bahsediyor ile cümle
bahsediyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Di fatto, parlandone adesso, non riusciamo neanche a immaginare di compare un lettore MP3 della Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.En fait, en y pensant, on ne peut même pas imaginer acheter un lecteur MP3 de Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Faktanya, sekarang kita tidak bisa membayangkan membeli MP3 player dari Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Faktisk, når jeg taler om det nu, kan jeg ikke engang forestille mig at købe en MP3 afspiller fra Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Faktum är att berätta om det nu, vi kan inte ens föreställa oss köpa en MP3 spelare från Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Most hogy így beszélünk róla, el se tudjuk képzelni hogy MP3 lejátszót vegyünk a Delltől.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Mówiąc o tym dzisiaj, nie możemy sobie nawet wyobrazić aby móc kupić odtwarzacz MP3 firmy Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.사실상, 그와 관련해 이야기 할때, 우리는 델사로부터 MP3플레이어를 산다는 것을 상상 조차할 수도 없습니다.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Nem sequer conseguimos imaginar-nos a comprar um leitor de MP3 da Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Thực tế, nói về nó bây giờ, chúng ta thậm chí không thể tưởng tượng mua một máy MP3 từ Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Vlastně, teď když o tom mluvíme, nedokážeme si ani představit, že bychom si pořídili MP3 přehrávač od Dellu.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Ακόμη και τώρα που το συζητάμε, δεν μπορούμε να φανταστούμε πως θα αγοράζαμε MP3 player από την Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Всъщност, като говорим за това сега, дори не можем да си представим да купим МР3 плейър от Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.На самом деле, говоря об этом сейчас, мы даже не можем себе представить как можно купить MP3-плеер от Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.Насправді ж, говорячи про це зараз, ми навіть не можемо уявити купування МР3 плеєра, зробленого Dell.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.למען האמת, כשאנחנו מדברים על זה, אנחנו לא מסוגלים לדמיין לקנות נגן MP3 מדל.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.في الحقيقية وأنا أتحدث عن هذا الآن ، لايمكننا حتى تخيل أننا نشتري جهاز MP3 من ديل.
Aslına bakılırsa, 'Dell'den' bir MP3 çalıcı satın almaktan hayâl bile edilemeyecek bir şeyden bahsediyoruz.想像すらできませんよね コンピュータ会社の MP3 プレイヤーなんて誰が?
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Bavíme se o slušně bohatém Holanďanovi.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Chúng ta đang nói về những người khá giàu có.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.En realidad estamos hablando de un holandés bastante rico,
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Estamos a falar de um holandês razoavelmente rico.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Hanem már egy elég gazdag Holland.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.제법 먹고 살만한 사람들을 놓고 이야기하고 있는 셈이죠.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Nous parlons en fait d'un néerlandais plutôt riche.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Stiamo in realtà parlando di un tipo olandese abbastanza ricco
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Tapi kita membicarakan seorang kaya Belanda.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Vi snakker faktisk om en ret rig hollandsk fyr.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Vorbim de fapt, despre un olandez destul de bogat.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.We hebben het dan over een redelijk rijke Nederlander.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Wir reden eigentlich über einen ziemlich reichen Niederländer.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.W rzeczywistości mówimy o całkiem bogatym Holendrze.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.А говоримо про доволі багатого данця.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Всъщност говорим за един доста богат холандец.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.Мы на самом деле говорим о довольно богатом голландце.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.אלא בדני יחסית עשיר.
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.بل نحن نتحدث عن الشخص المتوسط الغني في هولندا .
Aslında, bugünün oldukça zengin bir Hollandalısından bahsediyoruz.すなわち 本当のところ
Aslında integral hesabından bahsediyorum.І, насправді, я зараз використовую інтегральні розрахунки.
Aslında integral hesabından bahsediyorum.אני כבר נוגע בחשבון דיפרנציאלי.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Aku sangat sadar. Charming kesederhanaan.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Beszél a bor és a nők mint a bevezetés a vadászat.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Charmerende enkelhed.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Duyên dáng đơn giản.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.El vorbeste de vin şi a femeilor ca un preludiu la vânătoare.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Für ihn sind Frauen und Alkohol der Auftakt für die Jagd.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Hij spreekt van wijn en vrouwen als een prelude op de jacht.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Il a parlé de vin et de femmes comme prélude à la chasse
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Jag är helt nykter. Charmig enkelhet.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Jestem zupełnie trzeźwy. Urocze prostoty.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Mluvil o ženách a o víně v očekávání lovu.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Olen täysin raittiina. Charming yksinkertaisuus.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.On govori o vinu in ženskah kot uvod v lov.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Som úplne triezvy. Očarujúce jednoduchosť.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Sono perfettamente sobrio. Semplicità affascinante.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Είμαι απόλυτα νηφάλιος. Καλαίσθητο απλότητα.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Той говори за виното и жените като прелюдия към лова.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Я абсолютно тверезий. Чарівна простота.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.Я совершенно трезв. Очаровательная простота.
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor.الساحرة البساطة.