Kur’an, kadın peygamberden bahsetmez.أن يكون كلامه لا يشبه كلام الأنبياء، فضلا عن كلام رسول الله ، الذي هو وحي يوحى.
Bu yüzden, kendisine bir evlat bahşetmesi için Tanrı'ya dua etti.إبراهيم، مع ذلك، كان يصلي باستمرار إلى الله ليرزقه ولدا.
Kız kardeşleri ise hemen eve dönerler ve hiç kimseye olanlardan bahsetmezler.ويعودون إلى صفهم لكن لا يسمح لهم بالحديث مع أي شخص على الإطلاق.
Amerika'da yaptığı hiçbir röportajında askerlik anılarından bahsetmemiştir.ولكنها لا تذكر أي شيء عن محاولات اغتصاب في مذكراتها الشخصية.
Kadın, bu konudan hiç bahsetmez.هذه المرأة لا تتكلم.
İletişimden bahsetmektedirler.كلمتى الاخبارى.
Hem Mısır hem Asur kaynakları, bu ismin kullanıldığı toprakların sınırlarından bahsetmemektedir.لم تقدم المصادر المصرية ولا المصادر الآشورية حدودًا إقليمية واضحة لهذا المصطلح.
Türk Ceza Kanunu'nun 237. maddesi de cezai yaptırımdan bahsetmektedir.كما قد يُستشهد بالفقرة رقم 377 من قانون العقوبات الهندي.
"Kimse bana Sergen’den bahsetmemişti.ولم يشر إلى نصرانية قابوس.
Yüreklerinin sesini dinleyip bebeği sahiplenmeye ve bundan kimseye bahsetmemeye karar verirler.على الأبوين أن ينصتا لحديث طفلهم ولا يقاطعانه، ولا بدّ أن يشعر الطفل باهتمامهم له ولما يقوله.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.Porém, na versão deste livro não são retratadas laranjas, e sim melancias.
2008 yılında New York Magazin ondan "plastik cerrahinin kralı" olarak bahsetmektedir.Em 2008, New York Magazine se referiu a ele como "o rei da cirurgia plástica".
Plutarkhos, daha sonra Appian'ın hiç bahsetmediği bir ayrıntıyı anlatır.Depois Plutarco detalha um conflito não mencionado na história de Apiano.
Jerry Lawler daha önce oğlundan hiç bahsetmemişti.Jerry Robinson não teve nada a ver com isso.
Bu şarkı grubun eroin bağımlılığından bahsetmekte.A canção fala sobre a vício da heroína.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Raven não costuma falar de sua vida pessoal para a mídia.
Doktor, ayrıca rejenerasyondan bahsetmek üzereyken konuyu hemen değiştirmiştir.O Doutor igualmente menciona inadvertidamente a regeneração, mas então muda rapidamente o assunto.
Eserlerinde kendisinden daima "Ali Ufkî Bey" olarak bahsetmektedir.No restante de sua vida, ela sempre se referia a ele como "Mr. Griffith".
"Kimse bana Sergen’den bahsetmemişti."Ninguém queria o Mário Sérgio no Grêmio.
Günümüze gelindiğinde Brian, psikiyatristine bu deneyiminden bahsetmektedir.De volta ao presente, o cão conta ao seu psiquiatra sobre tal experiência.
(O döneme ait yabancı kaynaklar da benzer rakamlardan bahsetmektedirler).De bronnen spreken daar verschillend over).
Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.Over dit geval is ook gepubliceerd door Sigmund Freud.
Alabama ve Clarence uyuşturucunun satışından kazanıkları parayla Cancún’a taşınmaktan bahsetmektedirler.Clarence en Alabama rijden nietsvermoedend naar Californië om de drugs te verkopen.
Şarkıda Madonna siyasi ve dini görüşlerden bahsetmektedir.In "American Life" bezingt Madonna haar kijk op religie en de politiek.
Fakat kendisi heykelin konusu veya esin kaynağına dair herhangi bir bilgiden hiç bahsetmemiştir.Ze hebben hem nooit iets verteld over zijn afkomst of over de tovenaarswereld.
Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombasının atılmasıdan bahsetmeden.Nagasaki voor en na de atoombom.
Kız kardeşleri ise hemen eve dönerler ve hiç kimseye olanlardan bahsetmezler.Haar ouders komen thuis en herinneren zich niets van de ontvoering.
Aynı sebepten dolayı çocuğun varlığından da bahsetmez.In deze periode spreekt het kind ook niet.
