inträffar således hälften så ofta som det vanligaste värdet och så vidare.
Bu kavramlar şu şekildedir: Katılımcı sözlüklerin içerik bakımından üç farklı çeşidi vardır.Exempel på detta är den arabiska skriften där bokstäverna har upp till fyra olika former beroende av kontext.
Göller bakımından çok zengin olmasına rağmen bu göller çok küçüktür.Sjön är rik på ruda även om denna är småväxt.
Ülkenin konteyner hacmi bakımından yedinci, kargo tonajı bakımından on üçüncü büyük limanıdır.Hamnen är den fjärde största i Europa räknat i antal ton gods.
Koruma alanı, bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından oldukça zengindir.Området är variationsrikt både vad gäller växt- och djurliv.
Dordrecht yıllar boyunca Hollanda'nn muhafazası bakımından önemli bir anahtar rolü üstlenmiştir.Gille var under många år en del av Nyckelharpsstämman i Österbybruk.
Revir sorumlusu: Hasta ve yaşlı kardeşlerin bakımıyla ilgileniyordu.Hon ägnade sig åt att vårda sjuka och gamla.
Bu nahiye güvenlik bakımından önem taşır.Här lade man vikten på komfort.
Mk I modelinden namlu ve kundağı bakımında az da olsa farklıydı.Den är annorlunda än dagens BMW-modeller i sin konstruktion och enkelhet.
Listeler bakımından şarkı oldukça üstün bir başarı göstermiştir.Kommerisellt sett blev låten ungefär lika framgångsrik.
Kuzey Rus lehçesi Bulgarca'ya ve Makedonya diline telâffuz ve söyleniş bakımından çok benzer.Som sådan är avgränsningen mellan språken, särskilt med bulgariska, flyktig och kontroversiellt.
Dubai'de giyim bakımından bir zorlayıcılık yoktur.Det har aldrig varit olagligt att klä sig i det andra könets kläder i Sverige.
Araba bakımından artısı çok olan bu sürümün, pist bakımından eksisi çoktur.Detta är då baksidan av att bilen har en ganska så sportig inriktning av köregenskaperna.

İlgili Sayfalar