Onun siyasi bakış açısını onaylıyorum.I share his political perspective.
Onun sıradan bir adam olduğunu bir bakışta anladım.I saw at a glance that he was an ordinary man.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
Onun dürüst bir adam olduğunu bir bakışta bildim.I knew at a glance that he was an honest man.
Ben dergiye geçici bir bakış attım.I took a casual look at the magazine.
Etrafa bakındım fakat kimseyi görmedim.I looked around, but saw nobody.
Ben şimdi bir doktorun bakımı altındayım.I am now under a doctor's care.
Oğlum tarafından bakıldım.I am looked after by my son.
Mektubumu aldığına kesin gözle bakıyordum.I took it for granted that she had received my letter.
Onun geleceğine kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that she would come.
Onun bize katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that she will join us.
Ona bakıyordum.I was looking at her.
Onun gözündeki bakışına göre onun şaka yollu konuştuğunu söyleyebilirdim.By the look in his eye I could tell that he was speaking tongue in cheek.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
Anne-babamıza bakılmalıdır.Our parents should be taken care of.
Bir sonraki sayfaya bakın.Look at the next page.
İfadeye sözlüğünüzden bakın.Look up the phrase in your dictionary.
Kafasını erkeğin omuzuna koymuş olan kız şaşkın şaşkın etrafına bakındı.The girl, who had her head on the boy's shoulder, looked around in surprise.
Kitaplar o kadar değerliydi ki onlara büyük bir titizlikle bakıldı.So valuable were books that the greatest care was taken of them.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.The girls are facing each other.
Kabinin görünümüne bakılırsa içeride kimse yaşamıyor.From the look of the cabin, no one lives in it.
Uzaktan bakıldığında, kaya, çömelen bir insan figürüne benziyor.Seen at a distance, the rock looks like a squatting human figure.
Uzaktan bakıldığında, kaya, bir insan yüzü gibi görünüyordu.Seen at a distance, the rock looked like a human face.
Duruma ciddi olarak bakıyor musunuz?Do you regard the situation as serious?
Pirinç, bakır ve çinkodan oluşan bir alaşımdır.Brass is an alloy of copper and zinc.
Ebeveynler, çocuklarının refahı için bakım yapmalıdır.Parents must look after the well-being of the their children.
Onun görünüşüne bakılırsa, onun zengin olduğunu düşünüyorum.Judging from her appearance, I think that she's rich.
İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır.Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.
İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.Man is different from animals in that he has the faculty of speech.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
O hayatın bir bakıma bir yolculuk gibi olduğunu düşünüyor.He thinks that life is like a voyage in a sense.
Bronz, bakır ve kalaydan oluşmaktadır.Bronze is composed of copper and tin.
Bebeğe iyi bakılmalı.The baby must be taken good care of.
Yukarıya bakın.See above.
Hiçbir iki sözcük anlam bakımından aynı değildir.No two words are identical in meaning.
Oğlunuza iyi bakılacak.Your son will be well taken care of.
Bilinmeyen bir kelimeye rastlarsanız, o kelimeye sözlükte bakın.If you come across an unfamiliar word, look it up in your dictionary.
Çin doğal kaynaklar bakımından zengindir.China is rich in natural resources.
Caddeyi geçmeden önce sola ve sağa bakınız.Look to the left and right before crossing the street.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Tren geçerken Tom sürücünün bir anlık bakışını yakaladı.Tom caught a glimpse of the driver as the train raced past.
Elektrik kabloları bakırdan yapılmıştır.Electricity cables are made of copper.
Telefon rehberindeki numaraya bakın.Look up the number in the telephone book.
Telefon rehberine bakın.Look in the phone book.
Cumartesi günleri hastalara bakıyor musun?Do you see patients on Saturdays?
Onlar hayvanat bahçesinde birçok hayvan bakıyorlar.They keep a lot of animals in the zoo.
Bakır elektriği iyi iletir.Copper conducts electricity well.
Bakır ve gümüş her ikisi de metaldir.Copper and silver are both metals.
Onların evleneceklerine kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that they'll get married.
Japonya'da ebeveynler yaşlandıklarında geleneklere göre çocukları tarafından bakılırlar.When parents get old in Japan, they are customarily looked after by their children.
Japonya doğal kaynakları bakımından zengin değildir.Japan is not rich in natural resources.
Japonya doğal kaynaklar bakımından yoksuldur.Japan is poor in natural resources.
Japonya'da yapılmış arabaya bakın.Look at the car made in Japan.
Yaşına bakılmaksızın herkes alınacaktır.Every person will be admitted regardless of his or her age.
Alıcının bakış açısından, bu CD çalarların fiyatları çok yüksek.From the buyer's point of view, the prices of these CD players are too high.
Kutunun içine bakın.Look into the box.
Bize yardım edeceğine kesin gözüyle bakıyorduk.We took it for granted that he would help us.
Suratına bakınca kaybolduğu anlaşılıyor.His face says that he lost.
Köpeğine gündüz halası bakıyor.His aunt takes care of his dog during the day.
Aksanına bakılırsa, o Kyushu'ludur.Judging from his accent, he must be from Kyushu.