İnsanlar gerçek hayatta da oyuncudan Silvía Night olarak bahsetmeyi tercih ederler.Dit was allemaal een act die bij haar rol als Silvia Night hoorde.
Kadın, bu konudan hiç bahsetmez.Zij vertelt hem nooit over de ruzie.
Eiríks saga Rauða ve Grænlendinga saga bu genişlemelerden bahsetmektedir.In de IJslandse saga van Erik de Rode en de saga van de Groenlanders wordt hier uitgebreid over verhaald.
Başka atomlarla etkileşmeyen bir atomun büyüklüğünden bahsetmek anlamsızdır.Een maat die geen atomen bevat wordt niet-atomair genoemd.
Eşine ise fikirlerinden bahsetmez.Ze stelt geen vragen aan de vrouw.
Bu akşam işinden bahsetmeyelim.Laat ons vanavond niet over je werk praten.
Tom okuldan bahsetmek istemediğini söylüyor.Tom zegt dat hij niet over school wil praten.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.Księga została otwarta (Ap 5,2-3; 6,1 nn), nie rozwinięta.
Mektubun yazarı böbreğin diğer kısmını kızartıp yediğinden bahsetmektedir.Autor listu twierdził, że drugą połowę nerki usmażył i zjadł.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Jednak według Hipokratesa zapalenie płuc to choroba „określona przez przodków.”
Bu zamanda yaptıklarından sonrasında hiç bahsetmedi.Później już nigdy nie powtórzył tego wyczynu.
Öklit toplam 13 kitaptan oluşan Elementler'in ilk kitabında 10 tane aksiyomdan bahsetmektedir.Po trzecie: dwanaście artykułów zebranych z mojego pierwszego komentarza do Księgi Rodzaju.
Skeçlerden oluşan bu program günlük olaylardan bahsetmektedir.Program pokazuje proces produkcji przedmiotów, z którymi mamy do czynienia na co dzień.
Nihongi'nin aksine, Kojiki resmi bir tarihten bahsetmez.W przeciwieństwie do Joachima nie stosuje rekapitulacji.
M.S. 140 civarında Eblana Civitas adlı bir yerleşim yerinden bahsetmektedir.Omkring 140 e.Kr. refererade han till en boplats han kallade Eblana Civitas.
Aynı sebepten dolayı çocuğun varlığından da bahsetmez.Det finns ingen beskrivning av flickan heller.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Emellertid refererade Hippokrates till lunginflammation som en sjukdom "namngiven av antikens folk".
Tara, "gerçek yüzü"nden bahsetmektedir.Mot detta satte Kantor ”verkligheten”.
Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.Idén föreslogs först av Sigmund Freud.
Bazen, özellikle de Mitsuki Eichi’den bahsetmeye başladığı zaman bunalıma girer.Shinigamin Takuto Kira, blir oftast irriterad när Mitsuki talar om Eichi Sakurai.
Skeçlerden oluşan bu program günlük olaylardan bahsetmektedir.På videobloggen följer man hans dagliga händelser.
Ayrıca yeni Inventing ve Sculpting hobilerinden de bahsetmek gerekli.Här finns därmed också utförliga skapelseberättelser och eskatologiska föreställningar.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Однак Гіппократ називає пневмонію хворобою, «названою стародавніми жителями.»
"Kimse bana Sergen’den bahsetmemişti.Ніхто з них не знав про Валтасара.
Birçok ümmî şairden bahsetmek mümkündür.Чимало поезій присвячує відомим поетам.
Bu yüzden, kendisine bir evlat bahşetmesi için Tanrı'ya dua etti.Він звернувся з молитвою до Аллаха, щоб той послав йому сина.
Bu grafikler X boson ve Higgs bosonlarından bahsetmektedir.Ці графіки відносяться до бозонів Х і Бозонів Хігса.
Roma kaynakları bu savaştan bahsetmez ve Gordion'un uzakta Fırat'ın akıntısında boğulduğunu iddia eder.Римські історики не згадують про цю подію та припускають, що Гордіан загинув у верхів'ї Євфрата.
Henüz bundan kimseye bahsetme.Поки що нікому про це не кажи.
Pakistan Anayasası cinsel yönelimden veya toplumsal cinsiyet kimliğinden bahsetmemektedir.Ústava Čínské republiky se nijak přímo nevyjadřuje k sexuální orientaci nebo genderové identitě.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Hippocrate se referea însă la pneumonie ca la o boală „cunoscută de strămoși”.
I Did It Again" şarkısından bahsetmektedir.Detalii referitoare la structura muzicală a cântecului „Did It Again”.